28 Ağustos 2015 Cuma

Ağustos Bitti Bitiyor...


"Ağustos, gidip dönen bir ad takvimde, daha doğrusu, sabahları gelip akşamları gider, ve hep Eylül'e ulaşır nedense."

turgut uyar

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Ben Yoksa Özenti Biri Miyim? Az Bile... Feciyim! -5-

Görevimiz Tehlike serisinin 5. sini seyrettim.  
 Tom Cruise,  gene müthişti.
Fakat... Ben...
Rebecca Ferguson'un canlandırdığı, kadın ajan İlsa Faust'u çok sevdim.
Onun gibi savunma oyunlarını öğrenmeye karar verdim.
İşte buyrun!
İnternetten satın aldığım kitap geldi.
Nanananooom!
Kendi Kendine Jıu-Jitsu Öğrenme Usulleri.
Kararlıyım...
Çalışıp, öğreneceğim.
 Yoksa ben özenti biri miyim?
Tamam, söylemeyin biliyorum.
Az bile...
Feciyim!


  

23 Ağustos 2015 Pazar

Deniz Ve Mehtap Sordular Seni, Neredesin?


Geçen hafta, benim öğretmen kardeş, "Ablam, paramızın çıkışacağı kadar yol bileti aldım. Ve kimseler bilmeden... Kaçalım mı buralardan birlikte… Gidelim mi denize?” dedi. Hey! Binlerce kasırga aşkına!  Önünü arkasını sormadım, parmaklarımın ucuna basa basa ofisten çıktım. Evden bir kaç giysi toplayıp,  kitaplıktan rast gele iki kitap kaptığım gibi.... Vınnn!

Çocuklar gibi çılgınca yüzdüğümü itiraf etmeliyim. Sabah bırak sahile, akşam ittire çektire çıkar. Resmen kendimi kaybetmişim.  Kardeşim bir ara iskeleden elindeki kitapları gösterdi. Süt dökmüş kedi misali ancak o vakit denizden çıkabildim.

Kitaplara göz ucuyla baktım. Feleğin tatlı cilvesi. Biri 1875 doğumlu Servet i Fünûn yazarlarından Mehmet Rauf'un romanı Ferda yı Garam, diğeri 1974 doğumlu günümüz yazarlarından Murat Menteş'in Korkma Ben Varım adlı romanı. İkisini de okumuştum. Olsun varsın. Ne olacak ki? Her ikisini de yine yeni yeniden  seve seve okurum. 

İskeleye oturdum. Karşımda masmavi güpgüzel deniz. Bir o kitabın satırlarında dolanıyorum bi bu. Mehmet Rauf'un  romanındaki erkek kahramanın, aşık olduğunu sonradan anladığı kadın için anlattığı cümlelere denk geldim.

"Ah Sermed’i bütün zevkiyle, bütün bedeniyle, bütün yüzüyle ne kadar olağanüstü buluyordu. Onun saçlarındaki şiirin dili, gözlerinin hüzünlü siyah rengi, dudaklarından eksik olmayan soru çizgisi, alnının saflığı, boynunun servi gibi ve mutlu olmuş halini düşündükçe titriyordu. Onun bütün inceliklerini en küçük ayrıntılarına varana kadar yeniden yeniden gözünde canlandırıyordu."

Aaa! Az önce Korkma Ben Varım'da Murat Menteş'in romanının kahramanı da sevdiği kadını kendine has cümlelerle anlatmıyor muydu?

"Perihan Pirana'ya meftundum. Hem de nasıl. Allah'ım, onu ne zaman görsem, kalbim kanlı bir yumruk olup göğsümü dövüyor! Bal rengi saçları, muz kabuğu gibi pürüzsüz yanaklarından süzülüyor. Gözleri yıkanmış üzüm parlaklığında. Akikten bir kız. Yarı saydam. Mehtapta  yüzen beyaz bir gonca. Kayısı hamurundan, bayram şekerinden, ceylan sütünden yoğrulmuş, mücevher gibi bir dilber… "

İki yazarın arasında 100 yıl var. Benzer tattaki anlatımları hoşuma gitti. Tebessüm ettim. Kitapları iskeleye bıraktım. Şapkamı, terliğimi çıkardım. Kardeşe baktım. Sahilde uzanmış. Güneşleniyor. 

Şu anda yeryüzünde var olan tüm insanların, 100 yıl sonra var olmayacağını düşündüm. Ayağa kalktım. Koştum. Koştum. Koştum.  Koştum. Denize cuup diye  çivileme atladım!


20 Ağustos 2015 Perşembe

Dağ...

   "Baktığın dağların düşüncesi bile ağlatır beni."


cahit zarifoğlu
             


 

 

 

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Niye Böyledir?

Acaba...
Niye baht kararırken,  talih körelir?
Niye  feleğin sillesi yenirken,  kaderin tekmesi yenir?







14 Ağustos 2015 Cuma

Hayal...

“Paramın çıkışacağı kadar bir bilet alsam.
Ve kimseler bilmeden kaçacağımı bu küçük şehirden, atlasam trene…”

(tatile gitsem:)

Rüştü Onur


12 Ağustos 2015 Çarşamba

Duyuru-1- Yaşama!













