animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Aralık 2021 Perşembe
19 Şubat 2018 Pazartesi
Coco Ve Büyükannemin Unuttuğum Duası
Miguel'in büyük büyük dedesi, müzikle uğraşmak için minik kızı Coco ve karısını terk edip gittiği için, ailede artık müziğin esamesi duyulsun istenmez. Kocası giden acılı eş ayakkabı yapımına başlar. Ve üç nesil boyu, kimsenin itirazı olmadan ayakkabıcılık işine devam ederler. Ta ki, Miquel büyük büyük babası gibi gitar çalıp, şarkı söylemek isteyene kadar... Terk edilme korkusu da, nesilden nesile aktarıldığı için, ailesi Miquel'in bu hayaline şiddetle karşı çıkar.
O gün ölülerin canlılar dünyasını ziyaret ettiklerine inandıkları bir kandil günüdür. İnsanlar ölmüş yakınlarının fotoğraflarını, çiçekleri ve sevdiği eşyaları sunağa bırakmaya başlarlar.
O gün ölüler dünyasında ise ayrı bir heyecan vardır. Ölüler, yaşayan yakınlarının yakınına gitmeye çok heveslidirler. Bir ölünün, canlılar dünyasına geçebilmesi için unutulmamış olması gerekmektedir. Vize işleminde, canlılar dünyasında kendisine ait iz bulunmayan ölüye izin verilmemektedir. Hararetle tavsiye edeceğim bu animasyon filmin tamamını anlatmak niyetinde değilim. Nasılsa merak edenler seyredecektir.
Niye anlattım biliyor musunuz? Bu film, büyükannemin anlam veremediğim duasını anlamama neden oldu. Büyükannem dua ederken, önce ailemizden ahirete göçenlere, sonra uzaktan yakından tanıdığımız tüm insanların ahirete göçenlerine dua ederdi. Buraya kadar tamamdı. Lakin en son, isimleri unutulmuş, nesilleri tükenmiş, bana dua eden kimse yok mu diyenleri de duasına eklerdi. Tuhaf gelirdi.
Dua etmeyi severim. Düşündüm de, büyükannemin bu duasını tamamen unutmuşum. Filmi seyredince aklıma geldi. Film bitti. Dua ettim. İsimleri unutulmuş, nesilleri tükenmiş, bana dua eden kimse yok mu, diyenlerin hepsine dua gönderdim. Sevindiklerini hissettim. Unutulmadıklarına dair bir iz bıraktığımı hayal ettim. Ben de sevindim.
24 Ağustos 2017 Perşembe
Ve Castlevania Ve Öfke Ve Bekleme Ve Abartma
Castlevania, her biri 20- 25 dakikalık bir animasyon dizi film. İlk sezona ait 4 bölüm var. Dördünü de seve bayıla, arka arkaya keyifle seyrettim. Hikaye tam tıkırında gidiyordu ki ilk sezon bitti. Az önce öğrendim, 2. Sezonu 2018'de seyredecekmişiz iyi mi?
İlkin canım sıkıldı. Nedir bu şimdi, dedim kendi kendime... Dizi en heyecanlı yerinde bitmişti. Şimdi 2018'i bekleyeceğim öyle mi? Yoo... Yok artık! dedim.... Asla öfke kontrolü yapmak için derin derin nefes almadım. "Rahatla", "aldırma" gibi, sakinleştirici ve yatıştırıcı sözcükleri yavaşça tekrarlamadım. Yoga, meditasyon filan da yapmadım. Basbayağı yumruk sıktım. Dudak büzdüm. Kaş çattım. Resmen feci şekilde öfkelendim.
Bir animasyon dizisi için nasıl sinirlenmiştim. Dizinin devamını hemen seyredemediğim için neredeyse öfke nöbeti geçirecektim. Biraz daha gayret edersem, ağlayabilir, kendimi yerden yere atabilir, tepinebilir, hatta başımı duvarlara vurabilirdim. Aynı bir çocuk gibi... Sonra halime güldüm. Yarabbim ne kadar abartmıştım... Olsun... Gene de çocuklaşmak hoşuma gitti. Sonra beklemenin güzelliğini düşündüm. Dizinin devamı olsaydı, hemencik seyrediverecektim. Bitecekti. Oysa şimdi çaresizdim. Bekleyecektim işte... "Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, seni beklediğim kadar" diye şahane bir şiir aklımdan geçti. "Pes!" dedim kendime.... "Pes! Bir diziyi beklemeyi nasıl bu denli abartabildin!!!"
Gizli Not- Başrollerde Trevor Belmont var biliyor musunuz? Nasıl desem... Hoş biri de... Öyle işte:)
İlkin canım sıkıldı. Nedir bu şimdi, dedim kendi kendime... Dizi en heyecanlı yerinde bitmişti. Şimdi 2018'i bekleyeceğim öyle mi? Yoo... Yok artık! dedim.... Asla öfke kontrolü yapmak için derin derin nefes almadım. "Rahatla", "aldırma" gibi, sakinleştirici ve yatıştırıcı sözcükleri yavaşça tekrarlamadım. Yoga, meditasyon filan da yapmadım. Basbayağı yumruk sıktım. Dudak büzdüm. Kaş çattım. Resmen feci şekilde öfkelendim.
Bir animasyon dizisi için nasıl sinirlenmiştim. Dizinin devamını hemen seyredemediğim için neredeyse öfke nöbeti geçirecektim. Biraz daha gayret edersem, ağlayabilir, kendimi yerden yere atabilir, tepinebilir, hatta başımı duvarlara vurabilirdim. Aynı bir çocuk gibi... Sonra halime güldüm. Yarabbim ne kadar abartmıştım... Olsun... Gene de çocuklaşmak hoşuma gitti. Sonra beklemenin güzelliğini düşündüm. Dizinin devamı olsaydı, hemencik seyrediverecektim. Bitecekti. Oysa şimdi çaresizdim. Bekleyecektim işte... "Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, seni beklediğim kadar" diye şahane bir şiir aklımdan geçti. "Pes!" dedim kendime.... "Pes! Bir diziyi beklemeyi nasıl bu denli abartabildin!!!"
Gizli Not- Başrollerde Trevor Belmont var biliyor musunuz? Nasıl desem... Hoş biri de... Öyle işte:)
6 Ocak 2015 Salı
Şşşth! Kimse Duymasın!.. - 16 -,
Uyuyordum.
"Hayırdır inşallah," deyiverin lütfen.
Kendimi tuhaf bir rüyanın içinde buldum.
Edip Cansever,
"İnsanın duası bile kendine benzer.
"Rüyaları da öyle." der ya hani...
Elimde değil,
Şairlerin sözünü hakikat sanıyorum.
Yoo... Sormayın!
Rüyamı anlatmam...
Çok gülersiniz diye korkuyorum!
Gerçekten!
31 Ekim 2012 Çarşamba
Biliyorsunuz Ya, Bir Ağrısı Vardır Gitmenin.
"....
Ben en çok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben...
Yağmur...
Ağladım."
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben...
Yağmur...
Ağladım."
Yılmaz Erdoğan
Fotoğraflar, Madam Tutli Putli adlı kısa animasyon filminin kareleri.
Müzik Adam Hurst'un çellosuyla, The Shallows
Etiketler:
adam hurst,
animasyon,
chris lavis,
çello,
edip cansever,
kısa film,
maciek szczerbowski,
madam tutli putli,
the shallows,
yağdıkça,
yılmaz erdoğan
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




















