18 Haziran 2021 Cuma

Sevdiğim Adamlar...

               
Ahmet Hamdi Tanpınar, 
1901 tarihinde doğmuş, 1962 yılında 61 yaşında ölmüş. 
 
Nazım Hikmet Ran, 
1902 yılında doğmuş,  1963 yılında 61 yaşında  ölmüş. 

Sevdiğim adamlar,
bir yıl arayla doğmuşlar, 
bir yıl arayla 
 61 yaşında ölmüşler.
İlginç...



4 Haziran 2021 Cuma

Aşkın Tuhaf Halleri...

"İlk aşkların derin acısında, hayattan habersiz olmanın da payı vardır."


"Bir aşkta binlerce an yaşansa da bir tek an doruk deneyimidir. 
Diğer anların tümünü önemsiz kılacak  kadar onu dibine kadar tanıdığınız, 
gördüğünüz bir andır bu. 
İyi ya da kötü. 
Bu, odur.
Tam o an karşınızda duran.
Sevdiğiniz kadın ya da sevdiğiniz adam."


"Bu çağda aşkın yeniden icat edilmesi gerekiyor. 
Bu çağın gereklerine göre değil, bu çağa rağmen."


"Bazı Avrupa dillerinde "Aşık olma" sözü yoktur. Aşık "olma" hali yoktur.  
"Aşka düşme" denilir.
Türkçedeyse aşık olunur, aşka düşülür, vurgun yenilir, sevdalanılır, tutuldum denir. 
Türkçede say say bitmez."


"En çok felsefeciler bilir:
Dilsizliği arayan dil, mutlaka aşka uğrar."


not
Film kareleri/ Scott Pilgrim Dünyaya Karşı
Cümleler / Murathan Mungan-Aşkın Cep Defteri

2 Haziran 2021 Çarşamba

İstemek ve Düşünmek

 

"Olmak istediğim her şeyi olmam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. İstediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. İstememin nedeni ne peki? 

Hayatımda bütün olası zihinsel ve fiziksel deneyimlerin her bir rengini, tonunu ve her çeşidini yaşamak istiyorum."

Slyvia Plath / Günlükler


28 Mayıs 2021 Cuma

Kızkardeşlik Gücü Adına:)

2007 yılından itibaren verilen Duygu Asena - Kadının Hâlâ Adı Yok  Roman Ödülü'nün 
2021 yılı sahibi, 
Ev adlı romanıyla Nermin Yıldırım  oldu. 


1964 yılından itibaren verilen Sait Faik Hikaye Armağanı'nın 
2021 yılı sahibi, 
Deli Tarla  adlı öykü kitabıyla Şermin Yaşar oldu. 


Memleketimin her iki kadın yazarına bayılırım. 
Çok sevindim. Sevindiğimi paylaşmak istedim:)



 

23 Mayıs 2021 Pazar

Bir Film / Beş Kitap

 "-Hasta mısın?

- Hayır

- Yaralı mısın?

- Sanırım..."

Refik Halit Karay / Gurbet Hikayeleri

"Bana, bütün hayata dargın bir sesle:
"Ne istiyorsunuz?" diye sordu."

    Ahmet Hamdi Taşpınar/Sahnenin Dışındakiler


"O gün ve ondan sonra, günlerce,
hep o rüya hali devam etti."

    Sabahattin Ali / Kuyucaklı Yusuf


"Kendimizi kaybetmiştik, sen ikimizi de buldun."

     Peyami Safa/ Bir Tereddüdün Romanı


"Ben / Çizilmiş bir yaşama atanmışım gibi.
Peki ama
Kim çizebilir senden başka senin yaşamını?"

    Cahit Zarifoğlu / Yedi Güzel Adam


-NOT- 
Film kareleri / İngiliz Hasta


8 Mayıs 2021 Cumartesi

Aşk ve Başka Söze Gerek Yok


Sizce aşk nedir?

