3 Temmuz 2026 Cuma

Küçük İskender'le Dört Cumartesi

 
"bir şehri arkanda bırakmakla, bir şehri içinde taşımak arasında 
yalnızca küçük bir yolculuk vardır..." 
— Küçük İskender

Geçenlerde eski bir afiş çıktı karşıma: "Şiir, Simge, Sinema Üçgeni." Tarih: 20 Şubat – 12 Mart 2016.

Afişi görür görmez, zaman bir anda büküldü ve kendimi tam on yıl öncesinde buldum. O dönem hiç düşünmeden kayıt olmuştum bu atölyeye. Her cumartesi büyük bir heyecanla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yolunu tutuyor, Küçük İskender’i dinliyordum. Toplasanız dört hafta süren, epi topu dört cumartesilik bir zaman dilimi...

Bugün geriye dönüp baktığımda, hafızamda parıldayan şey atölyenin kendisinden çok başka bir anı.

Her dersin sonunda, Küçük İskender’i arabamla Beşiktaş İskelesi’ne bırakıyordum.

Şimdi düşününce insan bir tuhaf oluyor. 

Türk edebiyatının en kendine özgü, en sıradışı şairlerinden biri, yan koltuğumda oturuyordu. Biz  şiir dışındaki her şeyi konuşuyorduk... Trafikten, havadan, sudan, günlük hayatın o en sıradan ayrıntılarından...

Ben direksiyon başındayken onun "Küçük İskender" olduğunu unutuyordum. O da sanırım benim sıradan bir atölye katılımcısı olduğumu unutuyordu. Sadece iki insan... İstanbul trafiğinde, Beşiktaş'a doğru gittiğimiz o kısa yolculuk boyunca sohbet ediyorduk.

İnsan bazı anların büyüklüğünü ve değerini yaşarken tam anlayamıyor. Aradan koca bir on yıl geçmiş. Bugün o afişe baktığımda, ders notlarından çok, yan koltuğumda oturan bir şairle Beşiktaş'a doğru yaptığımız o kısa yolculuklar aklıma geliyor.

Ne büyük armağanmış!

Şair nur içinde uyusun. 

Bazan bir eğitimin en unutulmaz, en iz bırakan kısmı, ders bittikten sonra başlıyormuş meğer. 

Ve  bazı yolculuklar, indikten sonra bile insanın içinde ömür boyu sürüyormuş.