22 Aralık 2013 Pazar

Dudakları Yakan Bir Çift Sözün Vardır Ey İstanbul...



Kadıköy'den vapura bindim. Karaköy'de indim. 

Aklımın dümeni, midemin komutlarıyla çalıştığı için olmalı... Vapurdan atladığım gibi...  Marş marş... İskelenin yanıbaşındaki balıkçılar çarşısına gittim. Derhal ekmek arası balık, kuru soğan söyledim. Of!.. Nasıl anlatsam bilmiyorum. Hastasıyım!.. Karaköy'e ayak bastım mı, midem ayaklarıma hükmeder. Ayaklarım cızbızcı balıkçının tezgahının önüne tıpış tıpış gider. Yemeden duramam ne yalan söyleyeyim. Zaten beş liradır. Otobüse binecek param kalmasa bile... İcabında İstanbul'u baştan sona yürürüm... Beş liramı her daim cebimde hazır ederim. Mutlaka yemeliyim. Laf aramızda, bu benim Karaköy törenim. Alırım elime balık ekmeğimi... İnsanların arasındayım diye çekinmem... Hem yürürüm hem yerim. 

İşte o'na balıkçıların arasında rastladım. Tam elime ekmek arası balığımı almıştım. Denize doğru döndüm.  Zaten kış mış dememiş, vapurun balkonunda oturmuştum.  Oturmuş da efkârlı efkârlı "Ey sen ne güzelsin ey kavgamızın şehri..." diyerek İstanbul'a bir türkü tutturmuştum. Rüzgâr çooktaan bünyemi sarhoş etmiş. Balık kokusu nasıl anlatsam sana... Mis... Mis...  Ekmeği tam ısırıyordum ki o'nu gördüm. Orada... Dalgakıranın tam yancağızında... Tahta parçacıklarıyla alevlenen, eski usul  semaverden bozma soba. Üstünde fokur fokur çay kaynamakta... Ah, delirdim, delirdim. "Sen nesin ya, sen nesin?" diye seslendim. "Sen hep mi buradaydın yoksa? Seni neden daha önce hiç görmedim."

Acaba o'nu görünce büyükannemin semaveri mi aklıma geliverdi? Hani Sait Faik'in öyküsündeki gibi... Kızarmış ekmek kokan odada semaver ne güzel kaynardı. Acaba o'nu içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrikaya mı benzettim? Onda yalnız koku, buhar ve o eski günlerin mutluluğunu mu hissettim? Bir gün büyükannem öldü. Ve o evde, o, bir daha kaynamadı. Bunları düşündüm ya, gözlerim buğulandı.

Balıkçılardan biri vaziyetimdeki tuhaflığı sezdi. "Çay ister misin ablacım? Ihlamur bu... Soğukta iyi gider." dedi. Burnumu çektim. Gülümsedim. "İsterim ya... İsterim tabi." dedim.  Başımı İstanbul manzarasına çevirdim. Galata Köprüsü bir köprü gibi değil,  bir mahalle gibi görünüyordu. Baktıkça... Baktıkça... Şehir içli bir bir şiire dönüşüyordu. Eski semaverin içindeki tahtalar çıtırdadı. Yüreğime ılık, hazin bir şeyler akmaya başladı. Büyükannem'in "Ortalık yerde  yeme. Fakir fukaranın gözü kalır." sözü aklıma geliverdi.  Elimdeki ekmeği, balığı öptüm. Çoktandır unutmuşum. Nimet olduklarını hatırıma getirdim. Sobanın yanına çöktüm. Çayımı üfleye üfleye  içtim. Balık ekmeğimi gizli gizli yedim bitirdim.


not-başlığı vedat türkali'nin "dudaklarını yakan bir çift sözün vardır" dizesinden esinlenerek yazdım.

17 yorum:

  1. Keşke ben de orada olsaydım tesadüfen, Karaköy'de. Keşke senle tanışsaydık. Keşke HayalKahvem'i yazan blogger olduğunu söyleseydin. E ben seni zaten biliyorum deseydim. Keşke...Ama sohbetin devamını getiremeyebilirdim belki.

    YanıtlaSil
  2. Harika bir yazı ,yüreğine sağlık ..

    YanıtlaSil
  3. Karaköy,Galata,semaver,babaannen,balık-ekmek ne güzel bir yaşam kesiti...bir gün çalıvermişsin köprüden ..:) CWRM :)

    YanıtlaSil
  4. Bazan koskoca dünya içinde, köşede kalmış bir ayrıntı bizleri nasıl değişik hayallere sokabiliyor değil mi Ceren?

    Şahneydi gerçekten:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen beni crazywomanrosemary olarak tanırsın hayal kahvem ;)

      Sil
  5. Bu yazı da sevdiğim bir öykü gibi hep aklımda olacak.
    Güzel günlerde güzel anılarınız olsun.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahi mi Serpil? Ne güzel!

      Teşekkür ederim:)

      Sil
  6. Kaleminize yureginize saglik..sevgiler:)

    YanıtlaSil
  7. Çok güzell..yaşadım sankii. Ozlemişim yazılarını. Yarın istanbula geliyorum. Haberleşelim mii??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hımm... Ben köydeyim ama:)

      Zik zak yapıyoruz seninle Dostca :))

      Sil
  8. bi saniye. şu semaveri gidip görebilirim yani.
    karaköy tarafında diyosun köprünün.

    o yerler ilginç sahiden.
    istanbulun farklı bi yüzü orda da.
    istanbulun çok yüzü var.

    bu yazın çok iyiydi.
    bu duyguların çok tanıdık.

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka görün derim:)

      Ama dikkat... Kadıköy Eminönü- Karaköy arası gidip gelen motorlara binmek lazım.
      Köprüye sırtımızı verdiğimizde sol taraftaki iskelenin arkasındaki balıkçılar var ya..
      Hani aslında balık satılıyor da... Bazı cızbız balıkçılar ekmek arası balık hazırlıyorlar.
      İşte orada... yerde... illa görmek mümkün.

      Dikkat... Çok rüzgarlı havalarda üstüne o yandaki silidiri geçiriyorlar:)

      Teşekkür ederim Deeptone. Duyguların müşterek olduğunu bilmek güzel.

      Sil
  9. Yazınızla bende İstanbul da sizle gezdim..Çok güzeldi.Sevgiler....

    YanıtlaSil
  10. Harika bir yazı olmuş kaleminize yüreğinize sağlık. Vedat Türkali hocamıza anmış olduk sayenizde. Onun yeri İstanbul deyince bambaşka.

    YanıtlaSil