Oysa bazan bilmediğim şeyler, beni gereksiz yere üzebiliyor.
Sonra öğrendim. Bunların adı likenmiş. Ve işin en güzel kısmı şu... Likenler ağaçlara zarar vermiyormuş. Hatta tam tersine, onların orada olması temiz havanın işaretiymiş. Yani aslında ben üzülürken, doğa bana “merak etme, burası iyi” diyormuş. Bayıldım bu bilgiye. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp diye başladım yürümeye:)
Artık aynı yoldan geçerken gözüm başka bakıyor. O sarı dokular artık bana hastalığı değil, yaşamın sessiz devamlılığını hatırlatıyor. Gürültüsüz, iddiasız ama çok net bir mesajla... “Her şey olması gerektiği gibi.”
İşte orası bambaşka bir hikâye.
Uzaktan tek bir katman gibi görünen o yüzeyler, aslında inanılmaz detaylı. Sanki minik mercan resifleri gibi... Çok güzeller.
Kendi içinde katman katman, küçük boşluklar, kıvrımlar, minik oluşumlar… Adeta başka bir evren. Dokunsam içine düşecekmişim gibi.
Şimdi yürürken sadece yürümüyorum. Bakıyorum. Gerçekten bakıyorum. Ağaçlara, kabuklara, renk değişimlerine… Önceden “bozulmuş” sandığım şeylerin aslında ne kadar kusursuz bir düzenin parçası olduğunu görüyorum.
Belki de mesele şu... Doğa hiçbir zaman acele etmiyor ama her şeyi tam zamanında anlatıyor.
Yeter ki ben biraz yavaşlayayım... Ve gerçekten bakayım. Veee... Merak edip... Araştırayım.
Tabiat bilgisini seviyorum.😊
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder