bülent arabacıoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bülent arabacıoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2011 Perşembe

“KUKURİİİKUUU!” Diye Avazım Çıktığı Kadar Bağırdım!


Hakan Günday'ın önce AZ,  akabinde  Ziyan adlı romanlarını ardı ardına okuyunca... Of!  Yazar, o sert ve etkili cümleleriyle, bildiğim  halde görmezden geldiğim... Hatırladıkca canım acıyacak diye,  görmek, işitmek, düşünmek istemediğim vaziyetleri tuhaf bir illüzyonla film gibi  gözümün önünden geçirdikçe... Ben okudukça romanlarını... Okudukca o sivri dilli cümlelerini… Vurucu paragraflarını okudukça… Çarptı beni anlatabiliyor muyum? Sadece çarpmakla kalsa iyi… Omuzlarımdan tutu. Sarsarak silkeledi… Hakan Günday’ın her kitabını okuduğumda aynen böyle oluyorum. Bu kez Az’ın peşinden, çivi çiviyi söker hesabıyla, duraksamadan Ziyan’ı okuyunca ben… Kaç gündür kendime gelemedim. Yüreğim gene kabardıkça kabardı. Karnıma çiviler saplandı. Olduğum yerde kıvrım kıvrım kıvrandım. İnan bana... Doğum sancısı çektiğimi bile söyleyebilirim. Evet… Evet… Hatta o sancıların sonunda içimden yeni bir ben çıktığını gönül rahatlığıyla itiraf edebilirim. Nasıl söylesem? Cervantes'in Don Kişot'u gibi mi desem... Yok... Yook...  Bizden bir örnek vermeliyim... Bülent Arabacıoğlu'nun En Kahraman Rıdvan'ı gibi misal... Bööylee "Zalimlerin, haydutların, üçkağıtçıların ve bilumum kötülerin" kökünü kurutmak arzusuyla deliren birini gözünün önüne getirebilir misin? Öyle kii... Bakışlarım Süperman gibi delici , yumruklarım Batman kadar güçlü, Yüzbaşı Tommiks gibi ilkeli, dövüş tekniklerini Zagor gibi iyi bilen, gerektiğinde Kara Şimşek'in şöförü Michael Night olabilen, bazan Indiana Jones, kimi zaman Malkoçoğlu ya da Karaoğlan veya Tarkan...  Topyekün hepsi benim bünyemde toplanmıştı sanki, anlatabiliyor muyum? Yeniden mi doğmuştum ne? “Olmaz öyle şey!” deme… Oldu işte… Diyeceğim o dur ki... "Şu ezilmiş domates kılıklı dünya bir beter dünya idi... Bu beter dünyada haksızlıklar, kötüler, hırsızlar, üçkağıtçılar ve Ceyar  orta hakemin kararıyla hep galip geliyorlardı...." öyle mi? dedim kendi kendime... Hakan Günday'ın romanlarında anlatılanlar içimdeki En Kahraman Rıdvan'ı ortaya çıkardı sanki... Okudukça... Okudukça... Dellendikçe dellendim anlatabiliyor muyum? Nedir bu kardeşim? Şu ölümlü dünyayı az  olsa neyse, fazlasıyla dört bir koldan  ziyan eden vicdansızlara, merhametsizlere gününü göstermeye karar verdim. Fırladım yerimden hemen… “KUKURİİİKUUU!” diye bağırdım. İşte o anda gözlerimi açtım.  Gece sahuru beklemek niyetiyle oturuyorum ya... Demek ki salondaki koltukta rüyalar alemine dalmışım... Baktım sehpada Hakan Günday’ın Az ve Ziyan adlı romanları.. Yanında ise Bülent Arabacıoğlu’nun En Kahraman Rıdvan adlı çizgi romanı… Üçünü kucağıma aldım. Uykulu gözlerle şaşkın şaşkın baktım. “Gördüklerim keşke gerçek olsaydı.” diye aklımdan geçirdim.  Kızdım kendime tabii… “Gene mi rüya gördüm?” dedim.  Ayağa kalktım… Gittim camı açtım. Başımı dışarıya uzattım.  Şu anda kötülük yapmayı düşünen ya da kötülük yapmakta olan zalimler, haydutlar, üçkağıtçılar, vicdansızlar, merhametsizler ve bilumum kötüler duysunlar da titresinler diye  “KUKURİİİKUUU!” diye avazım çıktığı kadar bağırdım. 





28 Şubat 2011 Pazartesi

Deli Eder İnsanı Bu Dünya-KUKURİİKUU!

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-Akşamüstüne doğru, kış vakti-
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.


 Şimdi kılıksızım, fakat
Borçlarımı ödedikten sonra
İhtimal bir kat da yeni esvabım olacak
Ve ihtimal sen 
Yine beni sevmeyeceksin.
Bununla beraber pazar akşamları
Sizin mahalleden geçerken,
Süslenmiş olarak,
Zannediyor musun ki ben de sana 
Şimdiki kadar kıymet vereceğim?
 


 Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden eni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim
Yelkovan kuşlarının peşi sıra,

Gün olur, başıma kadar mavi,
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...




Kırık taşlara bakıp
Işıklı bir asfalt düşünmek
Acaba yalnız 
Şairlere mi mahsus?


NOT: Orhan Veli'nin aşağıda adları yazılı şiirlerinin bazı dizeleriyle Bülent Arabacıoğlu'nun En Kahraman Rıdvan karelerini eşleştirdim.
- Ölüme yakın
- Pazar Akşamları
- Gün olur
- Asfalt üzerine şiirler

3 Ekim 2010 Pazar

Ey Zalim, Haydut, Üçkağıtçı Ve Bilumum Kötüler! Titreyin Ve Savulun!


Oraya özellikle onun için gitmeye karar vermiştim. Yol boyunca içim içime sığmıyordu. Kalbim nasıl çarpıyordu anlatamam... Kolay mı? Yıllar sonra karşılaşacağız.. Biliyorum ben çok değiştim. O ise hiç değişmemiş olacak... Hımm.. Ne yalan söyleyeyim içim sızlayacak. Arabamı uygun bir yere  park ettim. Park ettiğim yerin numarasını akıl defterime not ettim. Eğer boş bulunur park ettiğim yere dikkat etmezsem veya park ettiğim yeri unutursam... Of! Çok fena... Bizim köyün alışveriş yerleri gibi değil ki... Buralarda göz alabildiğine arabalar var. Eğer arabamın yerine dikkat etmemişsem Arap bacılar gibi kendime söylene söylene dolanıyorum bu defa.. Kan ter içinde kalıyorum valla. O kadar aramadan sonra arabamı bulunca, çölde serap görmüş gibi oluyorum da bünyede  abartma huyum var ya kendimi Leyla gibi hissediyorum o durumda  iyi mi? Yok ama bu kez not ettim. Dönüşte arabamı bulmak için zorluk çekmeyeceğim. İçeriye girdim. Kitapçıya doğru ağır adımlarla yürüdüm. Kitapçıya yaklaştıkça heyecanım artıyor. Hissediyorum nabzım hızlanıyor. Kalbim kuş kanadı gibi çırpınıyor. İki elimle kalbimi bastırsam bile nafile... Durulmaz bu yürek durulmaz... Bilirim. Kolay mı Allasen.. Kolay mı? Kaç yıllık hasret bu? Gözlerim onu görecek... Ellerim ona dokunacak.  Sonra sımsıkı sarılmazsam... Söyle başımı daldırıp koklamazsam... Mümkün değil yüreğimin çırpınması durmaz. Az sonra göz göze geleceğiz. Yıllar geçmiş aradan. Ben çok değiştim biliyorum. O ise.. Hımm.. İşte gördüm.... Tam karşımda. Allahım hiç değişmemiş. Bu kadar da olur mu? Kıyafet seçimi bile aynı. Televizyonda oynayan Kung Fu dan öğrendiği dövüş biçimlerinden ona en yakışan pozu almış... Olduğu yerden bana bakıyor. Kitapçıdan içeriye giriyorum. Onu tuttuğum gibi kucaklıyorum. Sonra nasıl hasretle kokladım anlatamam sana. Ellerimin arasında karşıdan baktım sonra...  Farkındayım. Herkes bana bakıyor. Hiç aldırmadım hiiiççç! Epeydir beklediğim, taaaa Gırgır zamanından  büyük bir aşkla sevdiğim Rıdvan bu... Hani Bülent Arabacıoğlu'nun çizdiği çizgi roman kahramanı yok mu? En Kahraman Rıdvan. Birinci kitabı... Kitabın ilk sayfasını açtım.  "Şu ezilmiş domates kılıklı dünya bir beter dünya idi... Bu beter dünyada haksızlıklar, kötüler, hırsızlar, üçkağıtçılar ve Ceyar hep orta hakemin kararıyla galip geliyorlardı...." diye başlayan iki karesine baktım. Yooo... Ben bu çizgi romanı burada böyle ayaküstü asla okuyamam. Kıyamam. Büyük bir hasret bu... Bilmiyorum anlatabiliyor muyum durumumu... Çizgi romanın kapağını kapattım. Şöyle sıkıca kucakladım. Kalbimin çırpıntısı ancak biraz durur gibi oldu. Kasaya doğru yürüdüm.  En Kahraman Rıdvan'ı büyük bir hasretle ve keyifle kahvemi içerken okuyacağım. Kitapçıdan çıkarken Rıdvan'a şöyle bir baktım. "Kukkurikuuu" diye bağırdım. Etraftakiler baktılar tabii bana... Aldırmadım. İnsanların şaşkın bakışları arasında, başım yukarda, En kahraman Rıdvan'la elele emin adımlarla kitapçıdan çıktım.

