orhan pamuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orhan pamuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2026 Pazartesi

Kendimi Eylediğim Zamanlar

 
Dizi seyrettim

Kitap okudum.


Amsterdam'a gittim.

Ukulele ile Yaşar şarkıları çalıştım.
BURADAN

İstanbul Modern'de, Semiha Berksoy'un "Tüm Renklerin Aryası"  sergisini gezdim. 

8 Haziran 2026 Pazartesi

"Çaldımsa Miri Malı Çaldım."

 

Bugün zor bir gündü.

Kurumsal işlerimin yenileme dönemi... Sigortalılarla görüşüyor, yeni değerleri konuşuyorum. Zoom toplantıları yapıyorum. Her yenilemede genel şartları yeniden gözden geçiriyor, poliçeler için hazırlanmış özel notlarla karşılaştırıyorum. Ofisteki arkadaşlarla genel durumlarını, hasar dosyalarını değerlendiriyoruz. 

Çalış babam çalış...

Elbette her günüm bu yoğunlukta  geçmiyor. Ama işimin hakkını vermek gerektiğine inanıyorum. 

"Hayal ettiğim sigortacılığın ima ettiği sigortacı" olmaya niyetleniyorum.😎

Üstüne bir de online dersim vardı.  Saat 21.30'da bitti. 

Sonraa... "Şöyle bir sanal dünyada dolaşayım," derken... 

O ne? 

Aslı Şafak'ın İşin Aslı programında Orhan Pamuk'a denk gelmedim mi? 

Üstelik tazecik... Dumanı tütüyor!

 Orhan Pamul'un yeni kitabı çıkmış. Aslı Şafak Orhan Pamuk'la sohbet ediyor. 

Heyoo! 

Nasıl sevindim anlatamam. Oturup dinleyecek halim yoktu valla. Taktım kulaklıklarımı, açtım İşin Aslı'nı... Fırladım sokağa...

Aaa! Dışarısı zifiri karaklık olmuş iyi mi? 

Ne gam! Hem yürüdüm... Hem dinledim. 

Üstelik program  bitmedi. Yaşasııın!

Devamı yarına😆


NOT-  Orhan Pamuk'un "Hayal ettiğin romanın ima ettiği yazar olmak" sözünü çaldım, kendime uyarladım. "Çaldımsa miri malı çaldım":)  Bu söz de Şeyh Galib'in iyi mi:) 

Program işte  BURADA

18 Şubat 2026 Çarşamba

Bazan...

 

Bazan Füsun'un  hayallere daldığını yüzünden anlar, 
onun hayal ettiği ülkeye gitmek ister, 
ama kendimi, hayatımı, ağırlığımı, masada oturuşumu çok umutsuz bulurdum.

Bazan orada olduğumu unutur, 
sanki baş başaymışız  gibi kendimden geçer, 
Füsun'a bütün aşkımı göstererek, uzun uzun, aşkla bakardım.


Cümleler/ Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi / 444-445

Film/ When Harry Met Sally 
2024

Bazan...

 

" bazan hiç kıpırdamadan
ve başka hiçbir şey de konuşmadan,
açık kapıdan esen rüzgârla hafif hafif kıpırdanan tül perdeye bakıyorduk."

masumiyet müzesi/orhan pamuk/iletişim/113. sayfa cümlesi

kelly stuart tarafından bir flickr fotoğrafı


19 Haziran 2025 Perşembe

Esmek...

 

" bazan hiç kıpırdamadan
ve başka hiçbir şey de konuşmadan,
açık kapıdan esen rüzgârla hafif hafif kıpırdanan tül perdeye bakıyorduk."


masumiyet müzesi/orhan pamuk/iletişim/113. sayfa cümlesi

kelly stuart tarafından bir flickr fotoğrafı

17 Aralık 2024 Salı

Bazan

 

Bazan Füsun'un  hayallere daldığını yüzünden anlar, 
onun hayal ettiği ülkeye gitmek ister, 
ama kendimi, hayatımı, ağırlığımı, masada oturuşumu çok umutsuz bulurdum.

Bazan orada olduğumu unutur, 
sanki baş başaymışız  gibi kendimden geçer, 
Füsun'a bütün aşkımı göstererek, uzun uzun, aşkla bakardım.



Cümleler/ Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi / 444-445
Film/ When Harry Met Sally 




10 Ağustos 2024 Cumartesi

Bir Kitaptan Diğerine Savrulmak

 



"Arzu, sana arzulamanın boşuna olduğunu öğretti, dedi bilge. 

Şimdi de pişmanlık, pişmanlık  duymanın fayda etmediğini söylüyor.

