van morrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
van morrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2013 Pazar

Wes Anderson'un Lolipop Tadındaki Filmlerini Seviyorum.




 
 
 


Filmin Adı - The Royal Tenenbaums - Tenenbaums Ailesi
Yönetmen - Wes Anderson

Gizli Not- Bu filmi az önce seyretmeye başladım. Bu yönetmenin filmlerindeki oyuncuların, renklerin, müziklerin, aile etrafında dönüp dolaşan konularının hastasıyım. Filmlerini seyrederken lolipop tadı bırakıyor. Bu filminde de gene aynı tadı almaya başladım. Du bi... Filmin başlarındayım. The Beatles Hey Jude'u söylüyor!..  Bayıldım...  Ne yapabilirim? Vaziyetimi paylaşmadan yapamadım. Şimdi filme devam...  Bi dakka... Aşağıdaki fotoğraftaki kişi filmin oyuncularından biri değil... Yooo... Filmin yönetmeni... Wes Anderson'dır kendisi:)


31 Ocak 2011 Pazartesi

Fena Halde Yazmak İstiyorum...

                                   


Yukarıda eklediğim Caravan adlı  şarkıyı Van Morrison söylüyor. Nick Hornby'ın 31 Şarkı adlı kitabında anlattığı şarkılardan biridir. 31 Şarkı Nick Hornby'ın seçtiği şarkılar üzerine yazdığı bir deneme kitabıdır. Nick Hornby Caravan adlı parçanın cenazesinde çalınmasını istiyor. Ve bu muhteşem yorumu insanın izlediği en güzel filmin sonunda yazılar akarken çalınabilecek bir şarkı olduğunu söylüyor. Eğer bir şarkı kendisine bunu hissettiriyorsa o zaman kesinlikle kendi cenazesinde çalınabileceğini düşünüyor. Ben ise bu şarkıyı dinlediğimde içimde küçük bir fırtına koptuğunu hissediyorum. Ve biliyor musun, fena halde yazı yazmak istiyorum.


Yazmaya alışınca, yazmadan duramıyormuş insan. Sahiden... Bu sebepten demek ki, Sait Faik’in “Yazmasam çıldıracaktım.” diye söylemesi... İnsanın havaya ihtiyaç duyması gibi… Yazmazsa nefes alamıyor çünkü insan. Ya da acıkmak gibi.. Susamak gibi sözgelimi… Ne bileyim? İnsan ruhunun olmaz mı bir iklimi? Yazmak bir nevi ruhun iklim bilimi. İklime denmez mi, bir sahada uzun yıllar boyunca görülen atmosfer olaylarının ortalama hâli? Yazmak da öyle bir şey sanki.. İnsan, yaşamı boyunca oluşan iç coğrafyasının meteorolojik durumuna göre adeta şekillendiriyor cümlelerini…. Kimi zaman ruhtaki sıcaklığı.. Ruhtaki basınçları kimi zaman… Veya farklı karakterdeki ruhun rüzgarlı vaziyetlerini… Ruhun o andaki meteorolojik durumu nedir? Rüzgar hangi yönden esmektedir? Kışın esen bir yaz musonu mudur ruhunda hissettiği? Ya da tam mevsimindeki poyraz mı, karayel mi? Tam o anda.. Tam yazarken ruh ne hissetmektedir? Ne bileyim kimi zaman ruhun yağışını ve nemini mi? Mehtaplı bir hava mı var yoksa ruhunda? Veya güneşli mi güneşlidir hani... O ruh haliyle yazılıyorsa yazı, sımsıcak akıtır kelimeleri...Evet.. Evet… Yazmak ruhun bir nevi iklim bilimi... Yazmak, galiba böyle bişi..