cennet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cennet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2026 Perşembe

Kitapla Dünyayı Gezmek

 

Sonbahar için küçük bir hayalim var: Japonya!

Hep şöyle derim: "Hayal et, olur elbet !":)

Önce hayal ederim. Bir nevi niyet etmek gibi... Toprağa küçücük bir tohum bırakmak gibi... Nasrettin Hoca pirimdir. Göle bir kaşık maya çalmak gibi... 

Gerisini zamana, emeğe, kısmete bırakırım. Ya tutarsa:)

Belki bu yüzden yolculuklarım, bavul hazırlamadan çok önce başlıyor. Bir kitabın kapağına takılan gözle, bir cümleyi merak etmekle, hiç tanımadığım bir yazarın peşine düşmekle...

Benim son keşfim Mieko Kawakami oldu.

İtiraf edeyim, önce kitap kapaklarına vuruldum. Sade ama çarpıcı... Tıpkı Japon estetiğinin kendisi gibi. Sonra yazarı araştırmaya başladım. Öğrendikçe merakım daha da katmerlendi. Kadınları, yalnızlığı, sınıfsal eşitsizlikleri, bedenle kurduğumuz ilişkiyi, gündelik hayatın görünmeyen çatlaklarını anlatan çağdaş Japon edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olduğu söyleniyor.

Henüz okumadım.

Bazan iyi bir kitabı, ilk cümlesini okumadan önce hissetme misiniz?

Şimdi masamda Cennet, Memeler ve Yumurtalar, Sarı Ev ve Gece Yarısı Tüm Aşıklar duruyor. Ve... İlk sayfayı açmak için sabırsızlanıyorum.

Sanırım Japonya yolculuğum az sonra başlayacak... Heyooo!


30 Ekim 2017 Pazartesi

Ya Sonra?

Bir adam rüyasında Cennet'e gitse 
ve ruhunun gerçekten Cennet'e gittiğinin işareti olsun diye ona bir çiçek verseler 
ve sonra adam uyandığında bir de baksa ki çiçek elinde 
- Ee? Peki ya sonra?


Yazı - Samuel  Taylor Coleridge
Fotoğraf - Buradan

23 Mart 2012 Cuma

Kahve Molası - Zaman Öyle De Geçiyor, Hayat Böyle De Bitiyor.

 
Uykumun arasında sabah ışığı gözüne girdiğinde, homur homur homurdanan biri hiç olmadım. Her daim sabah uyanmalarımı, hayali seyahatlerimden dünyaya dönüş varsaymışımdır. Hoşbulduk dünya... Hoşbulduk dünya hayatım. Gece gözlerimi kapatıp sefer ettiğim hayal alemini mi gerçek saymalıyım? Yoksa gün ışığında gözümü açıp yaşadığım dünya alemini mi? İnan bilmiyorum. Neyse. Bu sabah ofiste işlerle boğuşuyordum. Son günlerde işini iyi yapmayan servislerden fena halde muzdaribim. Hem parasızlıktan ağlanırlar hem işlerini adamakıllı yapmazlar. Canım sıkkın. Öbür yandan bugün Cuma. Bizim ofis için haftanın son çalışma günü. Sevinçliyim. Niye çalışır ki insan? Elbette tatil yapmak için... Az önce var ya... Şu ahir ömrümde hiç işitmediğim bir şarkı beni kendimden geçirdi. Allahım... O ne hoş melodiydi öyle... Ya sözleri... Heyyy... Tam bencileyin bu şarkı... "Kim söylüyor?" dedim hayretle... "Aaaa! Ahmet Enes'i duymadınız mı? Yeni değil ki bu şarkı. Cennet şarkının adı." dediler.  Vallahi duymamışım. Yook, dayanamadım. Masadaki işlerimi öyylecene bıraktım. Müziği baştan açtım. Kalktım. Melodinin eşliğinde, salına salına mutfağa geçtim. "Kahve isteyen var mı?" diye bağırdım. Kahveyi fokurdatırken şarkıyı bağıra bağıra şarkıcıdan sonra tekrarlamaya başladım "fani bu hayat ümit bağlayamam... olmadı diye oturup ağlayamam... gönlü geniş olan sükutu öğrensin... sevgimi yok yere ele bağlayamam... gelir mi diye hayallere sığınamam... kemale eren kendinden versin." Ne hoş ya! Bayıldım bayıldım... Bittim... "zaman öyle de geçiyor... hayat böyle de bitiyor... ama umudum cennetten" Tamam umudum cennetten! "ben dalkavuk olanı hizaya getiremem... sorma bana ben görünmezi göremem... merak eden kendine yönelsin.... boş yere kimseyi oyalayıp üzemem... geçici şeylere heves edip üzülemem... fikrim, hevesimi alt etsin. Tamam, fikrim, hevesimi alt etsin! Masama kuruldum. Kahvemi koklaya koklaya üç seferde hüplettim. Şarkıyı başa aldım. Elimdeki kahve fincanını canlı farzettim. Dedim ki... "ben gözü görmeyene resim gösteremem...  değerimi bilmeze değeri öğretemem... o önce, e haddini öğrensin...  biten sevgiye imrenip özenemem... boş sözü duyup düstur edinemem... eden, kendine ah etsin..." Tamam kendine ah etsin! "bildim lakin söylemem... gördüm ama izah edemem... dünya, senle baş edemem" Tamam, dünya senle baş edemem...." Zil çaldı. Müşterim geldi. Gördün mü bak... Zaman öyle de geçecek...  Hayat böyle de bitecek... E bitsin,  zaten kahve molam  gene bitti!