26 Şubat 2026 Perşembe

Invader'in Peşinde Sanat Dedektifliği Maceram:)

Yıllar sonra yeniden üniversite sınavına girip Seramik ve Cam Tasarımı’nı kazandığımda, kendimi çamurun, sırların, camın içinde buldum. Önümde bilmediğim yepyeni, renkli bir evren açıldı. Ama asıl sürpriz şuydu: Bu malzemeler sadece atölyede yaşamıyordu. Sokakta da vardı.

Tam o sırada karşıma, adını 1978 tarihli arcade oyunu Space Invaders’dan alan anonim sanatçı Invader (istilacı) çıktı.  Kimliği bilinmiyordu. Tokyo’dan New York’a, Katmandu'dan Marakeş'e  binlerce noktaya pikselli figürlerden oluşan   kare seramik mozaikleri  dijital dünyadan çıkarıp duvarlara yerleştirilmişti. Bu bence geçici sanata karşı kalıcı bir hamle, sessiz ama zekice bir şehir oyunuydu. Vee oyunlara bayılırım:)


Sonra öğrendim ki Invader İstanbul’un da  beş duvarına gizlice mozaiklerini yerleştirmişti. İstanbul ve Invader mozaikleri... Durur muyum?

O an teori bitti, pratik başladı. Haritaları açtım. Sokak görüntülerinde saatler harcandım. Tabelalara zoom yaptım. Esnafa sordum. Cepheleri karşılaştırdım. Kısacası, sanat tarihinden çok, sanat dedektifliğine kayan araştırmalarım başladı.

İşin en çarpıcı kısmı şuydu: Bu mozaikler 2003’te bırakılmıştı. İstanbul gibi her gün kabuk değiştiren bir şehirde, 23 yıl boyunca hayatta kalmış olabilirler miydi? Yoksa çoktan silinip gitmişler miydi?

Elimde adres notları, içimde çocuksu bir heyecanla sokaklara fırladım. Bu, sadece mozaik aramak değildi. Şehrin duvarlarına saklanmış bir sırrı bulma oyunuydu. 

Çünkü şehir, gerçekten bakmayı bilenler için dev bir oyun alanı. Ve bazan en büyük macera, başını kaldırıp duvara bakmakla başlıyor.

İçimi kemiren bu "acaba hâlâ oradalar mı?" merakıyla, elimde bilgiler ve kalbimde kocaman bir heyecanla sokaklara fırladım. Adeta 2003 yılından bana kalan gizli bir emaneti arıyor gibiydim!


1-VEZNECİLER
Invader'ın kişisel web sayfasından alıntıladım.2003 yılında çekilmiş bu fotoğraf.

Buldum ve fotoğrafladım. 2025

Araştırmamın en heyecan verici duraklarından ilki Vezneciler oldu. Düşünsenize, bir yanda Osmanlı’nın o vakur tarihi dokusu, diğer yanda 80’lerin dijital oyun estetiği... Tam bir zıtlıkların uyumu!

Invader, 2003 yılında İstanbul’u ziyaret ettiğinde rotasını Fatih’in kalbine, Tarihi Vezneciler Hamamı’na kırmış. İstanbul Üniversitesi’nin o bitmek bilmeyen dinamizmi ve ticaret hayatının ortasında, hamamın tabelasının hemen yakına kendi imzasını, o meşhur seramik mozaiğini bırakmış. Hamam da duruyor, mozaikte:)

2-KAPALI ÇARŞI2003

2025. 

2003’te çekilmiş karelerden birinde, Invader’ın mozaiği Kapalıçarşı’nın Nuriosmaniye kapısında,  girişte gözüküyordu. Dünyanın en eski ve en büyük çarşılarından birinin kapısında minicik pikselli bir “istila” var:) 

Ve düşünün… 23 yıl sonra aynı noktaya gidip baktığımda o mozaik hâlâ orada. Hiç kıpırdatılmamış. Hiç  bozulmamış. Ne güzel..  O an içim sevinçle doldu, sanki İstanbul bana göz kırptı. Tarihin ortasında saklanan küçük bir sır bulmuş  gibi kalbim pır pır etti.