10 Eylül 2010 Cuma

Bundan Daha Güzel Bayram Hediyesi Olur mu Bana? En Kahraman Rıdvan Yakında Piyasada..



Mizah Dergisinden Ve Çizim Dünyasın'dan bloğunda Oğuzhan Kayan vermiş haberi.. Duyunca mutluluktan uçacağım zannettim.. Bak şimdi.. Ben bu sabah ÇROP'a bir göz atayım dedim ki o ne? Hey! Bülent Arabacıoğlu'nun efsane kahramanı "En Kahraman Rıdvan"ın kitabı çıkmıyor muymuş? Nasıl sevindim anlatamam.. Sevincimden camı açıp "kukkurikuuuu!" diye bağırmak, hatta hemen İstanbul'a ışınlanıp albümü almak istedim.. Neyse ki sonra ayağım yere deydi de.. Henüz kitabın hazırlık aşamasında olduğunu farkettim.. Farketmeseydim var ya bayram falan anlamazdım.. Az sonra İstanbul'daydım.. Kesin.. Kim mi En Kahraman Rıdvan? Of, sorulur mu? Çocukluk arkadaşım benim.. O vakitler En Kahraman Rıdvan'a aşıktım belki de kimbilir? Her hafta yolunu gözlerdim ya.. Niye olmasın? Olabilir.. Peki ya Zagor? Hımm.. Galiba ben nara atan kahramanları seviyorum.. Karamba karambita! Zagor'un "Ahyaaaaakkk"ını hatırlasana.. Neyse.. Bak şimdi.. Oğuzhan Kayan çok güzel anlatmış bloğunda.. Yazdıklarını çaktırmadan Hayal Kahvem'e geçirdim..


"Uykusuz Mizah Dergi Gurubu'ndan piyasa çıkacak kitap baskıya hazırlandı, kapak da hazır. Ekteki görüntü kapağın son hale yakın taslaklarından biri. En Kahraman Rıdvan'ın ilk hikayesi "Pislik" ile başlayan bu çizgiroman serisi diğer öykülerin baskıya hazırlanma sürecine göre çizgiroman dünyasına kazandırılması planlanıyor. Zamanında Rıdvan'ın bir öyküsünde de kendisine mürekkepleme işleminde (çizgiciler arasında çinileme denir) yardım ettiğim Bülent Abi ile daha yakın iş ilişkilerine girmiştik. O öyküde çinileme işini Bülent Abi gibi bir usta tadında becerememiştim belki ama ustamızdan da çok şey öğrenmiştim. En Kahraman Rıvan'ın çizgi dünyamıza ve ustam Bülent Arabacıoğlu'na hayırlı olmasını dilerim! " Peki kimdir En Kahraman Rıdvan ve Bülent Arabacıoğlu? "

"Rıdvan, saf mı saf, temiz mi temiz bir mahalle delikanlısı. Ne kadında ne içkide gözü var. Tek derdi insanlara kahramanlık derecesinde yardım edebilmek. Zamanın kahramanları Zagor, Teksas, Yüzbaşı Tommiks, Sihirbazlar Kralı Mandrake v.b. tipleri kendine örnek alan ama örnek almayı abartıp yanında onların yapabileceği herşeyi de yapabileceğini zanneden bir vatandaş.


Ne var ki Bülent Arabacıoğlu'nun iyi kurgulanmış örüntüleri ile öykü de tesadüflerle işi kotarıyor ya da (çoğunlukla) bazen batırıveriyor. Tabi safımız batırdığında, eksiği kendine değilde mutlaka başka birşeye maledip tam moralle tam kahraman sanmaya devam ediyor kendini.
Böyle büyük bir kahramanın (!) tabi ki bir kahramanlık kıyafeti de var; önüme dikiş izleri belirgin şekilde beceriksizce tutturulmuş bir kemik görselinden ibaret bir tişört, çoçuk pantolonu tarzı alttan düğmeli bir tulumumsu bir pantolon ve spor ayakkabılar da kahramanlık yaparken rahatlık sağlasın diye :)) Bir de narası var ki onu da herkes hatırlar; Ku-Ku-Ri-Kuk-Kuuuu! Sanırım çoğumuz, zamanın çizgi öyküsü Zagor Tenay'ın "Ahyaaaak" narasını hatırlar. Bu da günümüz tabiriyle onun "çakması".

Bülent Arabacıoğlu ustamızın Gırgır Mizah Dergisi'nde yaratıp çizgileriyle hayat verdiği safi saf kahraman "En Kahraman Rıdvan" ilk kitabıyla yakında piyasada olacak."

Kaynak - www.oguzhankayan.blogspot.com
www.cizgiromanokurlariplatformu.blogspot.com