27 Mayıs 2010 Perşembe

İğne Deliğine İpliği On Metreden Geçirebilir Misin?

Geçmişi görmüş, şimdiyi yaşamış, geleceği bilir eski insanlar anlatırlar ki, bir zamanlar yeryüzünde bir yerlerde, bir hükümdar yaşarmış. Günlerden bir gün bu hükümdar, memleketindeki hünerli insanları ortaya çıkarmak istemiş. Bunu halkına duyurmak için tellal çağırtmış tabi. Kim ki saraya gelip, sahip olduğu, çalışıp geliştirdiği hünerini, padişaha ne kadar beğendirirse o oranda ödüllendirilecekmiş. Memleketin her yerinden gelen insanlar, becerilerini padişaya göstermeye başlamışlar. Herbiri diğerinden hünerliymiş. Gelenlerden birinin çok ilginç bir becerisi varmış sözgelimi. On metreden geçirebiliyormuş, iğne deliğinden ipi... İğneyi on metre ötede tutmuşlar. Adam on metre beride, deliği nişanlamış. İpliği atmış. İplik sahiden delikten bir seferde geçmiş. Hükümdar adamın bu yaptığına çok şaşırmış. Nasıl olup da becerebildiğini sormuş. Adam takdir kazanacak ya "Çok çalışarak hükümdarım! On metreden iğne deliğinden ipliği geçirebilmek maksadıyla, çocukluktan beri gecemi gündüzüme katarak çok çalıştım." demiş. Padişah emir vermiş adamlarına: "Tez bu yiğide 5 kese altın verile!" demiş. Bizim yiğit çok sevinmiş sevinmesine ama padişahın devam eden sözüyle, sevinci kursağında kalmış: "Sonra da, sırtına 50 kırbaç vurula!" demiş padişah hiddetle... Adamın korkudan dili tutulmuş. Konuşamıyormuş da "neden bu ceza?" diyen gözlerle padişaha bakıyormuş. Padişah demiş ki: "Söz verdiğim için, bu becerin sebebiyle, sana 5 kese altını veriyorum. Bu yaptığın ne sana, ne de insanlığa yarar sağlar. Gereksiz ve faydasız bir beceri geliştirmek için, boşa vaktini tüketmişsin. Sırtına 50 kırbaç cezası da bunun için!" demiş.

Bu hikaye durup dururken aklıma gelmedi tabi.. Bu hafta MFÖ şarkılarını dinlemeyi heves ettim. Çok seviyorum MFÖ şarkılarının ezgilerini de sözlerini de. O kadar çok arka arkaya dinleyince, MFÖ şarkı sözlerini anlamlı halde yanyana getirerek bir deneme yazısı yazmak aklıma geldi. Arada denemiştim çünkü. Yüksek Sadakat'in şarkı sözleriyle yazmıştım bir yazı sözgelimi. Ya da bir kaç farklı şarkıcının, şarkı sözlerini yanyana getirmeye çalışmıştım. Fena da olmamıştı hani.. Şimdi de tekrar denemek için, MFÖ nün şarkı sözlerini bir word sayfasına kopyalayıp geçirdim. Sonra anlamlı bir yazı çıksın diye, cümleleri taradım. Bunları yapmak için bir süre vakit harcadım tabi... Ortaya çıktı gene şarkı sözlerinden bir deneme yazısı .. İyi de ne kazandırdı ki şimdi bu iş bana? Bunun yerine bir kitaptan bir kaç bölüm okusam daha iyi olmaz mıydı? Zamanımı boşa harcamışım gibi geldi. Nelere heves ediyorum diye, kendimi gene yadırgadım. Hatta yadırgamayla kalsam iyi, üstüne kendimi ayıpladım. İşte on metreden iğne deliğinden ipliği geçiren adamın hikayesini o anda hatırladım. Deneme yazımı okudum. Önce, ne olursa olsun yazmayı denediğim için, kendimi ödüllendirdim. İki parça çikolatayı ağzıma attım. Sonra kendime ceza diye, boşa vakit harcadığımı alenen cümle aleme ilan etmek niyetiyle, işte bu yazıyı yazdım. Peki MFÖ şarkı sözleriyle denediğim deneme yazım mı ne? İşte:

