7 Eylül 2026 Pazartesi

"Acıyı Bal Eyledik"


Bazan hevesle bir gezi yazısı yazmaya niyetleniyorum. Sonra birden, “Dünyada bu kadar savaş, bu kadar keder varken ben ne anlatıyorum?” diyen o ağır düşünce, yüreğime bağdaş kurup oturuyor.

Bir yanım, dünyanın  acılarına tanıklık ederken, alışıp kayıtsızlaşmaktan korkuyor, öteki yanım ise gezmek, görmek, okumak, seyretmek ve  kelimelere dökmek istiyor.

Hani diyor ya şair: “Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.”

Aksu Bora ve Gökçe Zeybek Kabakcı’nın derlediği Zamanın Duyguları, ben tam da bu hislerle cebelleşirken elime geldi. Kitap, içinde yaşadığımız bu çağda hepimizin yakından tanıdığı korku, kayıtsızlık, haset, nefret,  tiksinti gibi duyguların peşine düşüyor. Ama bizi sadece o karanlıkta bırakmıyor, "el üstünde tutulması gereken duygularımıza", cesarete, meraka, şefkate ve  neşeye yer açıyor. 

Diyor ki: " Şükür ki, yalnızca korku, öfke, nefret değil bulaşıcı olan; cesaret de heves de merak da bulaşıcı. "

Kitabı okumaya devam ederken şunu fark ettim: Bir şehri anlatmak ya da bir binanın cephesindeki  seramik panonun peşine düşmek, dünyanın acılarına sırt çevirmek, kayıtsız kalmak  demek değil. 

Neşelenmek, merak etmek, gezmek, okumak, seyretmek, bunları yazarak paylaşmak bir kaçış değil çünkü... Aksine, bu çağda hayata ve birbirimize tutunmanın en güzel yolu.

6 yorum:

  1. Aynı anda hem ülkenin, hem dünyanın sorunlarınlarıyla ilgilenebilir: hem de çiçek, böcek, müzikten söz edebiliriz. Zaten sürekli olumsuzluklar içinde debelenirsek aklımızı yitiririz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle... Dünyanın bütün fenalıklarına rağmen, hayatın güzelliklerini fark etmek de bir direnme biçimidir.

      Sil
  2. Ah bu tanıdık ikilemler! Çoğumuzda mevcut. Bir yanda acı ve kaos sürerken gezip görmek, paylaşmak bana da anlamsız geliyor çoğu zaman. Birçok ilginç geziyi tam da bu sebeplerden paylaşamadım. Fakat bu çekince, hevessizlik ve depresif hâl de canımı sıkıyor çünkü olumlu şeyler ön plana çıkarılmadıkça olumsuz olanlar dolduruyor her yeri ve en kötüsü de zihinleri. İyilik, güzellik, zerafet çoğaltılmadığı için devamlı bir hır gür yaşanıyor ve çoğalıyor.
    Elinden geldiğince yaşamın güzelliği peşinde koşanların tamamının diğer konulara kapalı olduğunu düşünmek sığ bakış açısına sahip olanların işidir.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin gibi, kötülük zaten kendiliğinden çoğalıyor. Ve çok görülüyor. Güzel olanı paylaşmak belki de tam da bu yüzden daha önemli. Sevgiler benden:)

      Sil