4 Ocak 2012 Çarşamba

Ve İş Ve Ofis Ve Hayal


Bazan kambur üstüne kambur gelir ya... Du bi.. Teker teker gelin dersin  hani... Hah! Bugün el attığım herşey aynen böyleydi. Bu kadar mı devleşir, bu kadar mı ters gider bütün işler... Bu kadar mı haybeye gider sarfedilen bütün sözler... Bu kadar mı egom ayaklar altında düşer... Bu kadar mı insan kendini çaresiz, zavallı hisseder... Pes vallahi!.. Adeta kaybetmişim kendimi... Netlik ayarım tamamen gitmiş sanki... Hatta sesim içime kaçmış olabilir belki... Ya telefonda  güvensiz sesle fısır fısır konuşuyorum, ya önümdeki teklifleri silip silip düzeltiyorum.  Kendime güvenim sıfırın altında eksi bin beşyüz. Yaptığım, söylediğim hiç bir şeyden emin değilim. Hatta sanki ben ben değilim anlatabiliyor muyum? Sanki ceberut ruhum firar etmiş... Sanki içime en korkağından pısırık mı pısırık biri yerleşmiş...  Tek başına ha babam de babam koşturan sanki ben değilmişim de sade cismimmiş. Of! Bir ara nasıl nefessiz kaldım anlatamam. Ellerim boğazımda sürünerek pencerenin önüne gittim. O ne? Bir de ne göreyim? Ben... Ben...  Karşıdaki ağacın üzerinde değil miydim? Hey!.. Yüzümde ılık bir gülümseme... Huzur içinde kitap okuyordum ofisteki vaziyetimin aksine? Olabilir mi? Olabilir inan ki... Çünkü ağaçlara tırmanmayı çocukluğumdan beri sevdim...  Tamam... Ben ofisteydim... Tamam... Ruhumun firar edip ağaça tırmanıvermiş olması bana hiç tuhaf gelmedi... İyi ama... Ah!.. Yağmur gibi yağan kitaplara ne demeli? Biliyor musun, ilk kez hayal ettim böylesini... Şahaneydi!.. 

Ben bu vaziyetimi hayal edince... Düşünsene... Ağaçta oturmuşum... Sonbahar yaprakları misali kitaplar  etrafımda uçuşuyormuş... Ben ayağımı dal boyunca uzatmışım. Huzur içinde kitap okuyormuşum... Of! Hayali bile başımı döndürdü yeminle... Bu hayal üzerine ben bir toparladım bir canlandım iyi mi? Üzerime dehşet verici bir cesaret geldi... Hissettim ceberrut ruhum gerisin geri döndü.

Elimi enseme sokup saçlarımı arkaya doğru attırdım. Şimdi marş marş istikamet odan! diye  bağırdım... En artiz edamla püfür püfür salınarak odama geçtim. Gün boyu gözümde devleşen işlerimi bir solukta ezdim bitirdim.


28 yorum:

justine dedi ki...

Bravo!
;)

Hayal Kahvem dedi ki...

:)) Justine :))

Dilek dedi ki...

:) ne güzel tasvirler yapmışsın. Demek netlik ayarın bozulmuş ha? :) Alemsin kızım ya..nerden de bulursun bu lafları.
_romanlardan deme. İnanmam bu seferr''!!!!
Ama o ağaçtakinin sen olduğuna inanırım. Kesin sensindir o.
Evet..evet..sen! :)).

Kısaca Fd dedi ki...

dışardan bakınca hiçbirşey olmuyor gibi. Ama içte neler oluyor. Ne değişimler. Insan olmak böyle bişey işte .

kara kitap dedi ki...

herkesin çok bunaldığında ruhu firar etmek istiyor galiba. ben de dün önceki hayatımda galiba çingene falandım o yüzden ruhum bu kadar firari diye düşündüm.

isterenklihayat.blogspot.com dedi ki...

Ah ah aynı seyleri ben de yasadım dün :(

Çiçeklendim Ben dedi ki...

Zaman zaman oluyor böyle hissiyatlar. Olabilir. Hayalin çok güzel...Ben de sıkkınken turkuaz renkli bir denizde sırt üstü durduğumu hayal ederim çoğu kez:)

selinacar dedi ki...

Yağmur gibi yağan kitaplar...Ruhuna kitap yağarken bedene nasıl cesaret gelmesin?

Vladimir dedi ki...

Ben nevrim döndüm ya da sıkıldım mı feci kiserim işlere, yayılır kalırım O yüzden kendini motive edebilmeni, işlerini bitirebilmeni inanılmaz takdir ettim :)

mit dedi ki...

Aynı durum bende de var bu aralar ne hikmetse. Bir ümitsizlik, bir karamsarlık... Sormayın gitsin! Ne yapsam ne etsem atamadım üzerimden. Sizin yöntemi mi denesem acaba? Ama aklıma gelen ilk şey küçükten ağaçtan nasıl düştüğüm oluyor bu seferde :) Kılıcım Buhran-Dağıtan'ı çekeceğim bu gidişle :P Sevgiler...

bahar006 dedi ki...

İşte bu, kendi kendinin ilacı olan insanlara bayılıyorum:)

Profösör dedi ki...

Maşallah.. Maşallah.. Maşallah...

