murathan mungan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
murathan mungan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2026 Pazar

Ç'ye Çengel Taktım:)



Murathan Mungan Hamamname adlı kitabında, Türkçede ç harfiyle başlayan kelimelerin ekseriyetinin  Farsçadan geldiğini söylüyor. 

Çeşme, çerağ, çadır, çoban, çıra, çırak, çare, haliyle biçare… Çile… 

Dayanamadım, sözlüğe baktım... Meğer ç ile başlayan ne çok Farsça  kelime varmış.

Çamaşır, çakal, çakı, çabuk, çarşaf, çarşamba, çorba, çengel vs... 

Hey!... Çörek Türkçe:)

Şu çok ilginç...

Çile kelimesi Farsçada kırk gün demekmiş. 

Çilenin anlamını öğrenince, kırk gün çile çekti derse biri,  tamamı seksen ediyor diye düşünüp, gülesim gelmez mi, gelir elbette:)


24 Ocak 2026 Cumartesi

Kendimi Eylediğim Zamanlar...

 

Filmler seyrediyorum.

Kitap okuyorum.

Bilbao'ya gideceğim. Araştırıyorum.


Tuhaf mozaikler yapıyorum.


Seramik dersinde yaptığım vazoyu, ebru dersinde  ebru kabına daldırıp,  şeffaf sırla sırladım.  1050 derecede fırınlayınca, ortaya işte böyle  ebruli bir çalışma çıktı:)

Akordiyona tüm iştahımla devam ediyorum. Ukuleleden çok daha kolay:)


9 Ocak 2026 Cuma

Edebiyat Akrabalıkları


"Edebiyat akrabalıkları, hiçbir zaman buluşup bir kahve içemeyeceğiniz insanların yeryüzüne dağılmış varlığını hatırlatır size. Gene de asıl buluşmanın edebiyat olduğunu bilirsiniz," der Murathan Mungan.

O, benim için sadece bir yazar değil, rehberliğiyle ufkumu açan, hiç tanımadığım yazarları, kitapları, filmleri, şarkıları  keşfettiren kıymetli bir "edebiyat akrabası". 

Türkçenin o aziz lezzetini onun kaleminden tatmak, yazdığı her kitabıyla yeni dünyalara kapı aralamak benim için büyük bir şans.

Bugün yolda araba kullanırken Eylül Görmüş'ün her bölümünü ilgiyle takibinde olduğum Pandora'nın Merakı programına konuk olduğu o şahane bölüme denk geldim.

Direksiyon başında sadece dinlemek yetmedi. Anlattığı o görsel zenginlikleri, gösterdiği detayları kaçırmamak için şimdi ekran karşısına geçiyorum. Hem o eşsiz sohbeti yeniden dinleyecek hem de bu görsel şöleni keyifle seyredeceğim.

Murathan Mungan ile iyi ki aynı coğrafyanın ve aynı dilin insanlarıyız.. 

Peki ya Eylül Görmüş? İyi ki var... İyi ki böyle harikulade programlar yapıyor. 

Hele bu gerçekten olağanüstü bir sohbet...

Çok ballıyım:)


22 Aralık 2025 Pazartesi

Bir Yıl Daha Bitiyor...


"Bir yıl daha bitiyor. İşte bu kadar duru,bu kadar yalın. Bu kadar el değmemiş. Sıradan bir gerçeği daha kolları bağlı hayatımızın. Bu şiire nasıl dahil edilebilir bir yılın son günleri. Her sonda, her başlangıçta ve her defasında. Alır gibi başkasını karşımıza. Perdeler çekip, ışıklar söndürüp, oturup yatağın içinde bir başımıza. Sorgulamak kendimizi... Öğrenmek ikimizin anadilini, ikinci belleğimizi. Öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini. Bu aynanın dehlizlerinde gezinirken görürüz. Karanlık günlerimizin kenar süslerini. Biterken yılın son günleri. Biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini. Gençlik ikindilerini... Kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri.

Bir yıl daha bitiyor. Düşlerim, tasalarım, yarım kalmış onca şey. Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden. Bana mı öyle geliyor? Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman, insan yaşlanırken? Kırdım mı incittim mi birilerini? Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler? Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim. Dostluklarımı, ilişkilerimi. Çoğalttım mı eksiklerimi? Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı? Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları... Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı? Hala sevebiliyor muyum insanları? 

Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma...Ovmalı umutları. Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan, hançer kıvamındaki o karamizah tadını. Şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım. Sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama... Yeni bir yıla... Ama nedense herşeyin tadı dağılıyor ağzımda. Bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında. Aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta...

Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım! Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar! Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar... Gece telefonları, ıssız konuşmalar... Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler. Bırakılmış mektuplar... Ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık. Ey hayatıma girenler ve çıkanlar! Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey! O kadar çok anlattım ki, kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını, başkalarında çözmeye çalışan insanlardan. Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, ofset duyarlılıklardan... Kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime açılan pencereleri, durup bakıyorum akşam sularında zaman kavramlarına... Zamanı düşünüyorum; koyuluyorum. Anlamını yitiriyor "şimdiki zaman"ın boşyüceliği,tarihin unutkan sayfalarındaki mürekkep lekeleri. İşimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci. Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum. "İçtenliğin" yada "dünya görüşünün" kirletmediği, kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum.

Sabahları açık penceremin soluduğu kent. Nabzında yüzyılın dağınık sancısı. Dumanı üzerinde tüten yıkıntılar. Hangi anlamı kuşanabilir şimdi yeni bir yıl. Umutsuzluk sözlüğünden karşılıklar aranırken hayata, hangi söküğünü dikebilir bu yaralı kuşak?  Hangi yüreğe öğretilebilir unutmak! Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları, vitrin camlarına yansıyan yüzlerde. Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar? Hala bir umut var mıdır? Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde?"

MURATHAN MUNGAN

NOT: Murathan Mungan'ın Bir Yıl Daha Bitiyor adlı şiirini düz yazı gibi yazdım. Şair affetsin beni. O kadar güzel ki... Ben yazsam yazamazdım daha güzelini... Çizim - Şenol Bezci.

5 Eylül 2025 Cuma

Çektim Vurdum...


"Gözlerini dikmiş bana bakıyor, sanki bilmediğim bir şeyi biliyordu.

 Ben de çektim vurdum.
Hâlâ bilmiyorum. Belki o biliyordu."


Murathan Mungan
Kibrit Çöpleri

24 Haziran 2024 Pazartesi

Abarttıkça Abartmak... Ve Boyadıkça Neşelenmek:)

 


 "Koruyun beni benden başkalarının gözleri

Koruyun beni aklımın derinliklerinden

Koruyun beni hayallerimin, düşlerimin yettiği yerden

Geri çağırın beni başkalarının arasına. Kalabalıkta kaynayıp gideyim,

korunup saklanayım kendi kalabalıklığımın cehenneminden.

Sonsuza kadar yum gözlerini alnımın ortasındaki nazar

Yüreğim dile getirmesin senin gördüklerini!

Başkalarının gözleriyle yetineyim.

Ben dahi kendime yabancı gibi yaşayıp öleyim."


 Murathan Mungan / Geyikler Lanetler oyunundan 




Yeni başladım ya "jel tabaka"da boyama işine... 

Her fırsatta yapmak istiyorum.

Çok hoşuma gidiyor.

Galiba,

Abartıyorum.😅

Vee.... 

Ortaya çıkanlar sevindiriyor beni.

Neşeleniyorum.😆



31 Mart 2024 Pazar

Kokulu Şiir


"Melih Cevdet'in bir misafirlikten, temiz bir yataktan, derin bir uykudan söz ettiği bir şiiri vardır, bilir misiniz? Çok sevdiğim, çok etkilendiğim bir şiirdir. Bence kokusu vardır o şiirin. Ilık bir oda kokar, bir bahar sabahı pencereleri açılıp havalandırılan bir oda kokar, bembeyaz çarşaflar nasıl kokar bilirsin. Sonra patiska kokusu. Tertemiz, yumuşak bir yastık. Ve derin bir uyku. Hep öyle bir eve yatılı çağırılayım istedim. Çoğu kez izinli çıktığım kendi evimde, kendi odamda bile, kimi zaman bu şiiri okur, başka odaları, başka hayatları düşünürdüm. Hep başkası olmak istedim. Bir başkası. "

Murathan Mungan/İskambil Destesi /s.29


Kendimi Eylediğim Zamanlar

 


Seyrettim. 

Okudum.


Tarot öğrenmeye devam ediyorum. 

Aşağıdaki dizeleri ezberledim.

"Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya  
Ona sorarsanız: ’Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman...’
Bana sorarsanız: ‘On senesi ömrümün...’"

Nazım Hikmet Ran/Ben İçeri Düştüğümden Beri 


15 Şubat 2023 Çarşamba

Hayat Sitem Edebiyatı - 1


"Onu her zaman özlüyorum. 
Gittiğini biliyorum, acıya alıştığımı da... 
Her gün geçtiğim yolda büyük bir çukur vardı. 
İlk zamanlarda çukurun orada olduğunu unutup içine düşüyordum. 
Çukur hâlâ orada, ancak düşmemek için çukurun  varlığını unutmuyorum 
ve etrafından geçmeyi öğrendim."

Başlık - Murathan Mungan / Çizim - Şenol Bezci  / Metin - Rachel Joyce


Dilek öleli kaç yıl oldu acaba? 

Hesaplamıyorum. Çok olmadı sanki. Öyle hissediyorum. Komşumdu. Arkadaşımdı. Aniden öldü. Ölüm haberini aldığımda yurt dışındaydım. İlk uçakla geldim. Hoca ve  Şeraza'yla birlikte yıkadık, beyazlara sardık. Namazını kıldık. Bir çiçek gibi usulca toprağa ektik. 

99 depreminde, Gölcük'te aynı binada altlı üstlü oturuyorduk. Bizim bina sağlam çıkmıştı. Hasarsız atlatmıştık. Etrafımız göcük evlerle çevriliydi. Günlerce çadırlarda  kalmıştık. Sigortacıyım. Durumu tahmin edersiniz. Ortalık feciydi. Hemen kolları sıvamıştım. Tüm poliçelerimde deprem teminatı vardı. Sigortaladığım yerlerin nerede olduğunu güçlükle  tespit ederek  eksperlerle birlikte saha çalışmalarına başlamıştım. Zor zamanlardı. 

Epeydir deprem günlerine ait yüzlerce anı zihnimin içinde cirit atıyor. Az önce  deprem zamanı Dilek neredeydi diye düşündüm?  O zamanlar yaşıyordu çünkü. Zorladım kendimi. Deprem döneminde Dilek'le ilgili tek anı aklıma gelmedi. Korktum. Hemen Eser'i aradım. Dedim: "Siz depremde nerdeydiniz? Niye hatırlamıyorum Dilek'i?" "Biz arabaya bindiğimiz gibi Bursa'ya dayımlara gittik." dedi. 

"Hey! Yaşasın!" diye çığlık attım. Şaşırdı tabii... "Hayırdır?" dedi. "Dilek ve deprem zamanıyla ilgili hiçbir anı hatırlamayınca, donakaldım biliyor musun? Eyvah, zaman geçiyor. Dilek'le ilgili anılarım mı siliniyor diye  kederlendim. Meğer Dilek'li anılarım silinmemiş,  deprem döneminde  Dilek'li anım birikmemiş." dedim. 

Niye yazdım buraya acaba? Belki de... Bir tutam sevindim ya, paylaşmak istedim. 

Bilmiyorum muhterem okur... Öyle işte.


27 Ekim 2022 Perşembe

"Koruyun Beni Hayallerimin, Düşlerimin Yettiği Yerden"


 "Koruyun beni benden başkalarının gözleri
Koruyun beni aklımın derinliklerinden
Koruyun beni hayallerimin, düşlerimin yettiği yerden
Geri çağırın beni başkalarının arasına. Kalabalıkta kaynayıp gideyim,
korunup saklanayım kendi kalabalıklığımın cehenneminden.
Sonsuza kadar yum gözlerini alnımın ortasındaki nazar
Yüreğim dile getirmesin senin gördüklerini!
Başkalarının gözleriyle yetineyim.
Ben dahi kendime yabancı gibi yaşayıp öleyim."

Murathan Mungan / Geyikler Lanetler oyunundan 


"Şimdi biz buradayız ya, karşılıklı oturuyoruz. Kahvelerimizi hüpletiyoruz. Biliyor musun, biz buradan gidince burası... nasıl söylesem...  hooop...  yok oluyormuş gibi geliyor." dedim arkadaşıma. 

