füsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
füsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2026 Salı

Bazan ve Kemal ve Füsun

Bazan hiçbir şey yapmaz, sessizce otururduk.

 Bazan Zaman'ı bütünüyle unutur, "şimdi"nin içine yumuşacık bir yatağa yatar gibi yayılırdım.

Bazan orada olduğumu unutur, sanki baş başaymışız gibi kendimden geçer, Füsun'a bütün aşkımı göstererek, uzun uzun, aşkla bakardım.

Bazan ona "Seni seviyorum!" demek için dayanılmaz bir istek duyar, ama yalnızca çakmağımla sigarasını yakabilirdim.


Bazan "Resmine bakalım mı Füsun?" derdim ben ve bazan bakardık ve o zaman Füsun'la yaptığı resme bakarken, her zaman mutlu olduğumu anlardım.

Bazan Füsun öyle güzel esnerdi ki, bütün dünyayı unuttuğunu ve kendi ruhunun derinliklerinden daha huzurlu bir hayatı, tıpkı sıcak yaz günü soğuk bir kuyudan kovayla su çeker gibi çektiğini düşünürdüm.



NOT : Orhan Pamuk'un - Masumiyet Müzesi romanının bazanla başlayan bazı cümleleriyle Jim Jarmusch'un  - Stranger Than Paradise adlı filminin bazı karelerini eşleştirdim. (2012)

28 Kasım 2023 Salı

Bazan ve Kemal Ve Füsun....

Bazan hiçbir şey yapmaz, sessizce otururduk.


 Bazan Zaman'ı bütünüyle unutur, "şimdi"nin içine yumuşacık bir yatağa yatar gibi yayılırdım.

Bazan orada olduğumu unutur, sanki baş başaymışız gibi kendimden geçer, Füsun'a bütün aşkımı göstererek, uzun uzun, aşkla bakardım.

Bazan ona "Seni seviyorum!" demek için dayanılmaz bir istek duyar, ama yalnızca çakmağımla sigarasını yakabilirdim.



Bazan "Resmine bakalım mı Füsun?" derdim ben ve bazan bakardık ve o zaman Füsun'la yaptığı resme bakarken, her zaman mutlu olduğumu anlardım.

Bazan Füsun öyle güzel esnerdi ki, bütün dünyayı unuttuğunu ve kendi ruhunun derinliklerinden daha huzurlu bir hayatı, tıpkı sıcak yaz günü soğuk bir kuyudan kovayla su çeker gibi çektiğini düşünürdüm.



NOT : Orhan Pamuk'un - Masumiyet Müzesi romanının bazanla başlayan bazı cümleleriyle Jim Jarmusch'un  - Stranger Than Paradise adlı filminin bazı karelerini eşleştirdim.  (16Nisan 2012'deki paylaşımı aldım getirdim, tekrar paylaştım.)

6 Mayıs 2018 Pazar

Sevdiğim Kitap Ve Filmle Oyunum

Hayatımın  en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.  Derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an belki birkaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce, yıllarca gibi gelmişti. (s.11)



Amerika'da iş idaresi okuyup dönmüş, askerliğimi bitirmiştim; babam gittikçe büyüyen fabrikanın,  kurulan yeni şirketlerin yönetiminde, ağabeyim gibi benim de etkili olmamı istemiş, bu yüzden genç yaşta beni Harbiye'deki dağıtım ve ihracat şirketi Satsat'ın genel müdürü yapmıştı. (s.19)



Füsun, bir ay önceye kadar varlığını neredeyse unuttuğum on sekiz yaşındaki uzak ve yoksul akrabamdı. Ben ise otuz yaşındaydım ve bana herkesin çok yakıştırdığı Sibel ile nişanlanıp evlenmek üzereydim.   (s.12)



"Şemsiyeyi almaya geldim." dedi Füsun.
İçeri girmiyordu. "Girsene," dedim. Bir an durdu. Kapıda dikilmenin nezaketsiz olacağını hissederek içeri girdi. Arkasından kapıyı kapadım......

Elinden tutup çay yapma bahanesiyle onu mutfağa çektim. Mutfak toz ve nem kokuyordu, loştu. Orada, her şey hızla ilerledi ve kendimizi tutamayıp öpüşmeye başladık. (s.37)



"Sana aşık oldum. Sana çok fena aşık oldum!"
Sesi hem suçlayıcıydı, hem de beklenmedik ölçüde şefkatli. "Bütün gün seni düşünüyorum. Sabahtan akşama seni düşünüyorum."
Ellerini yüzüne kapayıp ağlamaya başladı. (s.83)..............................

