26 Ocak 2018 Cuma

Hayal Et Olur Elbet:)



Müşterim, yarın Bodrum'a gideceğim, Beyoğlu'ndaki tarihi evin restorasyonu bitti, sigorta poliçesini düzenlemeden önce gelip görmem gerekiyor demiştiniz, mümkünse bugün gelebilir misiniz, diye telefonda sorunca, kendimi tutamadım,  heyyy, yaşasın, diye bağırdım. Hayırdır, niye bu kadar sevindiniz, dedi. Yalan söyleyecek halim yok, Loving Vincent'ı seyretmek istiyordum. İstanbul'da bir kaç sinemada oynatılıyor. İstanbul'a gelmem için nedenim oldunuz. Teşekkür ederim, dedim. Güldü. Ben de sigorta  işi çıktı diye sevindiniz sandım, dedi. Az kalsın, bir taşla iki kuş vuracağım, diyecektim ki, vazgeçtim. İlla atalar söyledi diye, her söylediklerini beğenecek değilim. Misal, bu atasözünü hiç  sevmem. Dilimin ucuna gelen sözü arkaya ittim, hem evinizin sigortası,  hem film için sevindim dedim.

Çok şükür hayalim gene tuttu... Bugün İstanbul'a gittim. Müşterim tarihi bir evi, restore ederek İstanbul'a kazandırdı. Kendisine minnettarım. Evin fotoğraflarını çektim, yangın sistemini inceledim. Bilgileri çalıştığım sigorta şirketine ilettim. Sonraa... Uçarak Loving Vincent'i seyretmeye gittim. Gene başım döndü. Gene renklerden büyülendim. 37 yıllık ömrünün son on yılında, binin üzerinde resim yapan sanatçının tablolarının orijinallerinden bazılarını  Amsterdam'daki Van Gogh müzesinde  görmüştüm. Lakin Moskova'daki Puşkin Müzesi'nde Van Gogh'un çok bilinmeyen bir tablosu var. İşte hayal kahvem'e yazıyorum, Puşkin Müzesi'ne gidip, Hapishane Avlusu'nu görmeyi gerçekten çok istiyorum. Tanrım, lütfen  gerçek olsun hayalim:)

Vincent Van Gogh - Hapishane Avlusu- 1890 Puskin Müzesi


"Van Gogh'un en müstesna tablolarından birinin adı. Moskova'da Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi'nde karşımdaydı. Hayret içinde seyrettim. Hüzünle. Acıyla. Huşuyla. Önünden ayrılamadım. Şaşmış, şaşakalmıştım. Van Gogh'un hapisane deneyimi yoktur. Fakat bir duygu bu kadar mı yaşanmışcasına anlatılır, bu kadar mı içten, bu kadar mı sahici?

Esaret. Özgürlük duygusunun yitimi. Dört duvarla yolları kesilen adamların içine düştüğü o fasid daire. Bir türlü içinde çıkılamayan o lanet olası kısır döngü. İnsanı kuşatan çember. Nefesini daraltan paranga. Hapisane avlusu. Duvarlarla yolu biçilen, süngerlerle beyni içilen otuz yedi adam. Ve o kasvetli dünyanın içinden göğe yükselen iki beyaz kelebek. "

Dücane Cündioğlu

17 yorum:

  1. o kadar uzun zaman oldu ki film izlemeyeli. arkadaşım da çok beğendiğini söylemişti, halaa gideceğim. Sen İstanbul'a film için gel, ben yanıbaşımdaki sinemaya gitmeyeyim. bak utandım şimdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne diyorsun Büşra,sinemaya gitmeden olur mu:)
      Bir yerde okumuştum, "Filmler göze bir şey öğretti, hareket halindeki manzaranın güzelliğini" diyordu. Hoş değil mi?
      Gözlerimiz, beyaz perdede öğrenmeye devam etmeli:)

      Sil
  2. Harika bu kadar kısa sürede hayalinin gerçek olmasına çok sevindim. Ne güzel bir filmdi değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Çok güzeldi Bir Tutam Karınca:)

      Sil
  3. Umarım yine gerçek olur hayaliniz ve gidip görürsünüz...Çok güzel bir yazı olmuş kaleminizd sağlık..

    YanıtlaSil
  4. Van Gogh'un beni içine çeken bir gücü var..bu yayını okurken bile yine hissettim.
    Hatta yazdıklarınız bile yetmedi.Daha uzun bir yazı olmasını isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir sanatçının eserleri karşısında aynı duyguları hissetmek ne şahane:) Teşekkür ederim Kiremithanem.

      Sil
    2. Ben teşekkür ederim bu başlık altında daha çok yayınlar okumayı da ümit ediyorum❤

      Sil
  5. Senin kadar sevindim hayalinin gerçek olmasına çünkü hayaller hep gerçek olsun hele içinde sinema olanlar <3 :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneri makinesi, hemen amiiin diyorum. Biliyorsun değil mi dua eden de değil amin diyendedir keramet derler:)

      Sil
  6. Müşterinize de lak diye söylemeniz hahhahaha Çokça güldüm! Bu filme ben de gitmek istiyorum ama İstanbul'a 2 saat uzaklıktayım :( Bir film için de bahanem yok keşke sizin gibi bir bahanem olsaydı. Çok iyi yapmışsınız gitmekle. *.*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Patavatsızın tekiyim ben Fatma. Sanırım işimi iyi yaptığım için tahammül ediyorlar bana:)
      Hayal et Fatma. Oluyor inan.

      Sil
  7. Totem tutmuş, süper ♥

    Bu arada biz seninle meslektaşmışız :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaaa! Ne hoş! Niye bilmiyorum, sevindim😀

      Sil
  8. "Tıp fakültesinde hocalarımdan dinlediğim kadarıyla van gogh kullandığı boyalardaki kurşun sebebiyle zehirlenmiş ve bir psikoz tablosu oluşmuş, bu da yapılan incelemelerle kanıtlanmış. Bir süredir böyle durumlarda psikiyatri profesörünün dediği toplumun tasavvur ettiği ruh bizim için yoktur cümlesini hatırlıyor ve hem aşk için hem çeşitli duygudurum ve hastalık için aklıma bazal çekirdekleri, nöronlardan salınan dopamin, serotonin, glutamat gibi nöromediyatörleri getiriyorum. Karşılaşılan her durumu, hastalığı bilimin bu denli bilimce açıklayabilmesi hem beni hayrete düşürüyor hem güven veriyor hem de heyecanlandırıyor. Fakat gönlüm halen kalbimin her şeyden bağımsız şuracıkta attığını, bütün bu bilimce açıklamalara rağmen aşkın, deliliğin ve böyle şeylerin kendine özgü gizemi, hayret vericiliği ve açıklanamayacak yanlarının olduğunu söylüyor. Belki de ben böyle inanmak istiyorum. Dilerim ki her şey gönlümüzce olsun." demiş okurlardan biri o sayfada... kimbilir bu kısa ve yoğun yaşamının sebep sonuç ilişkisidir bu yazılan ama yine de emin olduğum bir şey var, her ressam eserinde aynı tür boya kullanıyor ancak Vincent' in eserlerinde kesin bir gerçeküstücülük var. İçine çeken, orda olmayı dileyen, büyüleyen bir renk dehası. Çok sevindim izlemene :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Momentos. Seyretsen sen de çok beğenirdin.
      Vincent'in tablolarından film yapmak ne harika fikir. İnsan dediğimiz canlı keşke hep sanat yapsa:)

      Sil