sen aydınlatırsın geceyi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sen aydınlatırsın geceyi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2013 Cuma

son bir söyleyeceğin var mı?

- son bir söyleyeceğin var mı?
- var.. münir nurettin selçuk bey'in bir şarkısını söylemek
istiyorum, izninizle; dönüülmeez akşamıın
ufkundaayıız, vakit çook geeç




  - son bir söyleyeceğin var mı?
- var.. anlatsam sesimi duyar mısınız mısralarımda,
dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle 
 
 
 
 
 - son bir söyleyeceğin var mı?
- ne bu şimdi.. vicdan rahatlatma seansı mı




 son bir söyleyeceğin var mı?
- anneme, babama söyleyin barii..
  beni kayıp sanmasınlar..
  kayıplar mezarlığı'nda aramasınlar..
  bu insanlığı yapın bari




- son bir söyleyeceğin var mı?
- beni köyümün yağmurlarında iki su yıkasınlar
 
 
 
 
 
- son bir söyleyeceğin var mı?
- e hiç biri.. jenerik geçebilir
 
 
muhtelif siyah beyaz film kareleri 
metin üstündağ'ın denemeyenler'i

3 Kasım 2013 Pazar

Şehre İnerim, Bir Sinema Yağmura Çalar


 

“Yarayla alay eder yaralanmamış olan.  
Bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederden. 
Sen ondan çok daha parlaksın çünkü... 
Sen, tüm göklerdeki yıldızlarının ilki,  
Sen aydınlatırsın geceyi…” 

Yoo. Daha önce bilmiyordum Shakespeare'in bu şiirini...  

Başka Sinema'nın, sevinçle karşıladığım, günde en az üç bağımsız film gösterimi diye başlattığı filmler arasında Onur Ünlü'nün yazıp yönettiği Sen Aydınlatırsın Geceyi adlı film de vardı. Nedense bu filmi, ilk haberini okuduğum günden beri merak etmiştim. Seyredememiştim. Onur Ünlü bir şairdi. Gidiyorum Bu adlı incecik kitabı her daim gözümün önündeydi.

Haftanın son iş günüydü. Derin bir istek yüreğime gelip yerleşti. Dayanamadım.  İstanbul'a gittim. 

İlk filmi kaçırdım. Kaçırdığım filmin Sen Aydınlatırsın Geceyi olmamasına sevindim. İkinci filmdi. Zamanını bekledim. Salon tıklım tıklım dolmuştu. En arka sıranın en kenar ucundaki koltuğa oturdum. Film başladı. Sen Aydınlatırsın Geceyi, baştan sona siyah beyaz görüntüsü ve fantastik kahramaylarıyla, adeta bir çizgi roman  lezzetindeydi.  Filmin müziğini daha önce hiç işitmemiştim. Büyüleyici geldi.

Yarı gölgeli bir kuytuda itinayla biriktikleri için belki, efsunlu bazı cümleler hayatın beklenmedik bir anında çıkıverir ya insanın karşısına hani... İşte bu dizeler, sevdiğim bir şairin yazıp yönettiği siyah beyaz filmin  görüntüleri arasında ansızın yüreğimi aydınlatıverdi... 

Nasıl anlatsam bilmiyorum? İşte tam bu sahnede... Cemal, Yasemin'e bu şiiri okurken...  Tam o an... Zamanı durdurdum. Görünmez oldum. Sinema yağmura çaldı. Yanaklarım ıslandı. 


NOT- Başlık, Ah Muhsin Ünlü'nün, Hatırlat Da Haziran Sonlarında Çocukluğumu Yakalım adlı şiirinin bir dizesi.

1 Kasım 2013 Cuma

Şşşth! Kimse Duymasın!.. -14 -

Film festivallerinde,
bir filmden çıkıp  diğerine giriyorum. 
Aynı gün arka arkaya 
üç festival filmi seyretmeyi seviyorum.


İyi ama,
ancak yılın belli zamanlarında,
bu fırsatı yakalayabiliyorum.


Başka Sinema,
güzel bir fikir geliştirmiş.
1 Kasım itibariyle...
İzleyicisine, 
aynı salonda, günde en az  üç film göstermeye niyetlenmiş. 
Ne güzel! Bana hergün festival!..


Heyy!
Nasıl sevindim anlatamam.
Bugün mümkün değil, ofiste filan duramam!

Gerçekten!..