       Hayatın bezdirici, yıldırıcı demirbaş sorularından biri olarak ne çok sorulmuştur hepimize. Bir dönem ortaokul, lise öğrencilerinin düzenlemeye pek meraklı olduğu "anket defteri"nden, popüler magazin dergilerinin, söyleşi, soruşturma ya da anket köşelerine dek birçok yerde karşımıza çıkan, neredeyse bütün yaşamımız boyunca ısrarla karşılaştığımız ve bunca yinelendiği halde, verilen hiçbir yanıtın doyurucu olmadığı, hiçbir tanımın kimseye yetmediği; hiçbir sözün kimseyi ikna etmediği, inandırmadığı bir başka soru var mıdır hayatın sorular dünyasında bilmiyorum!

Karşıdaki sorar;
-Ne düşünüyorsun?
-Hiç.
-Hiç konuşmuyorsun?
-Ne söyleyeyim?
-Bilmem.
-Bir çay daha?
-Olur.
Aşk saklanır.


Aşkın mutlulukla ya da mutsuzlukla bir ilgisi yoktur. Aşk, aşktır. Varsa da gelip geçici bir haldir bu, kendi varlığı gibi. Zamanın size gülümsemesi gibidir aşk. Tadının çıkarılması, keyfinin sürülmesi, ardından yasının tutulması neyinize yetmiyor?


Paragraflar/Murathan Mungan - Aşkın Cep Defteri'nden.
Resimler/ Başka Söze Gerek Yok filminden.

29 Nisan 2021 Perşembe

ve Matematik ve Felsefe ve Mantık.... ve Elbette Ben:)


Yılların çizgi roman sevdalısıyken, felsefe, matematik, mantık okumaları yolunda emekleyen bir meraklı olarak Logicomix'i okumasam olmazdı. Aldım. Okudum.

Maceranın en başında kitabın  anlatıcısı matematikçi Apostolos,  arkadaşı Hristos ile buluşuyor.

Apostolos'un amacı çizgi roman yoluyla 1872-1970 yılları arasında yaşamış, İngiliz filozof, matematikçi, tarihçi, mantıkçı Bertrand Russell'ın yaşam öyküsünü anlatmak... Hatta öyle bir çizgi roman hazırlayacak ki, romanda adı geçen kahramanların hepsi mantıkçı olacak. 

Anlatıcımız Apostolos, iki arkadaşıyla hikayeyi toparlıyor. Şimdi bilgisayar kuramı, matematiksel mantık uzmanı olan bilim adamı  arkadaşı Hristos'a öyküyü anlatmak ve fikrini almak istiyor. 

İşte hikaye böyle bir niyetle başlıyor. 

Nanananoom... Çizgi roman... Ve  matematik... Ve mantık...  Veee... Ben.

Valla enseyi hiiç karartmadım. En cahil cesaretli edamı takınıverdim.  Kitaba cup diye atlayıverdim. Elbette kitapta adı geçenlerin hepsi ağır abiler...  Elbette mevzu  ağır... Elbette  güzergah zorlu...  Lakin kitabın öyle bilgiçlik taslayan, öğretmek maksatlı anlatımı hiç yok.  Hikaye su gibi akıyor. Yalanım yok, bayıldım. 

Öyle sanıyorum ki, matematik, mantık okumalarına yeni başlayan benim gibi meraklılar için hikayeyi kolaylaştırarak, şirinleştirerek anlatmışlar. 😀


O değil de, Akıl Oyunları filminde Nobel ödüllü matematikçi John Nash'in hayatını seyrettiğim için duruma bir nebze aşina olsam bile, Logicomix'de denk geldiğim matematik, mantık, felsefeye kafa yoran abilerin delilikle dahilik sınırında dolaşmaları şaşırtıcı olduğu kadar düşündürücü geldi bana.

