romy schneider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romy schneider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2017 Cuma

sulh ve sıhhat nasihatleri

- ıssız bir ada'ya düşersen, sakın ha yanına, üç şey almayı isteme!. komik olma!. yıllardır dünya adı verilen bir ıssız ada'dasın zaten!. bunu fark et!. beni ağlatma, beni söyletme!. 


- sanki televizyon, gazete gibi olan insanlardan uzak dur!. kendini kendi ömrün içinde saklı tut!. beş saniye bile olsa, birşeyler üzerinde konsantre olmaya, yoğunlaşmaya çalış!. zira şu sıra, naklen ve topluca görsel bir bellek bunaması ve hafıza kayıplığı yaşanmakta!.


- bak, ölüm, yine, en değersiz sözcük oldu hayatımızda!. kuruyemiş ve çerez!. mümkünlerin olursa bu cinnet moda'ya kapılma!. hemen ölme!. bu kadar sıradanlaşan bir sözcüğe, genç yaşta beden-bedel olma!. ölme'yi değil olma'yı dene!.


-  bak herkes konuşuyor, sen sus!. veya, her ağzını açtığında, idam sehpası'nda olduğunu ve birileri'nin sanki, son bir söyleyeceğin var mı sorusunu sorduklarını unutma!. ağzından şiir aksın, hikmet aksın, gül aksın, kulakların çınlasın!.


                                      met üst / yankı vadisi/1999/sayfa45-46

26 Ocak 2015 Pazartesi

Bu Hafta Seyrettiğim Filmler





Size bir şey söyleyeyim mi, lise öğretmenlerim şimdiki vaziyetimi görseler var ya, iki gözleri iki çeşme olur, şakır şakır yaş akıtırlardı vallahi...  Yooo… Hattızatında biliyorum kendimi. Basbayağı masumum. Sadece  benim dönemimin eğitim sisteminin kurbanıyım o kadar. Okul zamanı eksik kalan her ders, şimdilerde feci halde merakımı cezbediyor  ne yapayım yani? 

Misal, Felsefe derslerimiz  genelde boş geçerdi. Arada derse giren nöbetçi öğretmenler  Felsefe'nin f'sinden anlamadıkları gibi, zaten Felsefe dersini hiiiç mi hiç  ciddiye almaz, lalettayin konulardan muhabbetler ederlerdi. Veya işi iyice tembelliğe sürer "Açın kitaplarınızı, çıt çıkarmadan okuyun" derlerdi. Bu durum elbette hoşuma gitmezdi. Evde anlatmaya kalksam, "Ne işine yarayacak Felsefe? Otur zorlandığın dersleri çalış, daha iyi ya işte!" diye terslerlerdi. 

Zaten oldum bittim hayalcinin tekiydim. Felsefe derslerinde hemen pencereyi  hafifçe aralar, bedenim sınıfın cilası bozulmuş ahşap sırasında oturur görünürken,  ruhumu pııırrrr  diye hayal alemime  azad ederdim. Sonrasında bu halim alışkanlık oldu. Her derste ruhu firar  denemeleri yapmaya başlamıştım. Hocaların gözlerinden kaçmazdı tabii… “Nerelerde dolaşıyorsun gene, dön sınıfa!” diye sinirlenirlerdi. Öyle işte.

Neyse...  Son günlerde, kendi hür irademle Felsefe çalışmaya başladım. İlk dersim Ahlak Felsefesi. İyi/kötü, doğru/yanlış nedir? Bir eylemi doğru veya yanlış yapan nedir? Bir insanı iyi veya kötü yapan nedir? Ahlakın amacı  nedir? Mutluluk mudur? Haz mıdır? Fayda mıdır? Ödev midir? Vicdan nedir? Etik nedir?  Adalet nedir? Ahlak, insan ve toplum tarafından kabul görmüş, insan yaşamına yön veren kurallar ise, insan ahlaki davranışı sergilerken özgür müdür? Yoksa sosyal, psikolojik, hukuki, dini etkenler sebebiyle mi ahlak kurallarına uymaktadır? Ahlak kurallarını kim belirler? Bu kurallar toplumdan topluma değişir mi? 

Du bi… Sakın oturduğum yerden felsefe yaptığımı sanmayın olur mu? Esasında neden yazdım bütün bunları biliyor musunuz? Her hafta sonu, o hafta seyrettiğim filmlerin afişlerini Hayal Kahvem’e koymayı yeni huy edindim de, bu hafta felsefe içerikli filmler seyrettiğimi söylemek içindi aslında… Of!.. Yazıyı ne çok uzatmışım... Affola:)