yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2026 Pazartesi

Gene Düştüm Yollara ve Merzifon'dan Sonra Amasya :)

Meğer yanı başımda... Evet, altı üstü 5 saatlik yol neticede... Zamandan zamana sızan öyle bir şehir varmış ki orada… Ve ben onun  sadece elmasını biliyormuşum. 

İki yanında göğe doğru dimdik yükselen devasa dağlar arasında Yeşilırmak süzüle süzüle akıyor. Başımı kaldırıyorum, dağların bağrına nakış gibi oyulmuş Pontus Kral Kaya Mezarları duruyor. Derin bir nefes alıyorum, o dağların, nehrin ve yalıların arasında katman katman tarih fısıldıyor. Kralların kehanetleri, şehzadelerin ayak izleri… Her taşın altında, her sokak başında ayrı bir çağın hafızası gizli. Burası bir şehir değil, zamanın üst üste biriktiği kıymetli bir hazine sandığı sanki.

Beni asıl sarsan, o tarihin üzerine titreyen o müthiş özen ve saygı oldu. Şehir öyle bakımlı, öyle ince bir ruhla korunmuş ki… Sokak lambalarından yerdeki taş kaplamalarına, çöp kutularından dükkanların o tek renk, ahşap tabelalarına kadar her detayda özen var. Yalıboyu Evleri’nin suya düşen aksinde yürürken, insanın içi bir kentin bu kadar sevilip kayrılmasına saygıyla doluyor. 

Sonra o katmanlı tarihe bir lezzet katmanı ekleniyor. Yöresel tatları tam da o toprağın koynunda denemenin hazzı bambaşka… Anadolu Mantı Evi’nde önünüze gelen o leziz mantı çeşitleri, kurutulmuş çiçek bamya çorbasının ekşimsi aroması, ağır ağır pişmiş baklalı dolma… Keşkek yatağında pamuk gibi eriyen o incik kebabı, sabah kahvaltısında ekmeğe sürülen o mis kokulu kuşburnu marmelatı ve kokusu havada asılı kalan o meşhur elması…

Başka ülkelerde içinden nehir geçen o bakımlı şehirleri gezerken imrenir, 'Bizde niye yok?' derdim. Meğer buradaymış, hem de şahanesi...  Amasya orada öylece duruyor. Bütün kıymetiyle, estetiğiyle, lezzetiyle ve sessiz gururuyla. 


6 Aralık 2018 Perşembe

Ve Otomobil Ve Bahar Ve Zihin


Bugün yine yollardaydım.  
 "Otomobilin hızı baharın bütün güzelliğini heder ediyor." 
cümlesi, ansızın  zihnimden süzülüverdi.  
Hangi kitapta okumuştum ki? 
Hatırlayamadım. 
Ahmet Hamdi Tanpınar  tadı verdi.
Olabilir mi?



13 Haziran 2017 Salı

Şşşth Kimse Duymasın -31-

 Bir ilkyaz sabahı, saat çok erken, bizim köyün sokakları...
Hava ılık mı ılık, berrak mı berrak. 
Ortalık sakin, kimsesiz.
Yüreğime işleyen efkarlı bir musiki... Bülbül sesi.
Büyülenmiş gibi yürüyordum.
Durdum.
Durduğum an...
Yoldaki  beyaz çiçekleri farkettim.

Saftiriğin tekiyim.
Birinin gelip geçiyorum diye
yollarıma çiçek döktüğünü hayal ettim.
Yüreğim hayalimden etkilendi.
Ritmiyle bülbüle eşlik etti.
Nasıl hoşuma gitti anlatamam. 
Ayaklarımla yerleri öpe öpe yürümeye devam ettim. 


Gerçekten!



2 Kasım 2015 Pazartesi

Yolculuk...


“Ben demiyorum ki, insan hiç karanlığa, umutsuzluğa düşmez. Düşmez olur mu? Ama insanlığın mayası aydınlık ve umuttur. İnsanlığın mayasında güzel, aydınlık, pırıl pırıl, umut, gelecek türküleri söyleyen düş dünyaları kurmak var.”
Yaşar Kemal
İş icabı Kayseri yolcusuyum. Kayseri'ye ilk kez gideceğim.  Buram buram Anadolu kokan iki kitabı yanıma aldım. Kararlıyım. Bu kez Yaşar Kemal'le yarenlik edeceğim.  Memleketimin  daha önce gitmediğim, görmediğim, koklamadığım, lezzetlerini bildiğim ama yerinde tatmadığım bir şehrine  gidiyorum ya... Nasıl heyecanlıyım anlatamam.  Yüreğim pırpırlanıyor.  İçim içime sığmıyor.  Hey!.. Çok iyi biliyorum.  Az sonra Anka kuşunun kanadına atladığımı sanıp, gene düşler diyarlarında gezineceğim.

Her yolculuk bir büyüdür aslında... Her yol, insanın kendi içine yolculuktur. Bakalım neler keşfedeceğim?