Elenore' dedi ki...

Kabul günlerim oluyor bazen, benin aslında ben olmadığı ve içimden çıkıveriyor hiç tanımadığım küçük şeytancıklar, üstelik oyunları yalnızca bana.

İşte o durumlarda, biraz sessizlik, biraz müzik, bir tütsü ve loş ışık; cennetin kapılarını açabiliyor..

incecikten dedi ki...

içimi ısıttı bu hayal:)

Hayal Kahvem dedi ki...

Dilek, o ağaçtaki kız ne ki... Ben kendimi sahildeki en yüksek ağacın tepesinde hayal etmiştim. Ofiste Özlem şahit halime:) Öyle havasına girmişim ki hayalimin... Dillendirmişim tabii... "Ah!Şimdi şu ağacın en tepesine tırmansam" demişim. Artık nasıl bir halde söylediysem... Özlem "Aaa! Yapmayın düşersiniz!" diye bağırdı da kendime geldim:))

Hayal Kahvem dedi ki...

Kısaca Fd, benim içimde neler olup bitiyor anlatamam... Dıştan bakınca öyyle uslu biri derler... Of, içten
ise ağaç tepelerinde dolanan, ruhumu biteviye seyire gönderen biriyim.
Kimse anlamıyor tabii:)Elimde değil böyleyim.

Kendimi bildiğim için, başkalarının iç dünyalarını merak ediyorum. Acaba herkes benim gibi mi bilmiyorum:))

Hayal Kahvem dedi ki...

Kara Kitap, çingene ruhlu olmak iyidir. Bazı dar zamanlarda ilaç gibi gelir:) Bendeki ruh hallerinin hesabı yok.

Cismim tek. Ruhum binbir renk:)))

Hayal Kahvem dedi ki...

İşterenklihayat, siz hangi ağaçtaydınız:)

Hayal Kahvem dedi ki...

Çiçeklendimben, demek darlandığınızda turkuaz renkli bir denizde sırt üstü yüzdüğünüzü hayal ediyorsunuz:) Ne hoş!

Kimsenin ruhu duymadan denize girer çıkarım aynen sizin gibi:) Özellikle Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'nde anlattığı sırt üstü yüzme usulünü öğrendim ya.. İlla öyle yüzerim hayalimde.

Sırt üstü ve geri geri yüzerken başımı denizin içine iyice sokarım, denizin dibine başaşağı bakarım, bir süre nefes almadan kulaç atarım. Dalgaların içinde geri geri ilerlerken gözlerimi açarım... Görüntü sonsuzluğu çağrıştırır... O sınırsız esrarengiz alemin bir parçası varsayarım kendimi...
Fena düşüncelerimi ummana salarım:))

Bi de denizin dibinde bağdaş kurup oturma hayalim vardır ki... Hani yoga yapar gibi... Balıklar gıdıklar hani... Tutamam kendimi kahkahayla gülerim tabii...Denizin dibinde olduğumu kimse bilmediği için neden güldüğümü anlamazlar. Tuhaflığıma verirler.

Bende denizle ilgili hayal çaşidi çoktur yani:))

Hayal Kahvem dedi ki...

Of, Selin ne güzel yazmışsınız!
Ruhuma kitap yağarken ofiste ne işim var benim:)))

Hayal Kahvem dedi ki...

Vladimir, yooo... Ben kendimi asla darlatamam:) Kıyamam kendime anlatabiliyor muyum:) Hemen bir hayale sığınırım... Mutlaka sıkıntılarımdan kurtulurum. Hele öyle iş, güç, beşeri ilişkiler vaziyetinde darlanmak zoruma gidiyor.

İllaki sağlık olsunm Vladimir. Gerisi vız gelip hayallerime tırıs gidiyor:))

Siz de deneyin olur mu? Hayal kurmak Vladimir'in Derdi'ne bile şifadır:) Eminim.

Hayal Kahvem dedi ki...

Mit, sizin kitabınız satışa çıktı. Artık memleket çapında bir yazarsın. Hey! Bunun keyfini çıkarmalısın Mit:)) Tepesine kadar keyfini çıkarmalısın:)

Ama sana bir şey söyleyeyim mi Mit,aslında hayallerin gerçekleşmesi değil, hayallerin gerçekleşebilmesi ihtimali her zaman daha haz vericidir. Ben bunu bilir bunu söylerim:))

Hayal Kahvem dedi ki...

Bahar:))) Sağolun.

Hayal Kahvem dedi ki...

Profösör:)) Sağolun.

Hayal Kahvem dedi ki...

Elenore:))
"İşte o durumlarda, biraz sessizlik, biraz müzik, bir tütsü ve loş ışık; cennetin kapılarını açabiliyor."

Hımm... Denemeliyim:))

Hayal Kahvem dedi ki...

İncecikten:)) Ne mutlu canıma demeliyim:) Sağolun.

infantulus dedi ki...

http://www.nisanyansozluk.com/?k=ceberrut

TDK anlamı uymuyor.
olsa olsa hayal'rut :)

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam infantulus, sanırım tek r li olanı benim kullanmak istediğim.

"TDK ceberūt merhametsiz, zorba (sıfat)"

İşte ceberût ruhum dediğim böyle bir şey:)

Hayal'rut da fena değil:))