Nerede okudum acaba? İnanın hatırlayamadım.
Kirpiler üşüdüklerinde birbirlerine yaklaşırlarmış. Ama çok yaklaşınca, dikenleri birbirine batarmış. Uzaklaşırlarsa, bu kez üşürlermiş.
Kirpiler zamanla aralarına öyle bir mesafe koymayı öğrenirlermiş ki, ne soğuktan üşürler ne de birbirlerinin dikenleriyle canlarını yakarlarmış. Bu mesafeye ne denirmiş biliyor musunuz? Kirpi zerafeti... Hoş değil mi?
Şimdi düşünüyorum da, durup dururken neden acaba bu yazı aklıma geldi? Son günlerde içime çöken o ağır hüzünden belki… Dünyada olup bitenlerin insanın içini daraltmasından olabilir sözgelimi… Ya da… Kimsenin canının yanmadığı ama ilişkilerin hâlâ sıcacık kaldığı bir dünya özlediğimden olabilir mi?
Hafıza tuhaf kutu... Nerden çıkardıysa çıkardı... Yıllardır görmediğim kirpileri aklıma getirdi... İyi de en son ne zaman kirpi gördüm acaba? İnanın hatırlayamadım ki.
Hissedilen ama görünmeyen değişimlere zorlandığımızı hatta zorbalandığımzıı düşünüyorum hatta hissediyorum,tam olarak neye uğradığımızı anlamadan sindirmeye zorlanır gibi bişey..
YanıtlaSilKirpinin Zarafeti kitabı var bir de filmini yapmışlar diye biliyorum..
Konusunu seversin diye tahmin ediyorum,kendi dünyasını kurmuş insanlar daha çok sever kısaca :)
Sevgilerimle.
Schopenhauer'in Kirpileri....
YanıtlaSilSeni yıllardır okuyorum, kırmızı kazaklı YZ fotoğraflı yazılar ayrıca hoşuma gidiyor. Son kirpiyi daha 2 gün önce elimizle besledik :) Dünyanın bir yerinde güzel şeyler de oluyor, bazen bu düşünce insana iyi geliyor.. Misal benim de sizlerin yazılarındaki deniz kokusunu, güneşi hissetmem gibi....