çinuçen tanrıkorur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çinuçen tanrıkorur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2012 Cumartesi

Yuf Olsun Bana!


Ne yalan söyleyeyim, ismini daha önce duyduğumu hiç hatırlamıyorum. Acaba şimdi durup dururken neden aklıma geldi, inan bilemiyorum. Oysa hafızam hiç iyi değildir. İsimleri kolay kolay aklımda tutamam. Ama tuhaflık var ya serde, bu isim yerleşmiş hafızamın gizli bir çekmecesine işte. Belki ismi değişik geldi diye...  Bilmiyorum.  Ya da belki "sadece hüzün değil merak ki en çok yakışandır bize" tadında bir anlayışa sahip olunca bünye... Durdum durdum... "Bir zamanlar hafızama nakşettiğim bu isim kimindir?" diye durup dururken merak ettim. Şimdi öğrenmenin vakti saati geldi demek ki... Hafızam "Çinuçen Tanrıkorur" adını gizlediği çekmecesinden çıkardı, bugün önüme getirdi. Araştırdım. 1938-2000 yılları arasında yaşamış, memleketimin şahane bir ud virtüözü ve bestekârıymış. Münir Nurettin Selçuk'tan sonra en fazla Yahya Kemal Beyatlı'nın şiirlerini besteleyen ikinci bestekârmış. Sanal alemde izini sürerken bir şarkısına denk geldim. "Hey, ben bu şarkıyı biliyorum." diye sevindim. "Günaydınım, nar çiçeğim, sevgilim..." Hemen dinledim. Arkasından bir söz geldi aklıma. Gözümün önünde, kendine has şivesiyle Sırrı Süreyya Önder canlandı. Yıllar önce seyrettiğim televizyondaki bir programında o  her daim gülümseyen çehresiyle, gene  acımtrak bir şeyler anlatıyordu.  Muhabbetin bir yerinde şuna benzer cümleler sarfediyordu...  "Modernitenin ölmeden önce yapılması gerekenler diye uydurdurduğu bir şey vardır ya... Aha onun başına koysanız yeridir. Çinuçen Tanrikorur'dan bir hüzzam taksim dinleyin, tavsiye etmekte ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz."  Çok haklıymış. Ne kadar kızdım kendime anlatamam. Onlarca artist, şarkıcı adı bilirim bilmesine... Peki, memleketimin bu kadar değerli bir üstadını, bu toprakların en özel insanlarından birini nasıl bilmem tanımam. Yuf olsun bana!