3-BEYOĞLU- KALYONCU KULLUĞU CADDESİ

2003
2025

Beyoğlu, eski adıyla Pera, İstanbul’un en canlı, en sürprizli semtlerinden biri. Bir köşede Galata Kulesi, biraz ileride Çiçek Pasajı, tarihi dokusuyla Pera Palas… Ve tabii ki hiç durmayan İstiklal CaddesiTarih ve modern hayat burada iç içe... Yürürken her an karşına bir hikâye çıkabilir. Invader bunu bilmiş olmalı ki üç mozaiğini bu bölgeye yerleştirmiş. 

Beyoğlu Kalyoncu Kulluğu Caddesi’ne gidilince, 23 yıl önce Invader’in fotoğrafındaki merdivenlerin yerini buldum, seramik mozaiklerin ilk günkü güzelliğiyle yerinde olduğu gördüm. Çok sevindim.

4- BEYOĞLU - SAHNE SOKAK
 2003

2025
2003 tarihli fotoğrafı araştırırken bu konumun Beyoğlu Sahne Sokak olduğunu netleştirmiştim. Kalyoncu Kulluğu mahallesinden yürüme mesafesinde olan Sahne Sokak’a doğru yürümeye başladım. 

Sahne Sokak’a vardığımda fotoğraftaki manavın hâlâ orada olduğunu görmek beni inanılmaz heyecanlandırdı. Bina değişmişti ama manav dükkanı duruyordu. İçeride Ali’yle konuştum. Bu binanın zamanında dedesi tarafından bir Rum aileden alındığını, yapının yıllar içinde yenilendiğini anlattı. Hatta eski taşlardan bazılarını sakladıklarını söyledi.

Ne yazık ki mozaiğe dair hiçbir iz yoktu. Bir anlık hayal kırıklığı yaşadım mı? Evet. Aynı zamanda şunu hissettim: Bu iş sadece bulmak değil, aramakla da ilgili. Ve ararken  İstanbul  bana  bambaşka hikâyeler fısıldıyordu.

5- BEYOĞLU - GAZETECİ EROL DERNEK SOKAĞI 

2003

2025

2003 tarihli fotoğrafta “Gazeteci Erol Dernek Sokağı” tabelası o kadar net görünüyordu ki bu kez işim kolaydı. Navigasyona yazdım ve doğru noktaya yürüdüm. Bina hâlâ yerindeydi. Duvar aynı duvardı. Ama… mozaik yoktu. Sökülmüştü.

İşte o an insan hem üzülüyor hem de tuhaf bir şekilde heyecanlanıyor. Çünkü sokak sanatı tam da böyle bir şey... Bir gün orada, ertesi gün yok. Yerinde sadece bir boşluk ve senin bildiğin bir hikaye kalıyor.


2003’te Invader’ın İstanbul’a bıraktığı o küçük seramik mozaikler, bence duvarlara kondurulmuş  küçük ama güçlü izler... Pikselli video oyun estetiği geleneksel seramikle birleşmiş. Teknoloji dili sokağa karışmış.  

Tarih katmanlarıyla dolu bu şehirde, geçmişle bugünü ince bir çizgide buluşturuyor. Dikkatli bakana kendini gösteren bir oyun gibi… Hafızaya sessizce yerleşiyor.

Sokak sanatı geçici sanılır ama bu mozaikler kalıcı bir merak bırakıyor. Sanat müzelerden galerilerden çıkıp günlük hayatın  içine karışıyor.  Bizi bakmaya, aramaya, insanlarla konuşmaya ikna ediyor.

Ben de o merakın peşine düştüm. İz sürdüm, heyecanlandım, üzüldüm, sevindim. Çok yürüdüm. 

 Ve bir kez daha öğrendim:  İstanbul'un oyunları ve gizemi  hiç bitmiyor:)

NOT: İncelemek isteyene burada: https://www.space-invaders.com/world/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder