15 Haziran 2011 Çarşamba

Kahve Molası - Bir Deyimle Geyik Çevirme...


Tamam. İşlere ara verdim. Amaa... Yok. Bu molada kahve hüpletmek niyetinde hiiç değilim. Bu sabah  ofise gelirken köyde yolun kenarındaki teyzelerden dut  satın aldım. Sakın yolda  rast gelip aldım sanmaaa... Yooo... Organize bir iş yaptım. Hiç yolumun üstünde değillerdi valla. Bile isteye oraya saptım. Canlarım ya... Oturmuşlar dizim dizim güneşin altında... Bahçelerinden topladıkları kiraz, erik, dut... Allah ne verdiyse satıyorlardı.  "Selamün aleyküm teyze, dut kaça?" dedim. "Kutusu iki lira." dedi. "Bir kutu beyaz bir kutu kara dut verir misin?" dedim. Satın aldım ya şimdi kararlıyım. İllaki  dut yiyeceğim. Canım sıkkın azıcık da... Dün ofisten çıkarken iş programıma bakmıştım. Bu hafta meğer ne çok  işim varmış anlatamam. Hayaller her zaman gerçek olamıyor ne yazık ki. Veee...  Ben bu hafta gene  İstanbul'a gidemeyeceğim demek ki... Of! Feci bu durum... Feci...  Canım sıkıldı tabiyatıyla. Suratımı fena hâlde astım. Sana bir şey söyleyeyim mi, ben bir süre hiç kimseyle konuşmak monuşmak  istemiyorum tamam mı?  Bu dünyanın gelmişine geçmişine dertlenmek istiyorum. Hiiç bulaşma bana... Hiiçç...  Şimdi dut yiyeceğim. Efendime söyleyeyim, kararlıyım dut yemiş bülbüle döneceğim. Evet yapacağım! Dut kasesini büyük bir kararlılıkla elime aldım. Tam bir tane dutu ağzıma atıyordum ki kalakaldım. Bir dakika... Tamam. Bülbül dut yemiş. Bülbül dut yiyince dut yemiş bülbüle dönmüş dönmesineee... İyi deee... Ne olmuş ki bülbül dut yiyince? Allahım! Dutu geri bıraktım. Gözlerimi pörtletip dut kasesine bakakaldım.  Aldı mı beni bir düşünce! Ne biliyorum? İyice şakıyordu belki bülbül dut yiyince... Allah saklasın! Ya öyleyse? Hemen deyimler sözlüğünü açtım. Buldum. Dut yemiş bülbüle dönmek... "Önce çok konuşurken artık sesi çıkmaz olmak, konuşkanlığını yitirmek." Oh! Çok şükür... Olmak istediğim vaziyet böyle bir şey işte. Konuşmak istesem bile kim ne derse desin ağzımdan ses çıkmayacak...  Aynen böyle... Deyimler Sözlüğü Reşat Nuri Gültekin'in o güzeller güzeli Çalıkuşu adlı romanından şöyle bir örnek vermiş. "Sabahtan akşama kadar durmadan söylenen geveze Çalıkuşu, dut yemiş bülbüle dönmüştü." Tamam. Tam istediğim gibi... Doğruydu demek ki... Hemen bir dutu ağzıma attım. Nefis. Bir tane daha... Bir tane daha... Tam dut yemeğe dalmıştım ki telefonum çaldı. Korkarak açtım. Önce duraksadım.  Amaa... Cevap vermem lazım.... Çünkü karşımdaki en büyük müşterim: "Aloo.. Aloo!" diyor. Güldüm kendime. Ayol ben bülbül müyüm ki dut yiyince dut yemiş bülbüle döneyim  öyle değil mi? Koskoca müşteriye cevap verilmez mi? Hem de nasıl nazik, kibar ve ciddi biri...  Bil bakalım neydi ağzımdan çıkan ilk kelime: "CİK!" 

Yaaaa.... Böyeyken böyle:)


24 yorum:

  1. Beni de kapatsınlar arada dinleneyim...

    YanıtlaSil
  2. Hemen dut yemece... istesen de konuşamamaca..
    sadeceee... "CİİKK" lemece:)

    YanıtlaSil
  3. Ama bülbüller dut yemesin istiyorum.Gerçi yıllardır bülbüle rastlamadım .İlkokuldayken evimizin yakınlarında çok bülbül olurdu ve mayıs ayında başlarlardı ötmeye.özellikle günün ilk saatlerinde..annemin teybi balkona çıkartıp bülbül seslerini kaydettiğini bilirim.sonrada işte haziran ayında dutlar çıktı mı bunları yiyen bülbüller susardı.

    YanıtlaSil
  4. Dedemin bahçesinde dut ağacı vardı... Şimdi ne dedeciğim var, ne bahçe, ne çocukluk, ne de dut ağacı... :(

    YanıtlaSil
  5. Ceren gün döndü, cik'lemem bitti.
    Bu yorumunuza Numan Serteli'nin bir haikusuyla cevap vereyim istedim. Teselli makamından..
    İlaç niyetine.. Bakın aynen şöyle...

    "sohbetim yoktur
    lakin güzel susarım
    gel yanımda dur "

    YanıtlaSil
  6. Cumbada Mahmure16 Haziran 2011 00:50

    Hayal kırıklığı yaratmak istemem ama işin aslı esasen Şöyledir.
    Dutun amel yapıcı özelliği vardır. Bülbüller dutu çok sever ve yerler. Üzerine de gagaları tatlandığı için su içme ihtiyacı duyarlar. Ondan sonra olanlar olur. Amel olunca kendilerini hasta ve halsiz hissederler. keyifleri kaçık..tüyleri kabarık..dala tünemiş.. düşünür dururlar hallerini. bülbül gibi ötmek bir yana ancak bir CİK derler.
    İşte bundan dolayıdır bu söz.
    Dutun üstüne kim ki su içe..dut yemiş bülbüle döne :)

    YanıtlaSil
  7. hadi gel bize vildan,komşu bahçenin,hacı amcanın dut ağacından,dalından yiyelim..sevabına diyince yememize izin veriyor..hemide bülbül gibi şakımaya devam ediyorsun,bu dutlar sihirlii=)))

    YanıtlaSil
  8. "sohbetim yoktur
    lakin güzel susarım
    gel yanımda dur "

    ne güzelmiş.

    YanıtlaSil
  9. dut yiyince susanır
    Ama dut yiyince susulmaz
    susmak bülbüllerin geleneğindendir.
    Bu nedenle yılın bir ayında
    bülbüller susup dinlenerek
    şakımaya susarlar
    sanmaki her kelama edilecek bir sözüm yok.
    Ama susmalıyım şimdi. Asaletim geldi.
    Gidip su içiyim.

    YanıtlaSil
  10. Cumbada Mahmure, bu yorumuna cik'lemiyorum.
    Cık'lıyorum:)) CIK.. CIK.. CIK:))

    YanıtlaSil
  11. Ah Oya, ağaçtan dut yemek kadar güzel bir şey var mı? Bilmez miyim ben hacı amcanın yol kenarındaki dut ağacını.. Bazan sana geldiğimde neden konuşmuyorsun diye soruyorsun ya, işte o ağaçtan dut yediğimden:))

    YanıtlaSil
  12. Biblio, bende çok severim bu haikuyu. Durun aynı şairin başka bir susmakla ilgili haikusunu bu kez sizin için yazayım:)

    "feci susarım
    suyla alakası yok
    sözedir tavrım"

    YanıtlaSil
  13. SUzan, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
  14. Yaralı yürek16 Haziran 2011 16:59

    SAĞLIK KÖŞESİ:
    Dut yemiş bülbülÜN faydasına bakarmısınız. Ne konular açtı.
    Kayısı da cok faydalı. Arkadaşımın babaannesi inciri akşamdan zeytinyağına yatırıp sabah yedirirmiş. Bülbüle değil tabii..çocuklarına. Armutun ve kavunun üzerine de su içmezler mesela. Galiba genel olarak meyveler böyle bir etki yapıyor. Ama nar ve muz hariç kesin biliyorum. Sinameki otuda yumşatıcı etkide.
    Çareler doğada gizli demekki.
    Herşeyi taze taze ve mevsiminde yiyelim.

    YanıtlaSil
  15. Bak şimdi canım dut çekti.

    YanıtlaSil
  16. Yaralı Yürek, bir "dut" bizi nerelere götürdü değil mi:))

    YanıtlaSil
  17. Domatessuyu.. Tam dut zamanı:)

    YanıtlaSil
  18. Derin dondurucuya kışlık sebzeleri koymanın zamanı da geliyor..dut zamanı..turşu zamanı..hasat zamanı..tarhana zamanı..çingeneler zamanı..tutamıyorum zamanı.
    Nedir bu zaman. Bizi kendisine tutsak ediyor hep. Durdurun zamanı inecek var.

    YanıtlaSil
  19. Agre Sif, bir dut muhabbeti bizi dut yemiş bülbüle dönüştürmedi, bilakis bülbül kesti:))

    YanıtlaSil
  20. :) Bilakis bülbül kestinin ingilizcesi nasıl denir acaba..bir ingilize bu cümle nasıl anlatılır. Bunu bir bilene sormak lazım. Aklıma geldi diye dedim.
    Haklısın hayal kahvem burası yorum köşesi yerine muhabbet köşesi oldu. Bu sizin bloğunuza has bir şey olmalı. Burada insanları dilleri açılıveriyor. Bizde suç yok inanın.
    Sevgiler çok çok.

    YanıtlaSil
  21. bizim köyün bilgici18 Haziran 2011 00:39

    E bre kızancıklar!! yettiniz gayri. Duttu..bülbülüdü başladınıs..amelidi inciridi hasatıdı zamanıdı..Uçdunuz. Sesetmedim. Susdum durdum.
    Elin Engilizcesinden ne istediniz. Gonu eyce garıştı.
    Benim göyde şapkaya semşiperli serpuş deyeler. Bu da benim lafım oluvesin bunca lafın içinde. De gari de.

    YanıtlaSil