Arayıp sormasan da… Sakın ha!.. Unuttum seni sanma… Bilirsin, dünya bir yana, sen bir yana.. Aşık ettin beni kendine, sonra da terkettin gizlice… Aradım seni her yerde fakat hiç kimselere soramadım.. Sadece seninle ilgili hayaller kurdum... Düşündüm... Belki bir şarkının her sesinde, belki bir sahil meyhanesinde, belki de içtiğim sigaranın dumanısın. Bir yıldız gökte kayıp giderken, ıslak bir yolda yalnız yürürken, bambaşka bir şeyi düşünürken, aklımdasın. Hiç umursamıyorum, sevsen de sevmesen de, gene de aklım fikrim hep sende… Aklımdasın!.. İnanamıyorum… Bunca yaşadıklarımdan sonra, nasıl da yeniden aşık oldum ben? Bu sevda, bambaşka avare eden… Nasıl bir şey bu, ne bileyim ben? Ah, ben kendimi nerelere koşsam? Saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam. Gözyaşları gizlenir, böylece idare edilir durum… Off! Bir kuş kanatlanır şu gönlümden, çırpınır çırpınırda uçamaz.. Gene bir davet çıkarsa senden… Dönerim bilirsin, aşıklar kaçamaz!

Yaa, böyleyken böyle işte! Şimdi iğne deliğine ipliği on metreden geçirmeyi bi deneyeyim:)

10 yorum:

  1. Ya kel alaka olacak bu yazının altında ama dün blogda bi vücut geliştirme yazısı vardı ben ona yorum yapacaktım :) O yazı nerede?

    YanıtlaSil
  2. "Belki bir şarkının her sesinde, belki bir sahil meyhanesinde, belki de içtiğim sigaranın dumanısın." sözleri grup gündoğarken'in sen benim şarkılarımsın isimli parçasında geçiyor desem keyfini kaçırmış olur muyum?

    YanıtlaSil
  3. İrşad, bu bloğun adı Hayal Kahvem...
    Kimi zaman bazı misafirlerin hayali yazılar görmesi söz konusu oluyor:) Geliyor kulağıma böyle şeyler... Hatta hayalin derinliklerine yolculuk yaptıklarını bile söylüyorlar. Ben şahit olmadım hiç bilemem:) Fakat siz de böyle diyorsanız haklılar galiba.. Yoo, ne vücut geliştirme yazısı İrşad... Hayal görmüş olmayasınız desem keşke:)) Diyemicem... Çünkü sahiden vardı o yazı.. Kaldırdım.. Du bakalım. Belki gene açığa çıkarırırım:))
    Teşekkürler..

    YanıtlaSil
  4. O zaman ben ödülü haketmemiş mi oldum? :(
    :)))
    Benim için tabii ki sakıncası olmaz, dediğiniz gibi al birini vur ötekine dercesine güzel ikisi de :)
    Sadece kırmızı kurdele alamadım diye üzülüyorum şimdi :)

    YanıtlaSil
  5. Jane, kırmızı kurdele yerine, Aşkın Güngör'den bir kitaba ne dersiniz:) Hem de kabı kıpkırmızı.. Hem de yazarından imzalı.. Gerçekten:)

    ceyhanvildan@yahoo.com adresime posta adresinizi yazın.. Hemen yarın kargoya verelim:)
    Ödülünüz kitap olsun! Benim ödülüm de kitap hediye etmek:)) Anlaştık mı?

    YanıtlaSil
  6. Sevgili ablacığım,
    Kütüphanemde aradım ve Gohor'u bulamadım. Ben de karne hediyesi olarak bir tane yazarından imzalı isteyebilir miyim lütfen?

    YanıtlaSil
  7. Valla Tuğba diye görünce dedim ki eyvah benim öğretmen kardeşse eğer, öğretmenlik konusunda ahkam kestiğimi gördü, bana iki kelam edecek:)
    Oh, neyse... Kardeş senin Gohor benim ofiste..
    Ayrıca son fotoğrafları attım cd ye.. Sen benden yarın hem Gohor'u hem de fotoğrafları iste:))

    YanıtlaSil
  8. Açıkçası sizin bu kadar bahsettiğiniz Gohor'u ben de merak ettim ama şu aralar okumaya pek vaktim olmuyor ki zaten mesleğim okumak olunca kendi seçtiğim şeyleri okumaya pek fırsat bulamıyorum. Zaten kafamda Kaknüs'ün çıkardığı kitaplardan uzun bir "okunacak kitaplar listesi" var. Bunlardan sonra keyfî okumalarımı yaparım inşallah.

    Bu arada, fantastik eserler veren bir isim daha aklıma geliyor, bilmiyorum siz de tanıyor musunuz Orhan Seyfi Şirin'i?

    YanıtlaSil
  9. Bi kedi gördüm sanki :)))
    Neyse, yazı tekrar açığa çıkarsa bilinsin ki "laflar hazırladım". :)

    YanıtlaSil
  10. Kusura bakmayın İrşat, size cevap yazamamışım... Şimdi farkettim.. En kısa zamanda o yazıyı tekrar koyacağım.. Ne yorum yazacağınızı merak ettim:)

    YanıtlaSil