1 nisan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 nisan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2012 Pazar

1 Nisan Ve Şaka Yapma Hakkı Ve Başkalarının Hayatı


Bugün 1 nisan. Benim doğduğum nisan ayının girizgâhı. Abartı gibi gelecek biliyorum ama, 1 nisan'ın, şakalarımı arşı âlâya değdirdiğim gün olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Denk gelene hiç acımam. Her türlü şaka yapabilirim. Bilmiyorum. "Nisan en zalim aydır." diyen şair T.S. Eliot, belki gelecekte benim doğacağımı bilerek bu cümleyi şiirine eklemiştir. Sahiden 1 nisan'da, gözüm bir şey görmez. Zalimce şakalar yapabilirim. Sanıyorum 1nisan şakaları yapan bir ben kaldım. İnatla şakalarıma devam etmeye niyetliyim. Şaka deyince,  Başkalarının Hayatı adlı filmden  hafızama kazınmış bir bölüm vardır. Şakalarıma devam etme kararı aldıran film olmuştur. Şaka yapmaktan vazgeçemem.


Filmin konusunu uzun uzadıya anlatmak niyetinde değilim. Seyretmeyenler için şunları söyleyebilirim.  Film 1984 Doğu Berlin'inde başlar. Glasnost ve Berlin Duvarı'nın yıkışından beş yıl öncede olduğumuzu bilmeliyiz.  O yıllarda Doğu Almanya'nın çok gizli örgütü Stasi için çalışan yüzbin  küsur ajan, beşyüzbin civarında muhbir olduğu söylenmektedir. İnsanlar izleniyor, dinleniyor, fişleniyor, ihbar ediliyor...  Doğu Almanya hükümeti  feci bir kontrol, gözetleme ve ihbar etme sistemi kurmuş. Yüzbinlerce kişi fişlenerek dosyaları tutulmuş.  Doğu Alman hükümeti için çalışan gizli örgüt Stasi'nin amacı "başkalarının hayatları" hakkında bilgi toplamaktır. Ülke dış dünyaya kapatılmıştır. Yaşam koşullarını dünyayla paylaşmamaktadırlar. Anlatırken tüylerim diken diken oldu. Sahiden çok etkilendiğim bir filmdir. Seyretmeyenlere hararetle tavsiye ederim.  Korkunç bir ortam. Ülkede insanlar birbirlerine güvenmemektedir. Korku, endişe, gerginlik hat safhadadır. Neyse... Filmin beni çok etkileyen bölümüne gelmeliyim. Bu bölümde sivillerin girmediği sadece Stasi istihbaratçılarının bir arada bulunduğu bir yemekhaneyi seyrederiz.  İşinin uzmanı Stasi polisi ve sorgu yargıcı Yüzbaşı Wiesler ile gene örgütün rütbeli bir albayı aynı masada karşılıklı yemek yemektedirler. Hemen yan masalarında, daha düşük rütbeli üç ajan, hem yemek yemekte hem şakalaşmaktadırlar. Dikkatini çekerim. İş yapmıyorlar. Sadece iş molası, yemek saatindeyiz. Onları seyretmeye devam ediyoruz. Genç ajan parti genel sekreteri hakkında komik bir fıkra anlatır. Gülerek şakalaşır. Zaten iş hayatları, yaşadıkları ortam gergindir. Şakalar rahatlatmaz mı? Ne olacak ki? Normal insanlar gibi iş dışında şakalaşmaktadırlar. Yan masadaki albay tehditkar bir tarzda  ajana adını, rütbesini sorar. Ajan korkar. Rengi sararır. Sesi titrer. Sadece şaka yaptığını söyler. Aslında albay da ast rütbedeki ajana şaka yapmaktadır. Fakat hiyerarşik vaziyet küçük ajanı feci korkutmuştur. Acaba fişlenecek midir? Hapse atılacak mıdır? Çok mühim bir sahne olduğunu düşünüyorum. Bu arada filmin asıl kahramanı, dinleme, izleme uzmanı Yüzbaşı Wiesler, aynı bizim filmi seyrettiğimiz gibi  olanı biteni seyreder. Yıllardır iş için yaptığı seyretme durumunu, işte şimdi  iş dışında yaşadığı bir şaka ortamında belki de ilk kez gerçekten, insani duygularla seyretmektedir. Ne feci bir vaziyet olduğunu farketmektedir. Yüzbaşının hayata bakışı değişecektir.

Şaka yapmayı severim. Hele 1 nisan'sa... Hiç çekinmem.  Şakalarımı yaparım. Sevdiğim insanlara şaka yapma özgürlüğünü hissetmek benim hakkım. Bugün şaka yaptığım kişiler umarım anlarlar beni... 1 nisan'da şaka yapma hakkımı kullanıyorum. O kadar.