İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2025 Pazartesi

Kendimi Eylediğim Zamanlar...

 


Filmler seyrettim.



İşbankası Resim ve Heykel Müzesi'ni gezdim. 
Tat ve Sanat - Lezzetli Resimler katına bayıldım:)


"Bıçak kullanımından kesim tekniklerine, soslardan pişirme yöntemlerine kadar, Türk mutfağını ilk kez teknikler üzerinden ele alarak, yemek yapmanın temel prensiplerini detaylı şekilde anlatan eşsiz bir Miras : Türk Mutfağı Teknikleri 1 kitabımız şimdi sizlerle! " demişler.
Madem öyle, kaçırır mıyım,
yemedim içmedim Refika Birgül ve arkadaşlarının hazırladıkları bu şahane kitabı aldım,
ilgimi çeken bölümlerinden okumaya başladım.


İstanbul'um. Canım. Gel öpeyim ince gerdanından...



Heyoo! Bu mozaik sehpayı ben mi yapıyorum?
Çimdikleyin beni... 
İnanamıyorum:)

Bu manzarayı görünce, 
dayanamadım, indim arabamdan
önce  geniş geniş seyrettim.
Sonraaa....
Sadece hafızamda değil, cebimde de olsun diye,
bir kaç poz fotoğraf çekiverdim.

Kuş kartlarım geldi. Bahtiyarım:)


26 Mayıs 2025 Pazartesi

Kendimi Eylediğim Zamanlar...

Sinema gittim... 



Berna Gençalp'in Kim Mihri adlı belgeselini seyretmeyi çok istiyordum. 

Hem belgeseli seyrettim hem söyleşiyi dinledim. 




Mozaik ve seramik  yapımını öğrenmeye devam ediyorum.


Trabzon'da gün batımını seyrettim.

Batum'da Ali ve Nino'nun hikayesini dinledim.


Nice şehirler gezdim. Senin gibi güzelini görmedim İstanbul'um...


Okudum... Okuyorum...



16 Mart 2025 Pazar

Kuş Gözlemcisinin Seyir Defteri - Şehir Kargası:)


Bu fotoğrafı bugün İstanbul'da, Kadıköy'ün göbeğinde, kalabalığında, çektim. 

Trafik lambasının tepesinde, hiçbir şeyi  umursamadan dimdik duran  bu karga, 

şehirlerin  tüm koşuşturmacasına, betonlaşmasına, ağaçsızlaşmasına  karşı bir başkaldırı gibi. 

Çok sevdim. 


15 Şubat 2015 Pazar

"İnsanın Duası Bile Kendine Benzer."

Akşam saatleriydi. Sinemadan çıkmıştım. Hava buz gibiydi. Sokağın köşesindeki kitapçıya daldım. Bir süre dalgın adım dolandım. Raflardan rastgele bir kitap çektim. İlk sayfasını araladım. Gözüme çarpan  cümleyi okumaya başladım: "İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır." Bu cümleyi nasıl sevdim anlatamam. Murathan Mungan'ın  o şahane dizelerini hatırladım. 

  "Şimdi biz neyiz biliyor musun?
  Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
  Birbirine uzanamayan
  Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
  Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz."


Şiir yüreğimi titretti. Tanımadığım kitabın  sevdiğim bir şiiri hatırlatıp bünyemi silkelemesi hoşuma gitti.  Dayanamadım. Bir kaç sayfa çevirdim.  Durduğum sayfanın en alt paragrafına heyecanla baktım.  "Bu, günün en hoşuma giden saatiydi. Akşam şehre ve kalplere helmesini döküyor, sokaktan geçenlerin gözlerine karanlıkların sürmesini çekiyor, yüzlerini sanatın manalarıyla güzelleştiriyor, hareketlerini kahramanların edalarıyla asaletleştiriyor, her şeyi romantik gölgelerle sararak kıymetleştiriyordu."  Ne hoş  cümlelerdi. Gözleriminin önünden bir merak bulutu geçti. O anda kitabın kapağına bakmayı akıl ettim. Fahim Bey ve Biz... Yazarı Abdülhak Şinasi Hisar. Ah!.. Hatırlayıverdim.  Dört hüzünlü yazardan biri... Orhan Pamuk, İstanbul adlı kitabında anlatır.
"Hatıra yazarı Abdülhak Şinasi Hisar, hakkında bir kitap yazdığı arkadaşı şair Yahya Kemal, onun öğrencisi ve sonra yakını romancı Ahmet Hamdi Tanpınar ve gazeteci-tarihçi Reşat Ekrem Koçu, bu dört hüzünlü yazar, bütün hayatları boyunca yalnız yaşadılar, hiç evlenmediler ve yalnız öldüler. 

"Koşar adım kasaya gittim. Fahim Bey ve Biz adlı kitap.. İşte... Artık benim...

Yahya Kemal dışındakiler ölürlerken eserlerini istedikleri gibi tamamlayamadıklarını, kitaplarının parçalar halinde yarıda kaldığını ya da istedikleri okuru bulamadıklarını  da acıyla hissediyorlarmış ya hani...  Yattıkları mekan nurla dolsun.  Diğer üçünün zaten  hastasıyım. Abdülhak Şinasi Hisar'ı  hiç okumamıştım.  Ne yapabilirim? Yolumuz yeni kesişti.  Yeminle  şimdi okuyacağım.
 
Aramızda kalsın. Az önce kitabı yüreğimin üstüne bastırıverdim. Edip Cansever "İnsanın duası bile kendine benzer," der. İnandığım Tanrı'ya kendimce bir dua gönderdim. "Tanrım, Abdülhak Şinasi Hisar üzülmesin e mi? İnanıyorum, istediği okur benim. "