1667 yılında İrlanda'nın başkenti Dublin'de doğmuş Jonathan Swift. İçinde yaşadığı dünyayı hazmedeyip, öfkeli yaşamış ve 1745'de bir akıl hastanesinde gözlerini kapamış. Kendine has şiirleri, günlükleri, denemeleriyle Kara Mizah'ın atası kabul edilmiş. Yaklaşık 400 yıl önce kaleme aldığı İrlanda'daki Yoksulların Çocuklarının, Ailelerine Ve Onları Topluma Yararlı Kılmak Üzere, Mütevazı Bir Öneri başlıklı çok ibretlik bir yazısı vardır. Aslında kitaplarla biraz haşır neşir olan ama Jonathan Swift'in adını duymadığını düşünen birine Güliver'in Seyahatleri sorulsa illa bilecektir. Jonathan Swift, dünya klasikleri arasına giren, filmlere konu olmuş Güliver'in Seyahatleri adlı kitabın yazarıdır. Dünya Edebiyatı'nda kitabının adı kendi adının önüne geçen yazarlardan biridir.
Jonathan Swift’in 400 yıl önce İrlanda için kaleme aldığı yoksulların çocuklarının, ailelerine ve topluma yararlı kılmak üzere ortaya koyduğu mütevazi önerisini ilk okuduğumda resmen çarpıldığımı hatırlıyorum. Yazar kara mizah örneğinin en yüreğe tesir eden cinsini yazmış. Günümüz dünyasında yoksulluğa çözüm bulunamadıkça, bilakis insanların sömürülerek açlığa ve yoksulluğa itildiğini gördükçe, insan bu gidişin sonu buralara kadar varır mı ki diye düşünüp endişe duymadan edemiyor. Jonathan Swift'in İrlanda'daki Yoksulların Çocuklarının, Ailelerine Ve Onları Topluma Yararlı Kılmak Üzere, Mütevazı Bir Önerisi'nin özetine gelince...
Yazar kentin sokaklarında annelerinin ve babalarının kucaklarında, sırtlarında veya peşlerinde dolanan, paçavralar içinde herkesi rahatsız ederek sadaka dilenen inanılmaz çocuk bolluğu olduğundan söz eder. Şimdi bu yoksul çocuklara sahip olan aileler, zavallı çocuklarının geçimini sağlamak için dilenmek zorunda kalmaktadırlar. Çocuklar dilenerek büyüdüklerinde ise işsizlikten ya hırsız olacaklar topluma zarar verecekler ya da karın tokuluğuna işgüçlerini satmak durumunda kalacaklardır. Veya savaşlara gönderileceklerdir. Yazar bu konu üzerinde yıllarca düşünmüştür. Doğduklarında anne sütü ile beslenip ilk yıl fazla masrafa gereksinme duyulmayabilir. Ama birinci yıldan sonra ailelerine, topluma yük olup ömür boyu yiyecek ve içecek isteme yerine, tersini yapıp, binlerce insanın yemek ve hatta giyimine katkıda bulunabilirler.
Yoksul aileler her yıl binlerce çocuk doğurmaktadır. Sorun olan bu çocukların nasıl beslenip yetiştirileceğidir. Önerilen hiçbir yöntem bugünkü koşullarda bu sorunu çözememektedir. Söz konusu çocuklar eğitim almadan, meslek sahibi olmadan büyümektedirler. Altı yaşından önce hırsızlık bile yapamamaktadırlar. Ama altı yaşına gelene kadar inanılmaz harcamalara sebep olmaktadırlar. Londra’da tanıdığı çok bilgili bir Amerikalı Yazar’a iyi beslenmiş bir çocuğun, buğulama, kızartma, fırınlama ve haşlama olarak, çok lezzetli, besleyici, yüksek değerde bir besin olduğunu söylemiştir. Hatta Yazar, yahnisinin de çok lezzetli olacağını düşünmektedir.
O halde, önce bir hesaplama yapmalıdır. Her yıl doğan binlerce yoksul çocuktan bir kısmı doğurganlık için bir kenara bırakılmalı, bunların dörtte biri oğlanlar olmalıdır. Bir erkeğin dört dişiye hizmet etmesi yeterlidir. Geriye kalan binlerce bir yaşına gelmiş çocuk da zengin sofralar için etlenmek ve şişmanlamak üzere, son aylarda annelerinden bolca süt emmeli sonra zengin ve kaliteli insanlara satılmalıdır. Arkadaşlar arası eğlence için bir çocuktan iki tabak et çıkar. Ailece yenen yemeklerde ise göğüs ya da buttan dörtte biri yeterli olur. Tuzlanıp biberlendikten sonra dört gün bekletilirse, haşlamasının tadına doyulmaz, özellikle kışın.
Yazara göre bu öneriye nüfusun fazlasıyla azalacağının dışında, herhangi bir şekilde karşı çıkılacağını düşünmemek lazımdır. Bu öneri bir umuttur ve tehlikesi de yoktur. Eğer karşı öneride bulunacak birileri varsa iki noktayı göz önünde tutmaları lazımdır. Birincisi binlerce işe yaramaz boğaz ve sırta nasıl yiyecek ve giyecek bulacaklardır. İkincisi bu çocukların anne babalarına sorulsa, acaba onlar da henüz bir yaşındayken yenmek üzere satılmayı, geçimini sağlayamamaya, kirasını bile karşılamayacak kadar işsizliğe, havanın sertliğine rağmen elbise ve bir dama sahip olamamaya ve bu sefaletin aynısının ya da daha beterinin sonsuza dek çocuklarına aktarmanın kaçınılmaz geleceğine yeğlemezler miydi?
Yazarın bu öneriyle ilgili en küçük bir kişisel çıkarı yoktur. Ticaretin gelişmesi, çocukların beslenmesi, fakirlerin acılarının dindirilmesi ve zenginlere biraz zevk verilmesi yoluyla ülkesinin toptan iyiliğini istemektedir. Onun kuruş kazanacağı çocuğu yoktur. Çocukarının en ufağı dokuz yaşındadır. Karısı ise doğurganlık yaşını çoktan geride bırakmıştır.
Yazar Jonathan Swift bu yazıyı 1729'da yazmış. Çarpıcı, etkileyici, tüyler ürpertici bir kara mizah örneğidir.
Yazar Jonathan Swift bu yazıyı 1729'da yazmış. Çarpıcı, etkileyici, tüyler ürpertici bir kara mizah örneğidir.