17 Ocak 2009 Cumartesi

Özcan Alper - Sonbahar


Daha yeni Kim Ki Duk'un İlbahar,Yaz,Sonbahar,Kış,İlkbahar filmini izlemiştim ve bu filmi bloguma yazmıştım.Bugün ise memleketim gençlerinden birinin, Özcan Alper'in yazdığı ve yönettiği bir film olan Sonbahar'ı seyrettim. Özcan Alper'in ilk uzun metrajlı filmiymiş ve yukarıdaki fotoğraf Adana Altın Koza Festivali'nde ödül aldığında çekilmiş. Özcan Alper Artvin Hopa doğumlu ve film yönetmenin kendi coğrafyasında Çamlıhemşin'de geçiyor. Filmde Hemşince ve Gürcüce konuşuluyor. Film yılın en iyi on filmi arasında. Gerçekten çok güzel bir film...


Film “…her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına…” ithaf edilmiş. Çünkü ülkemizde 122 kişi ölüm oruçlarında, 32 kişi de hayata dönüş operasyonlarında hayatını kaybetmiş.

Filmin kahramanı Yusuf da üniversitede okurken, katıldığı eylemlerden dolayı 22 yaşında mahkum edilmiş ve cezaevine girmiştir. Yani Yusuf'un ömrünün ilkbaharı hapiste geçecektir.10 yıldır tutukluğu kaldığı hapishanede F tipi cezaevlerini protesto etmek için açlık grevi yapan gruba katılır. Ciğerleri iflas eder. 2 yıl daha cezası varken sağlık nedeniyle tahliye edilir.


Ömrünün ilkbaharını tutuklu geçirmek durumunda kalan Yusuf, yazı hiç göremeden ömrünün sonbaharına atlayacaktır. Hani vardır ya türkümüz"Baharı görmeden yaz geldi geçti "diye,sanki bu türkü Yusuf gibiler için söylenir.Amansız bir hastalığa yakalandığını öğrenen Yusuf, cezaevinden çıktığında, son günlerini geçirmek üzere,köyde yaşayan yaşlı annesinin yanına gider. İşte Karadeniz'in sonbahar mevsimindeki olağanüstü güzel doğası ile ömrünün sonbaharını yaşayan Yusuf'un hüzünlü hali kesişir.Hazan'a hüzün bir kez daha acıtarak yakışmış, bu filmde yönetmen tabiat ve insan doğasının sonbaharını şahane görüntülerle beyaz perdeden yüreğime geçirmeyi başarmıştır.

Bana göre çekimler, mekanlar ve sosyal ortamlar okadar doğal ki, filmde rahatsızlık verici birşey bulmak mümkün degil. Annesiyle karşılaşmasında Hemşince konuşmaları filmi çok daha samimi kılmış. Bildiğim kadarıyla Yusuf'un annesini, bizim köylü teyzelerden birisi oynamış. Yönetmenin buna cesaret etmesi insanı hayrete düşürüyor ama annemiz de rolünü hakkıyla yerine getiriyor. Kırk yıllık sanatçıymışcasına annenin hüznünü tüm doğallığıyla seyirciye geçirmeyi becerebiliyor.


Filmin bizimle paylaştığı bir başka memleket gerçeği de Karadeniz'deki tabir i caiz ise nataşalar meselesi. Rusya'nın parçalanması sonucunda bağımsızlığını kazanan ülkelerdeki trajediler nedeniyle ülkemize gelen Gürcü kadınları konu etmiş film. Neden böyle durumlarda kadınlar ve çocuklar hep çile çekerler diye düşündürüyor film insana. Zira filmdeki kadın kahraman Elka memleketinde küçük çocuğunu bırakmış ve para kazanmak için Karadeniz'e gelmiş bir Gürcü kadındır.


İdeolojik düşünceleri peşinde yılları hapiste geçmiş Alper ve ülkesinin ideolojik meseleleri yüzünden çocuğundan ve memleketinden ayrı düşmüş, istemediği yollardan para kazanmaya çalışan Gürcü Elka'nın yolları kesişiyor. Yönetmen büyük bir zerafetle filmin sosyal mesajını seyirciye geçirmeyi başarabiliyor. Neler olup bittiğini tekrar tekrar düşündürüyor.


Yusuf hapisteyken babası ölmüştür ve ablası evlenip gitmiştir. Annesi yaşlanmıştır. Köyde daha çok yaşlılar yaşamaktadır. Arkadaşı Mikail köyde yaşamaya devam etmekte ancak ruh sağlığı onun da çok iyi değildir.
Yusuf yıllarca hapis yattığı ve birkaç aya kadar öleceğini bildiği için içine kapanık bir hali vardır.
Yusuf rolündeki Onur Saylak Yusuf'un hüznünü seyirciye geçirmeyi iyi başarıyor. Ben Yusuf da bir pişmalık durumu hiç sezmedim. Bence Yusuf'un hüznü,bukadar genç yaşta öleceğini bilmenin getirdiği doğal bir hissiyat durumu. Hiç kolay değildir ki bu durumun kabullenilmesi...


