17 Nisan 2026 Cuma

Hal Dili Bilmek...

 

"Öğrenilmesi en zor dil hâl dili olsa gerek. Hem konuşması, hem anlaması çok zor. Konuşmadan konuşmak, dinlemeden dinlemek hâl dili. Konuşanı, bağıranı, söveni, sayanı, haykıranı, tane tane anlatanı, tatlı tatlı anlatanı, usul usul anlatanı anlamak nispeten kolay. Konuşmayanı anlamak en zoru. 

On dil bil istersen, onunu da sular seller gibi konuş; en iyi senin gözlerin görsün hadi, en iyi senin kulakların işitsin, en zeki de sen ol aramızdaki; hâl dilini bilmiyorsan hâlden anlamıyorsun. 

Bir de hiç dinlemeden, görmeden, duymadan, arada hiç söz, hiçbir anlatı olmadan anlamak var; “malum olmak. Hani Yunus Emre “hâlimi arz etmeye geldim” dediğinde ona diyorlardı ya “hâlin bize malum oldu” diye. Öyle müthiş bir an. Arz etme, anlatma, biliyoruz biz… Nasıl rahatlamıştır kim bilir, nasıl hafiflemiştir.

Biz bu kadarını alamayız, gözümüz bu kadarında değil, biz bu hâlin zerresine muhtacız. Birinin gözlerimizin içine derinden bakıp gözlerini kapatıp açmasına, bir küçük anlaşılma anına, birbirimizin sırtına usulca dokunmaya, birlikte yutkunmaya, bir sıcak tebessüme de muhtacız.

Bu dili kimden öğreneceğiz? Öğretmeni yok, kursu yok, kitabı yok, bilenler ortada yok.

Ama bilenler varmış bir zamanlar. Belki bin yıl önce şuralardan geçmişler, şurada soluklanmışlar, belki bize bir iz bırakmışlardır, belki hiçbir yere gitmemişlerdir."

   Karikatür/ Metin Üstündağ
   Yazı / Şermin Yaşar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder