.
.
Hayat, bazen ilginç bir labirent gibi... Kamu Yönetimi ile başlayan profesyonel serüvenim, sigorta acenteliği derken Sosyoloji tutkusuyla harmanlandı. Şimdi ise bu sene üniversite sınavını kazanıp adım attığım Seramik ve Cam Tasarımı bölümüyle bambaşka bir mecraya sürükleniyorum. Bölüm henüz açılmadı, bu bölümde ne yapacağım hakkında hiç fikrim yok. Ve fakat öğrenme merakımın da sonu yok:)
Aklım doğal olarak seramik çalışmalarının kamusal alandaki izdüşümlerine kaydı. İnternet devrinde yaşamanın şansıyla, kütüphanelerin uçsuz bucaksız derinliğine daldım. Bir makale diğerini, bir tez ötekini kovalarken kendimi tuğla kalınlığında, tam 911 sayfalık muazzam bir eserin karşısında buldum: "Kamusal Alan", editörü ise Prof. Dr. Meral Özbek.
Listeye bakar mısınız: "Günebakan", "Rüzgar", "Resim", "Açelya", "Haydi Gel", "İnatçı", "Deliler", "Sarıl Bana", "Dolunay", "Karanfil", "Ne Dersin", "Kalbim Kırmızı" ve "Nilüfer". Yıllardır dilimizden düşürmediğimiz o efsanevi şarkıların altında bir akademisyenin, Meral Özbek'in imzası olması... TGerçekten tek kelimeyle: Yok artık!
Seramik ve Cam Tasarımı ilk tercihimdi. Kazandım. Kayıt oldum. Okul Eylül sonu açılacak. Durur muyum?
Mesela, daha seramiğim s'sini bilmiyorken, kendi kendime projeler üretmeye başladım:)
Seramik tasarımı yapmak ilgimi çekmiyor da, kamusal alandaki mevcut seramik tasarımlar ve yapım hikayeleri ilgimi çekiyor.
Hali hazırda sürekli okumalar yapıyorum. Önceki lisans eğitimim üzerine, yıllar sonra son iki yıldır İstanbul Üniversitesi Sosyoloji'de okuyordum. Seramik Ve Cam Tasarımı'na kayıt olabilmek için Sosyoloji'den kaydımı sildirdim.
Sosyoloji okuma kitaplarımın bir kısmı kamusallık ve sanat okumalarım açısından çok işime yarayacak.
Elbette başka kitaplar da sipariş ettim. Ve kamusal alan, mimarlık, kamusal alanda sanat konusu üzerine yazılmış tezleri, makaleleri okumaya başladım.
Çok hevesli ve çok heyecanlıyım😇😅