Mevsim sonbahardan kışa dönmüştür. Yusuf elindeki tulumla annesine şahane bir ezgi terennüm ederken, tulumun sesi bir annenin oğula yaktığı bir ağıta eşlik etmeye başlayacaktır.
İnanılmaz bir ağıttır bu! Memleketimin o yürek dağlayan ağıtlarından! Sonbahar bitmiş ve bembeyaz örtüsü ve sessizliği ile artık kış gelmiştir.

Doğal güzelliklerin değişimi ile yönetmen anlatmak istediği hikayenin çok güzel anlatıcısı olmuş. Film çok ağır akıyor olsa da görüntüsü, oyunculuğu,müziği ve vermek istediği sosyal mesajları ile okadar etkileyici ki, sabırla fimin sonunu bekliyorsunuz. Tavsiye ederim . Çok güzel bir film.

6 yorum:

  1. Merhaba,Harika anlatmışsınız..nerdeyse filmi izlemiş gibi oldum..nerden buluyorsunuz bu filmleri:))

    Ama bu filmi izlemek isterim.Karadenizliyizya hemen filme ısındım :))

    Sevgiler,Özlem

    :)) iş saatı ama sabahları artık okuyorum yazılarınızı..harika yazıyorsunuz vallaha

    YanıtlaSil
  2. Heyy! Benim ofistekiler çalışmıyorlar da bloğumdaki yazıları okuyorlar demek ki! Özlemcim nasıl Karadeniz kokusu aldin degil mi?Mutlaka git canım...Yaşar'la git hatta.. Çok seveceksiniz:) Blogumdaki yazilari okunduğunuzu bilmek de ayrıca çok hoş! Sevgiler,

    YanıtlaSil
  3. komşu kızı20 Ocak 2009 01:16

    Vildancığım Teyze..bu yazıyı sana gizli gizli yazıyorum :) babam beni uyuyorum sanıyor şu anda..geçen gece internette ne işim varmmış bu saatte diye beni azarladı :) galiba internetle bar pavyon ve kumarı aynı kefeye koyuyor. O yüzden ben de gzli gizli giriyorum..galiba yakında sinemayı da yasaklayacak. Ne varmış bu bu kadar gidecek gittin gördün öğrendin yeter artık diyor. Acaba sinemayı ne olarak görmeye başladı dersin. Sanırım uykusuzluğa ve parasızlığa yol açan herşeye cephe aldı. Ben aslında şey diyecektim. Şey biliyormusunuz ben de bu filme gittim gecen gece arkadaşimla..Ama siz bir başka anlatmışsınız. Aynı film olamaz dedim. Acaba ben ara ara uyudum da kaçırdımmı bazı şeyleri diye düşünmeye başladım..yoksa baktın da görmedim mi.. duydum da anlamadım mı..Şu da olabilir ama. benim gittigim saatte akşam dı ya..kızlar eve geç kalmasın da babaları kızmasın diye kesmiş olabilirler filmi az az. Ben diyorum ki bir de gündüz gidip seyrediyim bakiyim.. ne dersin olabilirmi Vildan Teyzem?

    YanıtlaSil
  4. komşu kızı! bu ne acıklı bir yazı... yazdıkların çok hoşuma gitmedi... ailenin sözünü dinle... ne o yazdığın-sözüm ona- eğlence yerlerinin isimleri öyle... sen nereden biliyorsun öyle yerleri... ailen haklı bence.. erken yat...erken uyu... sinemaya gitmek istersen de bana söyle... birlikte gidelim olur mu:) sinemada gördüm ben seni.. bu filmi seyrederken uyukluyordun... anlamamışsın ya o yüzdendir:) sevgiler bebek...

    YanıtlaSil
  5. Komşu kızı21 Ocak 2009 01:53

    Haklısın Vildan Teyzem. Ama inan düşündüğün gibi değil. Ben gitmem öyle yerlere. Ama bilirim. Nerden bilirsin diye bir sor bana?..sordun dimi? tv deki paparazzi programlarından. Sonra..eski türk filimlerinden. Sonra gazetelerden.. internetten.. yeni türk filimlerinden..bir de babam duymasın bir kere barın önünden geçerken penceresinden içeriye bakmıştım arkadaşımla. Karaoke bar dedi arkadaşım bana. Ben cok meraklıyımdır. Mesela bu filmde iki kadın vardı havalı havalı. Pek cici kız gibi degillerdi ama kimse de onlara kötü gözle bakmıyordu sataşmıyordu. Kardeşede benzemiyorlardı. Oğlan annesine hiç yardım etmiyordu. Geleneklerimizde varmı bu. sonra hamsi , karalahana falan da hiç yemediler. Neyse ama cok begendim oraları oralara gelin gitmeyi degil ama gezmeye gitmeyi isterim doğrusu. Gezi düzenlerseniz babamdan izin alması sizden. Babam bizimle gelemez. Onu yol tutuyor. Sevgiler vildancım ablam. Öptüm :)

    YanıtlaSil
  6. filmi bugün izledim ağır bir seyir şeklinde olaylar akıyor ama dediğiniz gibi şahane karedeniz2den görüntüleriyle hiç de göze batmıyor her bir manzarada siz de akıp gidiyosunuz .gerçekten çok güzel anlatmışsınız dikkatli bir izleyicsiniz

    YanıtlaSil