15 Eylül 2010 Çarşamba

Melali Anlamayan Nesle Aşina Değiliz

Bak şimdi, ne söyleyeceğim... Bazı şairlerimizin ihmal edildiğini, bilmem sen de benim gibi düşünür müsün? Bu şairlerimizin şiirlerinde, Arapça ya da Farsça kelimeler varsa özellikle, eski dil denir de elimizin tersi ile itelenir, bilirsin. Oysa kaçırdığımız ne lezzetli cümleler vardır şiirlerinde. Mesela, üç dize yazsam... Lerzesiz kelimesinin dalgasız anlamına geldiğini söylesem... Anlamını bilerek, şiirin melodili kelimelerini birlikte okumak ister misin? Haydi..

"Sen ve ben
Ve deniz
Ve bu akşam ki lerzesiz sessiz "


Hoş değil mi? Peki... Biraz daha açılalım.. Şöyle Gün Batımı'na doğru uzanalım... Bilelim ki fecr-sabahın ilk saatleri, nümayan-görünen, nalan-inleyen demek... O halde şimdi şu dizelerde gezinelim... Haydi, okuyalım birlikte...

"Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan,
Güller gibi... sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nalan;"


Nasıl? Güzel değil mi? Aslında ne istiyorum biliyor musun? Şiirin anlamından ziyade, okurken özellikle musikiyi hissetmeni istiyorum. Kelimelere takılmadan, manasına dalmadan, dizeleri bir kez daha oku bak. Hisset ama... Mutlaka hisset... Dizelerin müziği mutlaka kulağına gelecek. Ahmet Haşim'in şiirlerinden dizeler bunlar. Ahmet Haşim söylemek sitediğini şiirlerinde hep sembollerle ifade eder. Gül der, karanfil der, mehtabta leylekler der, siyah kuşlar der, karanlıkta beyaz kuşlar der, kış der, yaz der, nehir der, göl der, çöl der, sabahın ilk saatleri der, ya da o şahane dizelerinde "Akşam yine akşam yine akşam, Bir sırma kemerdir suya baksam, Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam" der. Bu şairi ve müthiş dizelerini arada bir bile olsa okumamak, hem şaire hem de bize haksızlık değil mi? Haydi, son bir defa daha okuyalım mı şairin O Belde adlı olağanüstü şiirinin bazı dizelerini. Son dizedeki melal hüzün demek. Şunu bilmeni isterim ki, melali anlamayan bir nesli ben de tanımam, Ahmet Haşim'in son dizede söylediği gibi!..
"Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
Ne de alam-ı fikre bir mersa
Olan bu mai deniz
Melali anlamayan nesle aşina değiliz."

1.Not: Fotoğraf Numan Serteli'nin fotoğraf albümünden alınmıştır.

2.Not: mesa- akşam vakti / alam-ı fikir- acıklı düşünce /mersa- liman / mai- mavi / melal- hüzün / aşina- bilindik

2 yorum:

  1. Bir de Fuzuli'nin farsça yazdığı su kasidesini bilseler şu gençlik başka arayışlarda olmazdı.

    YanıtlayınSil
  2. Ya Fuzuli'nin Leyla Ve Mecnun mesnevisine ne demeli? Bence en kısa zamanda İskender Pala'nın Babil'de Aşk İstanbul'da Ölüm kitabı edinilmeli.

    "Bende Mecnun'dan da öte bir aşıklık yeteneği var.Gerçek aşık benim ama Mecnun'un adı çıkmış bir kere!..." diyen ve Leyla ile Mecnun'un hikayesini yazan Fuzuli'nin hikayesi bu kitaptan öğrenilmeli.

    YanıtlayınSil