Arthur Schopenhaur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arthur Schopenhaur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2020 Salı

Delilik Nedir?

Sisli bir sonbahar sabahıydı. Rotamı o yöne kırıp gene bu manzaraya doğru yürüyünce, kimi düşündüm bilin bakalım?

Yoo...  Son günlerde metinleriyle haşır neşir oluyorum diye... Ne Friedrich Nietzsche, ne Arthur Schopenhaur ne  Jean Jacques Rousseau ne Edmund Husserl ne  Soren Kierkegaard ne Ludwig Wittgenstein ne Martin Heidegger... (Yeminle yazılışlarını tam beceremedim. Bakarak yazdım:) Hiçbirini değil. Sait Faik'i  düşündüm. 

Bir öyküsünün girişinde der ki: 

"Sabahın dört buçuğu. İnsan sesleri sessizliğin içine düştü."   

İnsan zihni, tuhaf kutu değil mi? Canı ne zaman isterse çıkarıveriyor gizlediğini... Sait Faik'in öykülerini özlediğimi fark ettim.

Neyse... Öyle işte. Şimdi itirafımı dinlemeye davet edeceğim sizi:)

Nasıl anlatsam... Bayılıyorum  bu ağaca ben. Sevdalı olduğumu bile söyleyebilirim. Bu yoldan geçenler  bu güzelliğin benim gibi  farkındalar mıdır acaba? Bazı sabahlar onun için  deli gibi olanlar var mıdır, benden başka? 

Onu ilk gördüğümde ne cins  ağaç olduğunu bilemedim, tamam mı? Meraktan öldüm. Hemen fotoğrafını çekip peyzaj işi yapan bir arkadaşıma gönderdim. Sordum.  Cevabı muhteşemdi.  

"Dişbudak bu. Güzel ve kalender bir ağaçtır." dedi. 

Kalender bir ağaç öyle mi? Dayanamadım.  Koşarak yanına gittim.   Sımsıkı sarıldım gövdesine. Nilgün Marmara tadıyla kulağına seslendim:  "O kadar güzelsin ki, kuş konsun dallarına e mi?" 

Akşam yürüyüşünde gene yanından geçtim. Bir de ne göreyim... Kuşlar konmamış mı dallarına? 

 Heyy! Delirdim. Delirdim!