Sen, birer parçası olduğumuz Yanılgı;

Sen, kusursuzluğun içinde kendiliğinden biliçlenen kusurlu güzel; 

Sen ille de, ölümsüz olmayan Gazap... Sabret."

Doğu Öyküleri/ yazan-Maquerite Yourcenar /çeviri-Hür Yümer

Orhan Pamuk'un okuduğum romanlarını storytel'den dinlemeye devam ediyorum. 

Öte yandan Benim Adım Kırmızı Üzerine Yazılar'ı tüm ilgimle okuyorum. 

Doğu Öyküleri'ni bu kitaptan öğrendim. 

Bir kitabı okurken diğerine savrulmayı çok seviyorum.


10 Haziran 2023 Cumartesi

Bazan Kelimesini Hep Sevdim:)

 


"Bazan hiçbir şey yapmaz, sessizce otururduk."



NOT 
Orhan Pamuk'un - Masumiyet Müzesi romanından bir cümle,
Jim Jarmusch'un  - Stranger Than Paradise adlı filminden bir kare.

19 Eylül 2022 Pazartesi

"Esrarlı Şeyleri Dehşetli Severim"... Gerçeekten:)

 

Ne esaslı cümle di mi?
"Esrarlı şeyleri dehşetli severim."

Az önce;
Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ını elime aldım. 
Gözlerimi kapadım. 
Bir sayfasını araladım.
Paragrafın başındaki epigrafı bir solukta okuyuverdim.
Dostoyevski'nin Mektuplar'ından bir cümleymiş.
"Esrarlı şeyleri dehşetli severim."
İşte o anda;
aldım bu cümleyi bağrıma basıverdim.
Çünkü,
 esrarlı şeyleri dehşetli severim.

GERÇEKTEENN:)


12 Eylül 2021 Pazar

Veba Geceleri ve Bazan



"Bazan karısı onun elini avucunun içine alır, hareketsiz dururlardı."

"Bazan da yatakta hiç konuşmadan yan yana yatarlardı."

"Bazan Komutan karısının güzel kokulu tenindeki bir noktaya mesela göbeğinin üzerine burnunu dayar, toprağın içinde gömülü bir hazineyi gagasıyla kazarak çıkarmak isteyen bir kuş gibi hareketler yapardı." 


"Bazan  bir ağacın gölgesi, bazan solmuş bir renk yanından sessizce akıp gidiyordu."

"Bazan dar bir sokağa giriyor, bir yokuşu inerken denizden gelen  yosun kokusunu alıyor ve martıların çığlıklarını işitiyor, sonra içgüdüleriyle sağa dönüp gül kokuları arasında başka bir yokuşu çıkıyordu."

"Bazan araba sessiz ve boş sokaklarda hiç fark edilmezdi." 

"Bazan geniz yakacak kadar kesifleşirdi. Bazan da yerine gül kokusu gelirdi insanın burnuna." 

NOT
Cümleler / Veba Geceleri'nden 
Fotoğraflar / Yeryüzündeki Son Aşk'tan



12 Nisan 2020 Pazar

Ve Bazan Ve Mevsimler


Bazan hiçbir şey yapmaz, sessizce otururduk.

Bazan yağmur yağar, camlardaki tıpırtıyı dinlerdik.

Bazan "Hava ne sıcak," derdik.

Bazan yaz akşamları, cumbanın penceresinden giren bir pervane, lambanın çevresinde hızlanarak deli gibi dönmeye başlardı.

Bazan "Kar yağacak" derdi televizyon, ama yağmazdı.

Bazan "Hava bugün ne soğuk değil mi," derdik. 

Bazan uzaklarda  şimşekler  çakar, gök gürlerdi.

Bazan, özellikle yaz akşamları bir rüzgar çıkar, kapılar çarpardı.

Bazan sert bir rüzgar eser, pencerelerde uğuldar, soba borusunda da tuhaf bir ses çıkarırdı.

Bazan kar yağar, pencerelerin kenarlarında, kaldırımlarda tutardı.

Bazan "Resmine bakalım mı Füsun?" derdim ben ve bazan bakardık ve o zaman Füsun'la yaptığı resme bakarken, her zaman mutlu olduğumu anlardım.


Orhan Pamuk/ Masumiyet Müzesi / Bazan/S.443-450
Juliette Binoche/Blue


15 Mart 2020 Pazar

Kolonya İkram Etmenin Aslında Küçük Bir Tören Olduğunu Hiç Düşünmüş Müydünüz?


Kolonya ikram etmenin küçük bir tören olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Masumiyet Müzesi’ni okuduğumda, roman daha önce farkında olmadığımı sandığım, adeta bir nevi küçük kolonya törenlerini, tek tek gözümün önünde canlandırınca, anlatılanlar hiç yabancı gelmemişti. Kolonya ikram edilen kişilerdeki davranışları hiç gözlemlemiş miydiniz?

- Dikkat edilirse görülecek ki, ikram edilen kolonyayı insanlar ellerine, alınlarına, yanaklarına kutsal bir sıvı gibi istekle, hatta umutla sürüyorlar.

- Kimileri ellerine dökülen kolonyayı bileklerine sürüyor. Koklarken nefes darlığını yenen biri gibi nefeslerini derin derin içine çekiyor ve sonra arada bir uzun uzun parmaklarının ucunu kokluyorlar.

- Kimileri kolonyayı çok az alıyor. Zarif hareketlerle sanki avuçlarının içinde hayali bir sabun varmış da ellerini içinde yuvarlaya yuvarlaya sabunu köpürttürüyormuş gibi yapıyorlar.

- Kimileri ise bolca kolonya alıyor. İki avucunu susuzluktan ölen biri gibi açıyorlar da kolonyayı kana kana su içen biri gibi neredeyse hırsla yüzlerine sürüyorlar.

- Kimisi ise, romandaki kahraman Kemal gibi, kendi sırası geldiğinde, avuçlarını sabırsızlıkla açıyor. Sevgilisinin kolonya dökmesini beklerken, bir an göz göze geliyorlar. O zaman ilk bakışta birbirlerine aşık olan bir çift gibi derin derin birbirlerine bakıyorlar. Eline dökülen kolanyayı koklarken avuçlarına hiç bakmıyor ve gözlerini sevgilisinin gözlerinden hiç uzaklaştırmıyor.

Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi adlı romanında kolonya ikram etmenin, otobüs yolculuklarında muavinin tek tek bütün yolculara ikram etmesi gibi, evde de televizyon etrafında toplanan insanların bir cemaat oluşturduğunu, aynı kaderi paylaştıklarını, her akşam aynı evde aynı televizyonu seyretmelerine rağmen, hayatın aslında bir serüven olduğunu ve hep birlikte bir şey yapmanın güzelliğini hissettirdiğini söyler.

İsterseniz denk geldiğinde kolonya avuçlarına dökülünce, insanların neler yaptığını bundan sonra daha dikkatle izleyiverin... Bakalım küçük kolonya törenleri ve ikram sonrası insan halleri, sizde de hayatın aslında bir serüven olduğunu ve hep birlikte bir şey yapmanın güzelliğini hissettirecek mi? Peki, farkında mısınız? Avuçlarınıza kolonya dökülünce, siz nasıl davranıyorsunuz? Acaba hangi müşterek insan davranışlarından birini yapıyorsunuz?  Ne dersiniz:)

( 2010 )

6 Mart 2020 Cuma

Ve Ka. Ve Kar Ve Kars Ve Roberto


Orhan Pamuk'un Kar adlı romanını yıllardan sonra yeniden okumaya başladım. 
Romanın kahramanının adı - Ka.  
Romanın  adı - Kar
Romanın mekanı - Kars  
Ka... Kar... Kars... 

Ka, kulaklarında Pepino di Capri'nin  Roberta'sı, kar altında, Kars'ın yoksul, ıssız sokaklarında yürüyor. Yıllar sonra... İnternet sayesinde... Roberta'yı dinleyerek okuyorum Kar'ı. Roman resmen bu müziğin ritmiyle akıyor.  O kadar güzel ki...


Ka, Faikbey Caddesi'ndeki Yeni Hayat Pastahanesi'nde  İpek'le buluştu şimdi.  Kitabın kurgu olduğunu unutan saf okur olarak az sonra, bu pastahanenin fotoğrafını görebilmek amacıyla gugıllamaya karar verdim. Hey! Du bi, dedim... Yeni Hayat, Orhan Pamuk'un diğer  romanının ismi değil mi?  Hay canına!  Resmen okurlarıyla oynuyor. Bayıldım...  
Hafiye ruhumu uyandırdım.  Müsaadenizle oyunların izini sürerek Kar'ı okumaya devam etmeliyim.