Bertrand Russell da Bertrand Russell ama...  Russell altı yaşındayken, kardeşi, annesi, babası, difteriden ölüyor. Virüs hep var! Ne fena. Tuhaf büyükannesinin katı kuralları içinde büyüyor. Eğitimi,  iki savaş dönemi yaşantısı, hapis, binlerce makale, atmıştan fazla kitap, öğrencileri, dört evlilik, pek çok ilişki, Nobel Ödülü, korkular, aile sırları, aşk, nefret, barış, savaş....  Otuz iki kısım tekmili birden anlatılası bir hayat... 

Son tahlilde, kitabın sonunda dendiği gibi "Kahramanlarımızın çoğu gerçek kişiler olsa da, Logicomix kesinlikle bir tarih çalışması değildir; böyle bir amacı yoktur. Logicomix bir çizgi romandır." 

Böyleyken böyle işte😅

25 Nisan 2021 Pazar

ve Matematik ve Ömer Hayyam ve An Hesabı

Ömer Hayyam'ı, sadece İranlı şair diye bilirdim. 

Oysa, yaklaşık 1000 yıl önce yaşamış,

astronom, matematikçi, felsefeciymiş. 

Şaşırdım.

Aşağıdaki mısralar Ömer Hayyam'a aitmiş. 

"Bir çember çizilse merkezinde sen, kenarında ben. 

Sen döndükçe beni, ben döndükçe seni görsem. 

Öyle bir an gelse ki, yarıçap sıfır olsa."

Çember çiziyorum. 

İşte bu, çap. Bu da yarıçap. 

Merkez'e sen. Kenar'a ben, diyorum. 

Yarıçapın sıfır geleceği an, ne zaman?

Hesaplayamadım.

Problemi çözmeye uğraşıyorum.

Bulamadım.

Gerçeeekteen!


22 Nisan 2021 Perşembe

Matematik ve Korsanlar

Adları 1, 2, 3, 4, 5 olan beş akıllı korsan 100 altın bulmuş. Bu 100 altını korsanlar şu yöntemle paylaşacaklar:

En küçük numaralı korsandan başlayarak, her korsan sırası geldiğinde bir paylaşım önerecek.

Öbür korsanlar paylaşımı kabul edip etmediklerine dair oy kullanacaklar. 

(%50-%50 oylama da öneri kabul edilecek.)

Eğer paylaşım oyçokluğuyla kabul edilirse oyun bitecek.

Eğer paylaşım kabul edilmezse paylaşımı öneren korsan denize atılacak ve paylaşım önerme sırası bir sonraki korsana geçecek.  

Birinci korsan nasıl paylaşım önermelidir?

-NOT- 

Felsefe okumaları yapmak, matematiğe rota kırmamı sağladı.  Prof.Dr. Ali Nesin'in Matematik ve Sanat, Matematik ve Oyun adlı kitaplarına dokunmasam, göz gezdirmesem olmazdı. Ali hoca matematik ve Oyun'un önsözünde diyor ki: "Çoğu kişi matematiksel araştırma yapmak için çok bilmek gerektiğini sanır.  Bu doğru değildir. Özgün bir çalışma yapmak için biraz bilmek gerekiyorsa da, amatör bir matematikçinin matematikten zevk almak ve araştırma yapmak için fazla matematik bilmesine gerek yoktur." Hoş değil mi? Tam benlik!

Matematiksel araştırmadan zevk alabilmek için ilkokul bilgisi bile yeterlidir diyor, Ali Nesin.  Önemli olan düşünmek, çalışmak ve inatçı olmaktır, diyor. Üstelik matematik yapmak illa bir soruyu çözmek demek değildir. Yanıtlamadan, sorunun güçlüğünü kavramak da matematik yapmak demektir. Soruyu kavramak, soruyu değişik açıdan ele almak, değişik bir bakış açısıyla bakarak sorgulamak mühim demek ki. Şahane!

Yukarıda bir örneğini yazdığım matematik problemleriyle cebelleşmeyi sevdim. Ben sevdim belki okuyan birileri de problemi sever, soruyu kavrar, değişik bir bakış açısıyla sorgular diye Matematik ve Sanat kitabının 43. sayfasından baka baka buraya yazdım:)

Ben bu problemi okuyunca, Karayip Korsanları gözümün önünde canlandı. Film afişindeki beş korsan 100 altın bulmuş olsalar, acaba yukarıdaki probleme göre 100 altını nasıl paylaşırlar diye hayal ettim. Elbette hayal ettiğim paylaşım, bu sorunun cevabı değildi:)

Sonra aldım elime kağıt kalem. Problemi yazdım, çizdim. Çözüme göz gezdirdim. 1. korsanın nasıl paylaşım önereceğini  buluverdim. Sevindim:)



17 Nisan 2021 Cumartesi

Akademisyenlerin Takibindeyim - Doç. Dr. Çimen Günay-Erkol

 

Doç. Dr. Çimen Günay-Erkol, ODTÜ Maden Mühendisliği bölümünden mezun olmuş. Bilkent Türk Edebiyatı bölümünde  Suat Derviş üzerine yazdığı tezle yüksek lisansını almış. Hollanda Laiden Üniversitesi'nde 12 Mart romanları üzerine olan teziyle doktorasını tamamlamış. Yaralı Erkeklikler !2 Mart Romanlarında Yalnızlık, Yabancılaşma ve Öfke adıyla tezinin kitaplaştırıldığını öğrendim. 

Toplumsal Cinsiyet kavramı ve eleştirel erkeklik çalışmaları son zamanlarda ilgimi çekince, bu konuların piri Çimen Günay- Erkol'a denk gelmemem mümkün değildi. Aşağıda bir kaçının linkini eklediğim videolarda tatlı tatlı anlatıyor. Dinlediklerim meraklandırdı. Hemen kitabını sipariş ettim. Hey!  İşte geldi.


Kitabı henüz okumadım. Arka sayfasında,  "Doç. Dr. Çimen Günay-Erkol, Yaralı Erkeklikler'de güce tapılan bir atmosferde, istikrarlı bir erkeklik arayan ama bunun ne demek olduğunu göremeyen erkeklerle dolu 12 Mart romanlarını erkek kimliklerine getirilen yeni ve güçlü bir eleştiriyle ele alıyor."  diye yazıyor. Acayip ilgimi çekti.

Çok ilginç,  ilk kez  erkeklik üzerine kafa patlatanlar feminist kuramcılar değilmiş. Çimen hocanın bir videosunda dinlemiştim. Avustralya'da işçi hareketleri, sendikalar üzerinde çalışmalar yapan bir sosyolog, liselerdeki akran zorbalıklarını araştırırken cinsiyet rollerini incelemeye başlamış.  Kendinden zayıf olana zulum yapan erkeklik halleri. Erkeğin erkeğe zulmü. 

Erkekliğin oluşmasındaki mekanizmalar neler? Erkeklik belli ön kabullerle mi oluşuyor? Aile, okul, sokak, medya, devletin rolü ne? Cinsiyetçi sistemde  kadının da erkeğin de yara aldığı besbelli.  Dünyada, memleketimizde gördüğümüz eşitsizlikler,  kadın cinayetleri, erkeğin erkeğe yaptığı zorbalıklarlar hakkında erkekler neler düşünüyorlar mesela?  

Doç. Dr. Çimen Günay-Erkol memleketimin değerli bir akademisyeni. Anlattıkları, yazdıkları, dünyayı, hayatı, kitapları yepyeni bakışla okuma yapmama yardımcı oluyor. Gözümü ve zihnimi açıyor. Toplumal cinsiyet eşitliğinin gerçekleşmesi için kadınlık kadar  eleştirel erkeklik çalışmalarının farkındalığına dikkat çekiyor. Önemsiyorum. Doç. Dr. Çimen Günay-Erkol'u yakınen takip ediyorum.