Gözlerini tepsi kadar açtı.  Hayret ederek gözlerimin ta derinine baktı.

Gülümsedim. Konuşmama duraksamadan devam ettim.  

"Örnekse, diyelim ki arabamla yola çıktım. Dikiz aynasından arkaya bakıyorum,tamam mı? Aynada kaybolan görüntülerin   artık var olmadığını hayal ediyorum.  Evler, yollar, ağaçlar, dağlar falan... her şey... her yer...  yok oluyor." dedim.

"Peki insanlar?" dedi. 

"İnsanlar da yok oluyor. Ben görüyorsam varlar. Ben görmüyorsam yoklar. Sana da öyle gelmiyor mu?" diye sordum. 

Tereddüt etmeden cevap verdi. "Hayır. Hiç düşünmedim ama ben görmesem bile her şey yerli yerinde duruyor diye düşünürüm. Nitekim duruyor zaten." dedi. 

Huzursuzca yerinde kıpırdadı. "Şimdi benimle birliktesin. Biraz sonra beni eve bırakacaksın. Yoluna devam edeceksin. Görüntü alanından çıkacağım. Eee! Zihninden  silinecek miyim yani?" dedi. 

Sessiz kaldım.  

Endişeli  arkadaş sesiyle; "Tuhafsın!" diye ekledi.  

Silkelendim...  "Yooo... Yok canım. Elbette şaka yaptım." dedim. 

Gerçek hislerimi  söylemedim. 


23 Şubat 2022 Çarşamba

Hoş, İyi, Güzel Bir Dua'ya Denk Geldim... AMİN demeliyim:)

 

"Güneş, deniz, uyku, tembellik, keyif, ruh erinci ve dinginlik dilerim.

Otu, çiçeği, dalı, ağacı, toprağı, yaprağı, börtü-böceği, kuşu, göğü, suları ve dağlarıyla kainatın bir parçası olduğunuzu her zerrenizde hissedebilme yeteneği dilerim. Var olmanın, yalnızca var olmanın mutluluğunu yaşamanızı dilerim."

Murathan Mungan'ın /Bir Kutu Daha/S.102


13 Ocak 2022 Perşembe

Işığına Tavşan Olduğum Kitapların Yazarını Takdim Ederim... Nanananoom... Murathan Mungan

 

Murathan Mungan'ın yeni kitabı çıkacakmış. Fırındaymış. Şahane haber! Hıımm! Yeminle kokusunu hissediyorum. Dumanı tüte tüte satın alıp hemencecik okumaya girişeceğimi çok iyi biliyorum.

Kitabın adına bayıldım. "Işığına Tavşan Olduğum Filmler."  
Sonra merak ettim. Acaba ışığına tavşan olmak ne demek? Tavşan ve ışık yazdım, gugılladım. Aaa!  Etkinliklerini gece yapan hayvanların gözlerindeki retinada çubuk şeklindeki görme hücreleri fazla olurmuş.  Tavşanlar da etkinliklerini gece yaparlarmış. Gözleri karanlığa ya da az ışığa uyumlu olduğu için, birden gözüne ışık tutulursa geçici körlük yaşarlarmış. Ve es kaza bir yere çarpmamak düşmemek tehlike yaratmamak için  öylece hareketsiz  kalırlarmış. İlginç di mi?  Aynı durum balıklarda da yaşanırmış mesela. Gece dalış yapan balıkçılar balıklara fener tuttuklarında balıklar da hareket etmeden dururlarmış. 

Bazan Murathan Mungan'ı düşünürüm biliyor musunuz? Mesela hayat bir öğretmense ve şu hayatta okul dışında bana öğretmenlik yapan kimler var diye düşündüğümde aklıma gelen en baştaki isimlerden biridir Murathan Mungan.  

