ahmet hamdi tanpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet hamdi tanpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2023 Salı

Mutlaka Gidin. Aklınız Çıksın.

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şaheseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün tiyatroya uyarlandığını üstelik Serkan Keskin tarafından yorumlandığını duyar duymaz atladım gittim.  Seyrederken, vay arkadaş, dedim. Sahiden  aklım çıktı. 

Hayal Kahvem'e Serkan Keskin'in o şahane performansını anlatmaya niyetlenmiştim. Dün gece instagramda Murat Menteş'in  aşağıdaki yazısına denk geldim. Daha iyisini yazamam diye, aldım buraya yapıştırdım. Kitabı okumadıysanız okuyun, bilet bulun, oyunu seyredin... Aklınız çıksın. Yazık olur size. İlla yapın. 

MURAT MENTEŞ;

"SAE’nin sahneye uyarlandığını duyunca heyecanlandım. Hayri İrdal’ın, Halit Ayarcı’yı, Doktor Ramiz’i, hala’yı, eşi, müfettişi… onlarca kişiyi Serkan Keskin’in canlandırdığını öğrenince de şaşırdım. Acaba nasıldı? Ara tara bilet bulamadım. Dostum @parttime_saint birlikte gitmeyi önerdi, gittik.

Aklım çıktı. Yönetmen-Yazar Serdar Biliş, romanı kusursuz bir denge, tutarlılık ve bütünlükle sahneye uyarlamış. Sinema ve tiyatronun olanaklarını birleştirmiş. 

Serkan Keskin ise, SAE’yi besbelli çok iyi özümsemiş. Romanın suyunu sıkıp içmiş sanki, Tanpınar edebiyatı Serkan Keskin’in kanına karışmış adeta. Karakterleri öyle yetkinlikle canlandırıyor ki, Tanpınar’ın ihtimamını, gönül genişliğini, zihin açıklığını, sanatsal ustalığını her an hissettiriyor, mükemmelen yansıtıyor. 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün bu kadar iyi anlaşıldığını [okunduğunu] Tanpınar görseydi keşke. 

SAE, 1954’te gazetede tefrika edilmiş ve 1961’de, Tanpınar’ın öldüğü sene yayımlanmıştır. 

SAE, insanların, [giderek toplumun] yanlışlar, anormallikler, haksızlıklar, beklentiler, yanılgılar… etrafında nasıl kenetlendiğini anlatıyor. Bilimin ve düşüncenin çıkarcılıkla ve şarlatanlıkla ne gibi şekillere sokulduğunu gözler önüne seriyor. Bu bozukluklar içinde sürdürülen, ziyadesiyle ciddi düzenlilik iddiasının gülünçlüğünü işaret ediyor. Hayri İrdal’in şahsında, bize özgü normalliğin, sıradanlığın sebeplerini, arkasında ne tür bir karmaşıklığı gizlendiğini anlatıyor. Tanpınar, bozbulanık kaderimizi müşfik bir tutumla uzun uzun inceliyor. 

Tiyatro uyarlaması, Tanpınar’ın entelektüel enerjisini, yücegönüllülüğünü, kılı kırk yaran dikkatlerini harikulade bir şekilde yansıtıyor. Hayranlıkla izledim. Öyle ki, romana dair kavrayışımı pekiştirdi bu piyes. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü, bu edebiyat şaheserini okuyunuz ve tiyatroya koşunuz.

@serdarbilis ’i, @enistesigelmis ’i ve eserin sahnelenmesinde emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum."

Böyleyken böyle.


8 Ekim 2021 Cuma

Sözcüklerle Resmetmeyi Öğrenmek...

 

Sahaflarda gezinirken, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Yahya Kemal için yazdığı kitap elime geldi. Yahya Kemal Beyatlı  Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hocası. Ne güzel, di mi?

Durur muyum?  Elbette hemen satın alıyorum. Cümlelerinin içinde atlaya zıplaya  dolanmaya başlıyorum.

Ahmet Hamdi Tanpınar, "Mahkum bir neslin çocuklarıydık." diyor mesela. "Bununla beraber gençtik, şiiri seviyorduk." diyor. "Çok zalim ışıklar arasında olsa bile istikbale ait büyük ümitlerimiz vardı." diyor. 

Okurum bu kitabı.  Dalarım hemen... İlla okurum. Hey... Durun bi... Hoca sınıfa giriyor. Şşşıııthh!

"Birdenbire kapı açıldı. Orta boylu, toplu, yuvarlak çehreli, güzel, derin bakışlı bir adam içeriye girdi. Herhangi bir mesleği namus ve haysiyetiyle kabul edecek genç bir adamdı bu. İyi ve otoriteli bir memur olabileceği gibi, sekiz asır cemaatimizin bel kemiği olan, o temiz işçi ve rahat vicdanlı zanaatkarlardan biri de olabilirdi. Hususi hiçbir istisnası yoktu. Temiz traş olmuş, temiz giyinmişti. İlk işi fesini çıkarıp masaya koymak oldu.  Saçları sonuna kadar, olduğu gibi ikiye taranmıştı. Güzel tombul işçi elleri vardı."

Yahya Kemal Beyatlı'nın görüntüsünü gugılladım.   Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, hocasının görüntüsünü  sözcüklerle ne şahane resmettiğini anladım.


