kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2015 Pazartesi

Yolculuk...


“Ben demiyorum ki, insan hiç karanlığa, umutsuzluğa düşmez. Düşmez olur mu? Ama insanlığın mayası aydınlık ve umuttur. İnsanlığın mayasında güzel, aydınlık, pırıl pırıl, umut, gelecek türküleri söyleyen düş dünyaları kurmak var.”
Yaşar Kemal
İş icabı Kayseri yolcusuyum. Kayseri'ye ilk kez gideceğim.  Buram buram Anadolu kokan iki kitabı yanıma aldım. Kararlıyım. Bu kez Yaşar Kemal'le yarenlik edeceğim.  Memleketimin  daha önce gitmediğim, görmediğim, koklamadığım, lezzetlerini bildiğim ama yerinde tatmadığım bir şehrine  gidiyorum ya... Nasıl heyecanlıyım anlatamam.  Yüreğim pırpırlanıyor.  İçim içime sığmıyor.  Hey!.. Çok iyi biliyorum.  Az sonra Anka kuşunun kanadına atladığımı sanıp, gene düşler diyarlarında gezineceğim.

Her yolculuk bir büyüdür aslında... Her yol, insanın kendi içine yolculuktur. Bakalım neler keşfedeceğim?

13 Ekim 2011 Perşembe

İzmit'ten Trene Binip Kayseri'ye Mantı Yemeye Gitmeyi Hayal Etmek...


Geçen hafta trenle ilgili yazı yazınca, o kadar heves ettim ki trenle seyahat etmeye. En son ne zaman trene bindiğimi düşündüm. Düşündüm... Düşündüm... Hatırlayamadım yeminle. Memleketimde bir şehirden diğerine trenle gitmeyi nasıl arzu ediyorum anlatamam. İstanbul'a değil ama. Daha uzun bir yola. Mesela canım pastırma ya da bir kaşığa 40 tane sığan mantıdan yemek için Kayseri'ye gitmek istese, İzmit'ten Kayseri'ye tren var mıdır ki? Yolculuk kaç saat sürer peki? Gece binsem trene. Şöyle muhabbeti yerinde insanların oturduğu bir kompartımana denk gelsem.. Hatta yanımda bağlamam da olsa. Henüz çok öğrenemedim ama... Boşveeer!.. İyi bağlama çalıyormuşum mesela. Hayal bu ya!.. Ben çalsam, hepbirlikte türkü söylesek. Hangi türküler var Kayseri ile ilgili ki acaba? İlla Kayseri türküsü olmasın canım. "Çemberimde gül oya, Gülmedim doya doyaaa" diye başlıyormuşuz. Sonra yolculardan biri Ege'li olduğu için, bir efe türküsüne geçiyormuşuz. Vuruyormuşum bağlamamın tellerine... "Şu Dalma'dan geçtin mi? Soğuk sular içtin mi? Efelerin içinde, Yörük de Ali'yi seçtin mi?" diye çevreyi rahatsız etmeden, usul usul çalıp söylüyormuşuz. Hatta Ege'li yolcu dayanamayıp kalkıyormuş yerinden de, "Hey gidinin efesi, efelerin efesiii" diye dizini yere vura vura hem türküyü söyleyip hem de oynuyormuş. Of ya! Şahane olur vallahi. Şimdi ben bu hayalde Karadeniz türkülerine hiç geçmesem keşke. Yoksa kendi hayali yazdıklarımdan, kendim etkileneceğim gene... Bulacağım bir deli horon müziği... Ayağımı yere vura vura oynayacağım... Evi ayağa kaldıracağım. Of ya! Trenden nasıl geldim ben deli horona? Hey!! Aklıma ne geldi biliyor musun? Kemençe çalmayı öğrensem mi acaba?


 

21 Eylül 2010 Salı

Tren Gelir Hoş Gelir Ley Ley Limi Limi Ley!



O hafta sonu evde Alfred Hitchcock'un Kaybolan Kadın adlı filmini seyretmiştim. Film başından sonuna trende geçiyordu. O kadar heves etmiştim ki trenle seyahat etmeye. En son ne zaman trene bindiğimi düşünmüştüm. Düşünmüştüm... Düşünmüştüm... Bir türlü hatırlayamamıştım iyi mi? Yoo, yurtdışında binmişimdir illa ki. Benim istediğim memleketimde bir şehirden diğerine trenle gitmek. İstanbul'a değil ama. Uzun bir yola. Mesela pastırma ya da bir kaşığa kırk tane sığan mantıdan yemek niyetiyle, canım Kayseri'ye gitmek istese, İzmit'ten Kayseri'ye tren var mıdır ki? Yolculuk kaç saat sürer peki? Gece binsem trene... Şöyle muhabbeti yerinde insanların oturduğu bir kompartımana denk gelsem.. Hatta yanımda bağlamam da olsa... Oyy! Henüz tam öğrenemedim ama iyi bağlama çalıyormuşum mesela... Şimdi yazdığım bir hayali yazı ya!.. Ben çalsam, hepbirlikte türkü söylesek. Hangi türküler var Kayseri ile ilgili ki acaba? İlla Kayseri türküsü olmasın canım. "Çemberimde gül oya, Gülmedim doya doyaaa" diye başlıyormuşuz. Sonra yolculardan biri Ege'li olduğu için, bir efe türküsüne geçiyormuşuz. Vuruyormuşum bağlamamın tellerine... "Şu Dalma'dan geçtin mi? Soğuk sular içtin mi? Efelerin içinde, Yörük de Ali'yi seçtin mi?" diye çevreyi rahatsız etmeden, usul usul çalıp söylüyormuşuz. Hatta Ege'li yolcu dayanamayıp kalkıyormuş yerinden de, "Hey gidinin efesi, efelerin efesiii" diye dizini yere vura vura hem türküyü söyleyip hem de oynuyormuş. Of ya! Şahane olurdu valla... Şimdi ben bu hayalde Karadeniz türkülerine hiç geçmesem keşke... Geçmiyeyim lütfen... Yoksa kendi hayali yazdıklarımdan, kendim etkileneceğim gene... Bulacağım bir deli horon müziği... Oynayacağım ayağımı yere vura vura... Evi ayağa kaldıracağım. Of ya! Trenden nasıl geldim ben deli horona? Hey!! Aklıma ne geldi biliyor musun? Kemençe çalmayı öğrensem mi acaba?