Yeni kitap haberini Altyazı dergisinin aşağıdaki linkinden okudum. Hemen filmleri belledim. Seyretmediklerim var. Kitap çıkana kadar hepsini seyretmek niyetindeyim.  

https://altyazi.net/yazilar/murathan-munganin-yeni-kitabindan-yaslilik-devleri/

Haberi yok elbette.  Nereden bilsin beni. Işığına tavşan olduğum kitapların sahibidir kendisi.  Gerçekten çok severim. Hey! Du bi...  Noktayla değil,  kalple cümlemi bitirmeliyim💓💓💓

Gizli Not- Acaba "ışığına tavşan olduğum kitapların yazarı" demekle hata mı yaptım? Şüpheye düştüm iyi mi? Yani kitaplarını okuduğumda öylece kalakalıyorum, demek istedim.  Gerçekten şimdi yazdıkça hatırlıyorum. Hele bazı öykülerini okuduğumda var ya; resmen olduğum yere  mıhlandığım anlar zihnimden film şeridi gibi aktı şimdi. Tıpkı yüzüne far tutulmuş bir tavşan gibi... Sonra ama... Anladığım zaman bir zihin zıplaması hissediyorum arkadaşım. Valla.  Bir tavşan gibi... Pııır! Yakala yakalayabilirsen. 😅





25 Ekim 2021 Pazartesi

Ters Kontak mı? Düz Kontak mı?

 



Çocukluğundan beri uzaydan gelen sesleri takip eden astronom Ellie, nihayet Vega yıldızından gelen bir sinyali keşfeder. 

Ne yani? Uzayda bizden başka canlılar vardır öyle mi? 
İşte bu film bu soruya,  şöyle cevap vermektedir: 
"Bizden başkaları da var mı bilmiyorum ama eğer sadece biz isek, bu çok büyük bir alanı boşa harcamak olurdu."  

Yeminle aynı fikirdeyim. Ama  laf aramızda, henüz hiçbir uzaylıyla kontak kuramamış olduğumu itiraf etmeliyim:)

1997 yapımı Contact adlı bu  film, ışıklar içinde uyusun kendisine gani gani saygım, sevgim olan Carl Sagan'ın aynı isimdeki kitabından sinemaya uyarlanmış.  Aksiyonlu, aşklı meşkli  ilginç bir film. 

Bilim insanlarının, uzaydaki varlıkların ispatlanması çabaları karşısında, siyaset ve din adamlarının vaziyetleri, Einstein'in "İki şey sonsuzdur. Evren ve insanoğlunun aptallığı. İlkinden o kadar emin değilim" sözünün resmen ispatı.  Neyse ki kızımız zeki.😅

Hey! Aslında  başka bir şey yazacaktım. Şöyle... Bir sürü dalevera yapılsa bile, hak yerini buluyor ve kızımız, özel olarak üretilen uzay aracına bindirilip  uzaylılarla kontak kurmaya gönderiliyor.  

Veeee.... Uzayın sonsuzluğunda harikulade manzarayı görünce, sevgili Ellii'nin nutku tutuluyor.  Gördüklerini ifade edecek kelime bulamıyor. Ve yukarıdaki karelerde göreceğiniz gibi keşke benim yerime bir şair gönderselerdi, diyor.  

Bu sahneler ve sözlere bayıldım.  Geri sardım.  Aynı bölüme tekrar tekrar bakakaldım. 

Sonra hemen bir şiirle kontak kurdum. Oturdum. Murathan Mungan'ın Yalnız Bir Opera'sını okudum. 




4 Haziran 2021 Cuma

Aşkın Tuhaf Halleri...

"İlk aşkların derin acısında, hayattan habersiz olmanın da payı vardır."


"Bir aşkta binlerce an yaşansa da bir tek an doruk deneyimidir. 
Diğer anların tümünü önemsiz kılacak  kadar onu dibine kadar tanıdığınız, 
gördüğünüz bir andır bu. 
İyi ya da kötü. 
Bu, odur.
Tam o an karşınızda duran.
Sevdiğiniz kadın ya da sevdiğiniz adam."


"Bu çağda aşkın yeniden icat edilmesi gerekiyor. 
Bu çağın gereklerine göre değil, bu çağa rağmen."


"Bazı Avrupa dillerinde "Aşık olma" sözü yoktur. Aşık "olma" hali yoktur.  
"Aşka düşme" denilir.
Türkçedeyse aşık olunur, aşka düşülür, vurgun yenilir, sevdalanılır, tutuldum denir. 
Türkçede say say bitmez."


"En çok felsefeciler bilir:
Dilsizliği arayan dil, mutlaka aşka uğrar."


not
Film kareleri/ Scott Pilgrim Dünyaya Karşı
Cümleler / Murathan Mungan-Aşkın Cep Defteri