18 Haziran 2021 Cuma

Sevdiğim Adamlar...

               
Ahmet Hamdi Tanpınar, 
1901 tarihinde doğmuş, 1962 yılında 61 yaşında ölmüş. 
 
Nazım Hikmet Ran, 
1902 yılında doğmuş,  1963 yılında 61 yaşında  ölmüş. 

Sevdiğim adamlar,
bir yıl arayla doğmuşlar, 
bir yıl arayla 
 61 yaşında ölmüşler.
İlginç...



22 Aralık 2018 Cumartesi

Bu Haftanın Hülasası...

 
    
"Çalışmıyor, yemiyor, içmiyor, ha babam de babam  film seyrediyor," derseniz yeminle  günahımı alırsınız.  
Yılın son günlerindeyiz ya... İşlerim öyle yoğun ki. Feci! 
Yemek içmek deseniz... Refika'nın Mutfağı'na abone oldum. 
Neler neler, ne şahane mamalar pişirdim bir bilseniz.  Ooo... Gâni!
Hele, hazırladığım o birbirinden leziz sıcak ve soğuk kış içeceklerini hiç söylemeyeyim... 
Resmen senfoni:)
Lakin, Birhan Keskin der ya hani, "Yol uzun, güzergah zorlu, ne demeliyim?" 
Benzerini söyleyeceğim. Gece uzun, filmler zorlu, ne demeliyim:)

Tüm yeteneksizliğime rağmen, ukulele öğrenmeye devam ediyorum. 
Lakin, şu "bare basmak" var ya...  Gereğinden fazla zorladı beni. 
 "Kimler yaptı sen mi yapamayacaksın, yetenek diye bir şey yoktur, çalışmak vardır." 
gazıyla vazgeçmiyorum.
Şu "bare" eşiğini atladığımda, sanki ukulele işi çözülecekmiş gibi hayal ediyorum.

Nolur gülmeyin olur mu? Bu gördüğünüz poi toplarım:)
Ucundakiler ne derseniz, normalde poi, bir ateş dansı. 
Ateş topu çeviremeyeceğime göre,  uçlarına tül taktım. 
Topları çevirdiğimde, tüller  ateş hissi veriyor. 
playpoi diye bir youtube kanalı buldum. Harika öğretiyor.
İşte buyrun... 

Okumayı ihmal etmem mümkün değil. 
Elimde bir kitap, bir de henüz kitaplaşmamış enfes bir çalışma var. 
Okumaya devam...


Gün içinde doğaya kaçmayı beceriyorum. 
Otomobilin hızı kışın bütün güzelliğini heder etmesin diye, yürüyorum:)
Anayoldan  otomobille tepelere saptım, onbeş dakika sonra adeta  kutuplardaydım.
Bir baktım ki o ne, dağlarına kar yağmış memleketimin...
Ne şahane coğrafyada yaşıyorum. 
Hem an'ın içinde  usul usul yürüdüm. Hem  tatlı tatlı düşündüm.


6 Aralık 2018 Perşembe

Ve Otomobil Ve Bahar Ve Zihin


Bugün yine yollardaydım.  
 "Otomobilin hızı baharın bütün güzelliğini heder ediyor." 
cümlesi, ansızın  zihnimden süzülüverdi.  
Hangi kitapta okumuştum ki? 
Hatırlayamadım. 
Ahmet Hamdi Tanpınar  tadı verdi.
Olabilir mi?



9 Ocak 2016 Cumartesi

"Bazen Düşünüyorum, Ne Garip Mahluklarız?"

"Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz;  fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız."







 Başlık ve cümleler/Ahmet Hamdi Tanpınar/Saatleri Ayarlama Enstitüsü


4 Temmuz 2015 Cumartesi

Ben Rüyada Gördüm Paris'i, Gülümsedi Ve Kayboldu.




 
...............
Paris’teyim, anladın mı kardeşim, Paris’te. Ve pusulasız, direksiz bir gemi gibi dolaşıyorum. Bu şehirde göze ilk çarpması icap eden şeylerin hepsini bitirdim. Şimdi iki şey kaldı: Birincisi paranın verebileceği lezzetler ki onları hiçbir zaman tadamayacağız, bir de şehrin kendisi ve alışmak. 
..........
Paris güzel dostlar, Paris güzel. Bir kere ağaçlı, sonra ilhamlı. Hakikaten bir şeyler esen bir memleket. Siz ne haldesiniz?
................
Akşam oldu mu, buralarda beni bir hüzün alıyor. Bir incir ağacı gözümde büyüyor, suya doğru sarkıyor, karşı yakada ışıklar yanınıyor.
................
 Ah, kendime ve Paris’e bu kadar geç kalmasaydım.


paragraflar-ahmet hamdi tanpınar
başlık-cemil meriç
kitap-halil gökhan-türk edebiyatında paris



28 Nisan 2015 Salı

Hüzün Ve Zamana Vuran Dalgalar



"Saatlerden ve günlerden kaçış yoktur. Ne yarından ne dünden. Dünden kaçış yoktur çünkü dün bizi çarpıtmıştır, ya da biz onu.”


(Samuel Beckett. Proust 2012,24 / çeviri Orhan Koçak)