Verecek bir cevabım yoktu. Ama bunu şimdi, yıllar sonra o anı düşündüğümde söylüyorum. (s.84)




Füsun artık yok.... (s.181)
Onu unutmak için bir plan program yapmasam, eski günlük hayatımı da sürdüremeyeceğimi artık anlıyordum. Satsat çalışanları bile patronlarına sinen kara hüznü fark etmişlerdi. 
Onunla buluşmak için Satsat'tan çıkıp her gün Merhamet Apartmanı'na yürüdüğüm yol, Füsun'un Şanzelize Butik'ten eve giderken izlediği yol (bu yolu hep hayal ediyordum) gibi acılarımı arttıracak tehlikeli hatıralarla, tuzaklarla doluydu. O yollara girebilirdim, ama dikkat etmeliydim.... Bütün hayatımı geçirdiğim sokakları yasaklarla daraltmam ve onu hatırlatan eşyalardan uzaklaşmam, ne yazık ki Füsun'u bana hiç unutturmadı. Sokaklarda, kalabalık içinde, davetlerde hayalet görür gibi Füsun'u görmeye başlamıştım çünkü. (s.185)



Not- Blade Runner 1982 versiyonunun film kareleriyle, Masumiyet Müzesi'nin bazı cümlelerini eşleştirme oyunu oynadım. Oynarken gerisi hikaye'yi  dinliyordum:) 
http://www.gerisihikayekorku.com/gerisi-hikaye-sezon-5-bolum-21-blade-runner-evreninde/

16 Kasım 2015 Pazartesi

Şşşth! Kimse Duymasın!.. - 22 -

Hafta sonu  Masumiyet Müzesi'ne gittim.
Sanki müzede değil,  hayal dünyamda gezinmekteydim.
Binanın alt katına  usulca indim.
Pek çok kitap ve eşya arasından Füsun'un  küpesini seçtim.
Küpenin tekini kutusundan çıkardım.
Sol kulağıma taktım.
Aynada kendime baktım.
Kalakaldım...

Çünkü;
"Onun  kalbinden ve aklından geçen her şeyi  hissedip anlayabileceğimi, 
onun ağzından konuşabileceğimi,
onun ne hissettiğini daha o hissederken anlayabileceğimi,
"o" olabileceğimi de şaşkınlıkla seziyordum."


Gerçekten!




not- tırnak içine aldığım cümle, masumiyet müzesi romanından alıntıdır.

.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bazan ve Kemal Ve Füsun


Bazan hiçbir şey yapmaz, sessizce otururduk.

Bazan Füsun üst kata çıkar ve bir süre aşağıya inmez, bu da beni mutsuz ederdi.



 
Bazan Zaman'ı bütünüyle unutur, "şimdi"nin içine yumuşacık bir yatağa yatar gibi yayılırdım.

Bazan orada olduğumu unutur, sanki baş başaymışız gibi kendimden geçer, Füsun'a bütün aşkımı göstererek, uzun uzun, aşkla bakardım.

Bazan ona "Seni seviyorum!" demek için dayanılmaz bir istek duyar, ama yalnızca çakmağımla sigarasını yakabilirdim.




Bazan "Resmine bakalım mı Füsun?" derdim ben ve bazan bakardık ve o zaman Füsun'la yaptığı resme bakarken, her zaman mutlu olduğumu anlardım.

Bazan Füsun öyle güzel esnerdi ki, bütün dünyayı unuttuğunu ve kendi ruhunun derinliklerinden daha huzurlu bir hayatı, tıpkı sıcak yaz günü soğuk bir kuyudan kovayla su çeker gibi çektiğini düşünürdüm.



NOT : Orhan Pamuk'un - Masumiyet Müzesi romanının bazanla başlayan bazı cümleleriyle Jim Jarmusch'un  - Stranger Than Paradise adlı filminin bazı karelerini eşleştirdim.


8 Ekim 2011 Cumartesi

Bir Roman Kahramanının Dilinden "Sevmek" Tarifi


“.... Miyopluğunu kabul etmediğin gözlerini kısışını severdim.

Gözlerini kısıp uzaktaki bir noktaya bakarken başka bir yere gittiğini, başka bir şey düşündüğünü anlayınca seni endişeyle severdim.

Aklının içindekilerin bildiğim kadarını ve daha çok da bilmediğim kadarını korkuyla korkuyla severdim....


Birlikte gittiğimiz bir filmi bir üçüncü kişiye hikaye ederken belleğinin ve hatırladıklarının benimkinden ne kadar farklı olduğunu korkuyla anladığımda seni severdim.

Herkes labirentimsi merdivenlerden kıvrılarak sinemadan yeryüzüne ağır ağır çıkarken, bir kestirme bulup bizi bütün kalabalıktan önce kaldırıma çıkardığın zamandaki mutlu gülüşünü gördüğümde seni severdim.

Vazonun yanında, neden orda bıraktığını anlayamadığım yüzüğünü günler sonra gene orada gördüğümde seni severdim.

Öğle vakti, yazı masamın üzerinde oraya kadar nasıl geldiğini anlayamadığım bir tel saçını gördüğümde ve birlikte çıktığımız bir yolculukta, tıkış tıkış belediye otobüsün tutunma demirlerine sarılan öbür eller arasında yan yana  duran ellerimizin birbirine ne kadar az benzediğini kederle gördüğümde seni kendi gövdemi tanır gibi, beni terk eden ruhumu arar gibi, bir başka kişi olduğumu acı ve sevinçle anlar gibi severdim.”


Roman Kahramanı - Galip
Orhan Pamuk -  Kara Kitap - İletişim Yayınları - Sayfa: 183-184-445-446-447