9 Ekim 2018 Salı

Bir Kitap Ve Açılan Kapılar Ve Niyetlerim....

Siz  ne dersiniz bilemem.  Şahsen internete denk gelen bir zaman diliminde yaşadığım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Mesela John Fowles'in  Koleksiyoncu adlı etkileyici, tüyler ürpertici romanını tüm merakımla okurken, kitap içinde  adı geçen yazarları, ressamları ve eserlerini her daim gugılladım.  Ve önüme yeni kapılar açıldı. Durur muyum? 
O kapılardan içeriye daldım. İşte aşağıya sıraladım:)


"Ferdinand" dedi, senin adın Caliban olmalıymış. s70
Deli. Ona bir ad takmalıyım. Ona Caliban diyeceğim. s.147
(Fırtına'yı okumaya niyetlendim)


"Gidip Cezanne'ın resimlerini içeren bir kitabı aldı. "Bak" dedi, renkli bir elma tabağı resmini işaret ederek.  "Elmalar hakkında her şeyi söylemekle kalmıyor, aynı zamanda bütün elmalar ve bütün biçimler ve bütün renkler üzerine de her şeyi söylüyor."s.69
(Cezanne tablolarına göz gezdirdim.)


""Tantalos gibi." Kim olduğunu açıkladı." s.117
(Tantalos Efsanesi'ni öğrendim.)


"Berthe Morisot gibi resim yapmayı arzu ediyorum. Onun renkleri, biçimleri veya üslubuyla değil; ama onun sadeliği ve ışığıyla" s.147
(Berthe Morisot'un hayatını öğrenmeye niyetlendim. Tablolarına göz gezdirdim.)

Aşağıdakiler aklıma gelenler...
(Koleksiyoncu ve Kuzuların Sessizliği'ni seyredesim geldi.)



 Fransız Teğmen'in Kadını'ı tekrar seyredip,
yıllar önce okuduğum romanında altını çizdiğim cümlelerde dolanmaya niyet ettim.



(Oğuz Atay'ın "Ne Evet Ne Hayır" öyküsünü hatırladım.
Tekrar okumaya niyetlendim.)


John  Fowles'in hayatını feci merak ettim.