29 Eylül 2010 Çarşamba

Şiir Çarpması Diye Bir Şey Duymuş Muydun?


Düşünsene, hiç şiir çarpar mı seni? Hiç "şiir çarpması"na uğradın mı yani? Duymadın mı yoksa? O zaman anlatayım başıma gelenleri... Hafta sonu nasıl olduysa Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun Sevgi Üstüne adlı şiirinine denk gelmiştim.. Okumaya tövbeliydim üstelik. Kendime sözüm vardı, o şiiri  gördüğüm anda yüz çevirecektim. Evet, tövbeliydim ne var ki? Bazı şiirler efsunludur, bilirsin… Okuyunca insanın içini dışına çıkarırlar sanki. “Bütün kitapları yakmalı...  Sevda üstüne ne söylenmişse yalandır” diye devam edince şiir… Her okuduğumda olduğu gibi önce şöyle bir salladı silkeledi… Gene yaptı yapacağını.. Sonra duvardan duvara çarptı beni… Ardından “Şiir denen o kalleş” diye başlayan, Aşkın Güngör'ün "Kakafona Silsilesi"ni arka arkaya okuyunca, artık benden hayır beklemesin kimse yani… Hey gidi şiir! “Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın”... Hay Allahım! Siz de mi Ümit Yaşar Oğuzcan, siz de mi? Ne sözler yazmışsınız böyle damardan, anlarsınız ya hisli hisli? Ben ordan nereye gittiysem artık, bensiz kalakaldım bir süre… “Sanki ben... Öylece kalakaldım... Hepimiz kalakaldık... Elimizde tetiği çekilmeyen... Namlusu yönsüz bir tabanca gibi” Aynen böyle kalakaldım yeminle… İyi de bu bir Edip Cansever şiiri değil miydi? Yoo… Hafızamın içinde bir şiire mi çarptım gene? Gene mi şiir? Sonra kafamı çevirmemle, gözüm denk gelmesin mi bir Metin Altınok şiirine? “Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden... Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden” diye… Yok artık.. Yok mu kurtaran? Yok mu kurtaran? İmdat! İmdat, yani? Tamam.. Dedim ki en iyisi ben içimden tekrar edeyim kerat cetvelini… Unutayım aklımın kuytularındaki tüm şiir dizelerini… İki kere iki dört.. İki kere üç altı….... İki kere on yirmi …. Üç kere bir üç… Üç kere iki altı.. “Üç kere üç dokuz eder... Bilirsin... Birin karesi birdir... Karekökü de... Bilirsin... Mutlu aşk yoktur... Bilirsin” Yooo… Bu kerat cetveli değil ki… Bu Turgut Uyar’ın bir şiiri… Yooo…. Yooo… Ağlıyor muyum? Daha neler? Dışarıya baksana… Bak… Bak… Dışarda dolu mu yağıyor ne? Of!.. Tamam... İtiraf ediyorum... "Şiir Çarpması"na uğradım gene! (13.04.2010)

5 yorum:

  1. Efendim, yakınlarda bir AYGAZ kamyonu yokkene veya meteoroloji "dolu" uyarısı yapmamışkene şiir okumak tehlikeli olabilir, netekim.

    Selamlar...

    YanıtlayınSil
  2. Sevgili Hayal Kahvem, İbrahim Tenekeci'nin Uluorta şiiri ve daha bir çok şiiri çarpar beni, neredeyse her okuyuşta. Buyrun bakalım;


    'seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin
    nazlanırsın ama bir gün gelirsin'


    düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
    olsun artık diyorum ne olacaksa
    paralı asker miyim neyim ben
    ekleyip duruyorum sabahları akşama
    ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
    gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
    aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
    nasıl bir dostluk ki bu,hem kadim
    hem de mayhoş elma tadında.

    kendimi de koysam ayağımın altına
    yine de yetişemiyorum ey aşk,
    omzunun hizasına.
    çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
    ve ayağını kaldırıyor dünya,konuşurken benimle.
    budanan oğullar gibiyim,sessiz ve narin
    nereye konsam geri sayım başlıyor
    kurcalıyor beni bir çırağın elleri
    ah,unufak olsam ve desem ki
    ağzın tat görmesin hayat
    kandırdın beni.

    sorma,
    elim kırılsın bir daha
    dokunursam güneşe.

    kılpayı kaçırılmış bir şeyin
    bıraktığı ardında
    neyse oyum ben.
    yaralı serçe,benim için dua et;
    gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
    dr şükrü öncüoğlu'ndan
    üç ayda bir reçete.

    acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
    ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
    çünkü nasıl birşey biliyorum itin taştan korkması
    bir yastık arıyorum kuş seslerinden
    mühim değil sonrası.

    sorma,
    yangın sönseydi suyla
    denizler her akşam böyle yanmazdı.

    yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
    ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
    yolundaydı herşey,ben bile yolundaydım
    ama
    kıyıya vardığımda
    kendimi unuttuğumu anladım
    karşı kıyıda.

    şiirler söyledim belki duyarsın diye
    çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
    sana seslendim durdum bu küçücük odadan
    acımı duy,sensin pusulam benim
    ki dünya
    silinmiş bir harita
    gibi yabancı bana.

    sorma,
    usulca uzandığında

    YanıtlayınSil
  3. bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

    son satır eksik kalmış.

    YanıtlayınSil
  4. Atilla Atalay'ın Seslerim adlı öyküsünün bir yerinde "Tanrım, birşey olsa… Aygaz kamyonu filan geçse… Aniden ceviz iriliğinde dolu yağmaya başlasa… Bu romantik ortamın içine etse…" diye cümleler geçer ya TC... Siz de benim gibi Atilla Atalay külliyatını çok iyi bilen birisiniz... Galiba geçtim bunları ben.. Şuraya geldim... Metin Üstündağ'dan bir kaç cümle attırıverecem şimdi.. Şöyle...
    "Mamafih öğrendik: şiirle sarılan yaralar
    Gene bir şiirde kanarmış"
    Amma velakin ve de netekim Murathan Mungan'ın Bir Yalnız Operası bana en uygun düşendir derim... O da şöyledir: ""Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
    uyudum, hiç uyanmadım."
    Böyleyken böyledir...

    YanıtlayınSil
  5. Sevgili Burcu, ben sık sık "şiir çarpması" na uğrayan biri olarak, benim gibi birilerinin olduğunu öğrenmekten ne yalan söyleyeyim memnuniyet duyuyorum. Sizin adınıza da sevindim.
    Zaman öyle bir zaman ki kimsenin "hisli" mevzulara vakti yok görünüyor... Böyle şiir muhabbeti yapıyoruz ya gülenimiz ne çoktur kim bilir? Bu günlerde gene Metin Üstündağ kitapları ile haşır neşir olduğumdan, kendisinin şiirle ilgili sözlerini yazmak istedim gene... Bakın şöyle:
    ""Şiir fesleğen çiçeği gibi. Geçerken eliniz değer, müthiş bir koku; genziniz bayram eder. Şiirin az okunması değil mesele, hayatımızdan iyice çekilmesi acı. Şiir sadece sözcüklerle yazılmaz. Bazen bir jest, bir mimik, bir ince marifet de şiir olabilir. Katır kutur bir hayat yaşıyoruz. Mizah ve şiir bu hayatı biraz inceltmeye çalışıyor."
    Ne doğru tespitler değil mi?
    Şöyle sözlerime nihayet vereyim iyisi mi?
    "robin hood gibiyiz allaha şükür
    neşeden çalıp
    kedere veriyoruz"
    Böyleyken böyle Burcu... Katkınız için teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil