refikanın mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
refikanın mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2018 Cumartesi

Bu Haftanın Hülasası...

 
    
"Çalışmıyor, yemiyor, içmiyor, ha babam de babam  film seyrediyor," derseniz yeminle  günahımı alırsınız.  
Yılın son günlerindeyiz ya... İşlerim öyle yoğun ki. Feci! 
Yemek içmek deseniz... Refika'nın Mutfağı'na abone oldum. 
Neler neler, ne şahane mamalar pişirdim bir bilseniz.  Ooo... Gâni!
Hele, hazırladığım o birbirinden leziz sıcak ve soğuk kış içeceklerini hiç söylemeyeyim... 
Resmen senfoni:)
Lakin, Birhan Keskin der ya hani, "Yol uzun, güzergah zorlu, ne demeliyim?" 
Benzerini söyleyeceğim. Gece uzun, filmler zorlu, ne demeliyim:)

Tüm yeteneksizliğime rağmen, ukulele öğrenmeye devam ediyorum. 
Lakin, şu "bare basmak" var ya...  Gereğinden fazla zorladı beni. 
 "Kimler yaptı sen mi yapamayacaksın, yetenek diye bir şey yoktur, çalışmak vardır." 
gazıyla vazgeçmiyorum.
Şu "bare" eşiğini atladığımda, sanki ukulele işi çözülecekmiş gibi hayal ediyorum.

Nolur gülmeyin olur mu? Bu gördüğünüz poi toplarım:)
Ucundakiler ne derseniz, normalde poi, bir ateş dansı. 
Ateş topu çeviremeyeceğime göre,  uçlarına tül taktım. 
Topları çevirdiğimde, tüller  ateş hissi veriyor. 
playpoi diye bir youtube kanalı buldum. Harika öğretiyor.
İşte buyrun... 

Okumayı ihmal etmem mümkün değil. 
Elimde bir kitap, bir de henüz kitaplaşmamış enfes bir çalışma var. 
Okumaya devam...


Gün içinde doğaya kaçmayı beceriyorum. 
Otomobilin hızı kışın bütün güzelliğini heder etmesin diye, yürüyorum:)
Anayoldan  otomobille tepelere saptım, onbeş dakika sonra adeta  kutuplardaydım.
Bir baktım ki o ne, dağlarına kar yağmış memleketimin...
Ne şahane coğrafyada yaşıyorum. 
Hem an'ın içinde  usul usul yürüdüm. Hem  tatlı tatlı düşündüm.


13 Mayıs 2018 Pazar

Ömrüne Bereket...


Buzdolabında geçen haftadan kalan yoğurt kabını görünce,  Refika usulü yayla çorbası pişirmeye niyetlendim.  

Refika'nın Mutfağı videolarını ilgiyle takip ediyorum.  Ayrıca, yemek pişirirken Refika'nın muhabbetini dinlemeyi de çok seviyorum. 

Misal, bu akşam seyrettiğim videoda Refika,   naneli tereyağını  çorba tenceresine boca ederken, Amerikan şirketlerinin kullandığı sustainability kelimesine karşılık Türkçe'de sürdürülebilirlik kelimesinin kullanıldığını, oysa sustainability'nin  gerçek anlamda türkçe'sinin sürdürülebilirlik olmadığını söylüyordu.  İnanın kulaklarımı diktim... Tüm merakımla dinlemeye   devam ettim.  Refika, bizim kültürümüzde sürdürülebilirliğin binlerce yıldır kullanılan karşılığının hangi kelime olduğunu düşünüyor, bilin bakalım?  

Bereket! Hoş değil mi? Bayıldım vallahi. 

Neden peki?  Amerikan mantığına göre sustainability'nin karşılığı, bir şey yaptığında ondan çıkan şeyin sana katkısının hep devam ediyor olması, bizdeki karşılığı ise bir işi bereketli yapmaya devam etmek...  Refika, bereket kaçmaması için ne yapılır bizim mutfakta diye soruyor?  Ardından kendi sorusunun cevabını veriyor:  Bizde hiç bir şey atılmaz, hiç bir şey ziyan edilmez, diyor. Büyükannemin ruhuna rahmet.  Yeminle aynısını söylerdi.  

İlk anda, bir şeyin bereketli olması sanki o şeyin  miktar olarak çokluğunu ifade ediyormuş  gibi gelebilir.  Ben de Refika'ya katılıyorum. Bana göre de bir şeyin bereketli olması, o şeyin çokluğu kadar, faydalı olması, o çokluğun ve faydanın sürekli olması anlamına geliyor.

O değil de, azıcık yoğurttan nasıl bereketli bir  yayla çorbası pişirdim anlatamam.  Ohh! Şifa  olsun.... Ben yedim. Komşulara verdim.  BitmediJ