Yeşil parkası, kırmızı kazağı,  yuvarlak gözlükleri, parmaksız siyah eldivenleriyle, mucizeler dükkanı denen masasına eğilmiş, kimbilir ne şahane öyküler çizip anlatmakta olan  Galip Tekin'in, yayımlanmış üç çizgi romanını elbette çoktaaaan aldım, baktım, okudum. 


Ben Galip Tekin'in, 2013 yılında gerçekleştirilen, Akdeniz ülkeleri insanlarının kendi dillerinde anlattığı "gerçek" hikayelerinden oluşan,  "Akdeniz'den Gerçek Hikayeler" adlı edebiyat projesinde yer aldığını duyduğum, tek sayfalık Yaşama! adlı öyküsünü arıyorum.  

Çünkü... Bu projede yer alan "gerçek" hikayesini, acaba  korku, gerilim, bilimkurgu tadında nasıl anlatmış diye çok merak ediyorum.

Duyurulur!

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Öğrenmiş Gözlerle Kitaplara Yine Yeni Yeniden Bakmak



Roald Dahl'ın, 1916-1990 yılları arasında yaşamış,  Norveçli bir çocuk öyküleri yazarı olduğunu yeni öğrendim. Kitaplarını henüz okumadım. Fakat kimin yazdığını bilmeden, kitaplarından sinemaya uyarlanan filmleri hep seyretmişim.

 Roald Dahl, çocuklar ve yetişkinler için elliden fazla roman ve öykü kitabı yayımlamış.
Ben Roald Dahl'ı, Murathan Mungan'ın seçtiklerinden oluşan Kadınlığın 21 Hikayesi adlı kitapta tanıdım. Kitabın ilk öyküsü, Roald Dahl'ın yetişkinler için yazdığı Son Perde adlı öyküydü. Dilinin akılcılığını, öykünün tuhaf, şaşırtan,  kara mizah tadını çok sevdim.  Veee... En güzeli... Hem yazarın kim olduğunu, hem de yazarın diğer öykülerini fena halde merak ettim.  

Bu tip seçki kitaplarının,  bilmediğim,  hiç bir zaman denk gelmeyeceğim, çakışsak bile belki farkına varamayacağım yazarlara ulaştıracak en kestirme yol olduğunu düşünüyorum.

Hele bu öyküleri derleyen, öykülerini ve şiirlerini sevdiğim Murathan Mungan'sa... Hey! Ne mutlu canıma:)


 

7 Ağustos 2015 Cuma

Ade'ler Silsilesi...


Parmaklarımın ucuna basa basa sokak kapısına ulaştım. Usulca kapıyı açtım. Duydum ya Görevimiz Tehlike vizyona girmiş. Dayanamadım.  Marş marş...Ofisteki işlerimi bırakıp, Üftade Sokak'ta yeni açılan sinemaya kaçtım. 

Orhan Veli misali, çocuk gönlüm kaygılardan azade... Müzik deseniz...  Bilirsiniz ya... Feci güzel... Tek kelimeyle harikulade. Görüntüler... Of! Nasıl desem? Resmen fevkalade... Başroldeki  özendiğim kadın Rebecca Ferguson'un makyajı hiç yok sanki... Nasıl hoş anlatam... Böyleee... Sapsade... 

Du bi... Ne oluyor böyle?  Aynı yazıda bu kadar mı  denk gelir arkadaş? Üftade. Azade. Harikulade. Fevkalade. Sade. Yok artık! Başka... Hımmm...  Vade... Zade...  Çocukluğumun televizyon dizisi Görevimiz Tehlike'nin geçmişten günümüze vaziyetini anlatacaktım ki... Gördünüz mü, ne oldu? Binlerce kasırga aşkına! Takıldı kafama bir kere... 


Aaa!.. "Ade" ne ola ki?  Koptum filmden... Güzelim film yazım oldu mu size alelade:) 


Yazın Yönünü Değiştireceğim Ben... Sen Yolculuğa Çık.



* Acaba.... İnsanın sıcaktan yüreği terler mi? Havaya kibrit çaksam alev alır mı ki? 

* Son günlerde en fazla işittiğim cümleler... Kan ter içinde kaldım. Baksana yapış yapış oldum. Hiç esmiyor. Yaprak kıpırdamıyor. Asfalta yumurta döksem pişer.  Çöl sıcakları geldi. Yakında buharlaşacaz.

* Nazım Hikmet dizeleri gibi...  "Sıcak. Sapı kanlı, demiri kör bir bıçaktı sıcak."

* Bir Bülent Ortaçgil şarkısının içinde yüzüyorum sanki... Eller sıcak, Gözler sıcak, Duvarlar sıcak, Taşlar sıcak, Düşler sıcak,  Canlar sıcak, Giysiler sıcak, Giymeseler sıcak, Uykusuzluk sıcak, Beklemek sıcak,  Dinlemek sıcak, Durmak sıcak, Dam üstü cehennem, Ağaç altı sıcak, Avucum sıcak, Param sıcak, Kediler sıcak, Soğuk bile sıcak, Daha da sıcak olacak. 

* Hayalim....  Serini, soğuğu, rüzgârı hissetmek.  Ve üşüyen ellerime hoh hoh yapmak.



Not- Başlık, Birhan Keskin dizesidir.