6 Mayıs 2018 Pazar

Sevdiğim Kitap Ve Filmle Oyunum

Hayatımın  en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.  Derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an belki birkaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce, yıllarca gibi gelmişti. (s.11)



Amerika'da iş idaresi okuyup dönmüş, askerliğimi bitirmiştim; babam gittikçe büyüyen fabrikanın,  kurulan yeni şirketlerin yönetiminde, ağabeyim gibi benim de etkili olmamı istemiş, bu yüzden genç yaşta beni Harbiye'deki dağıtım ve ihracat şirketi Satsat'ın genel müdürü yapmıştı. (s.19)



Füsun, bir ay önceye kadar varlığını neredeyse unuttuğum on sekiz yaşındaki uzak ve yoksul akrabamdı. Ben ise otuz yaşındaydım ve bana herkesin çok yakıştırdığı Sibel ile nişanlanıp evlenmek üzereydim.   (s.12)



"Şemsiyeyi almaya geldim." dedi Füsun.
İçeri girmiyordu. "Girsene," dedim. Bir an durdu. Kapıda dikilmenin nezaketsiz olacağını hissederek içeri girdi. Arkasından kapıyı kapadım......

Elinden tutup çay yapma bahanesiyle onu mutfağa çektim. Mutfak toz ve nem kokuyordu, loştu. Orada, her şey hızla ilerledi ve kendimizi tutamayıp öpüşmeye başladık. (s.37)



"Sana aşık oldum. Sana çok fena aşık oldum!"
Sesi hem suçlayıcıydı, hem de beklenmedik ölçüde şefkatli. "Bütün gün seni düşünüyorum. Sabahtan akşama seni düşünüyorum."
Ellerini yüzüne kapayıp ağlamaya başladı. (s.83)..............................

Verecek bir cevabım yoktu. Ama bunu şimdi, yıllar sonra o anı düşündüğümde söylüyorum. (s.84)




Füsun artık yok.... (s.181)
Onu unutmak için bir plan program yapmasam, eski günlük hayatımı da sürdüremeyeceğimi artık anlıyordum. Satsat çalışanları bile patronlarına sinen kara hüznü fark etmişlerdi. 
Onunla buluşmak için Satsat'tan çıkıp her gün Merhamet Apartmanı'na yürüdüğüm yol, Füsun'un Şanzelize Butik'ten eve giderken izlediği yol (bu yolu hep hayal ediyordum) gibi acılarımı arttıracak tehlikeli hatıralarla, tuzaklarla doluydu. O yollara girebilirdim, ama dikkat etmeliydim.... Bütün hayatımı geçirdiğim sokakları yasaklarla daraltmam ve onu hatırlatan eşyalardan uzaklaşmam, ne yazık ki Füsun'u bana hiç unutturmadı. Sokaklarda, kalabalık içinde, davetlerde hayalet görür gibi Füsun'u görmeye başlamıştım çünkü. (s.185)



Not- Blade Runner 1982 versiyonunun film kareleriyle, Masumiyet Müzesi'nin bazı cümlelerini eşleştirme oyunu oynadım. Oynarken gerisi hikaye'yi  dinliyordum:) 
http://www.gerisihikayekorku.com/gerisi-hikaye-sezon-5-bolum-21-blade-runner-evreninde/

4 Mayıs 2018 Cuma

Uyuyacağım...

"Yatağın başından ucuna kadar uzanan mavi damalı yorganın  engebeleri, gölgeli vadileri ve mavi yumuşak tepeleriyle örtülü tatlı ve ılık karanlıkta Rüya yüzükoyun uzanmış uyuyordu." 

Kara Kitap/Orhan Pamuk


31 Ekim 2017 Salı

Sonbahar Hüznü



Ekim başında çıkan bir poyraz fırtınasından sonra Boğaz'ın akıntılı suları girilemeyecek kadar soğuyunca, kısa sürede hüznüm saklanmayacak kadar koyulaştı. Akşamın erkenden inmesi, arka bahçeye ve rıhtıma erkenden dökülen sonbahar yaprakları, yazlık olarak kullanılan  yalı dairelerinin  boşalması, iskelelere, rıhtımlara çekilen sandallar ve yağmurlu ilk günlerden sonra bir anda boşalan sokaklara devrilmiş bisikletler, ikimize de kaldırmakta zorlandığımız ağır bir sonbahar hüznü vermişti zaten.


Orhan Pamuk - Masumiyet Müzesi - Sayfa 220 - İletişim

4 Ocak 2017 Çarşamba

Bazan

", bazan hiç kıpırdamadan
 ve başka hiçbir şey de konuşmadan, 
açık kapıdan esen rüzgârla  hafif hafif kıpırdanan tül perdeye bakıyorduk."



masumiyet müzesi/orhan pamuk/iletişim/113. sayfa cümlesi
kelly stuart tarafından bir flickr fotoğrafı