Uyudum. Ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamadan... Ansızın... İskelenin ucunda oturuyormuşum gibi... İki elim iki yanımda iskelenin tahtalarını tutuyormuş gibi... Kendimi usulca ileriye itip, iskeleden suya "cuup" diye atlıyormuşum gibi... Uykuya daldım. Peki rüyalar alemine girmeyi böyle kolay başarabilecek miyim? Kaç türlü girilir ki rüyalardan içeri?
"1- İşte! Bir zambağın özsuyunun içilişi gibi
2- Süt emer gibi memeden
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi
3- Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi"
Edip Cansever Ben Ruhi Bey Nasılım? adlı şiirinde böyle böyle giriyordu anılardan içeri, ben de böyle girebilirdim belki rüyalardan içeri... Girdim! Nerdeyim peki? Edip Cansever de "Nerdeyim?" diye sorar bu eşsiz şiirinde... Ve devam eder...
" Kelebeklerden dokunuşlar alan bir
yaprak gibi inceyim.
Para bozduranların az çok bildiği
Adres soranların gene bildiği
Bir sokakta bir aşağı bir yukarı
Saatlerce dolaşanların hemen bildiği
Amansız bir güceniğim. "
yaprak gibi inceyim.
Para bozduranların az çok bildiği
Adres soranların gene bildiği
Bir sokakta bir aşağı bir yukarı
Saatlerce dolaşanların hemen bildiği
Amansız bir güceniğim. "
Rüyalar muamma bir dünya... Belki bu gece rüyamda ben bir erkeğim. Belki Edip Cansever'in anlattığı Ruhi Bey'im... Açılın rüyalar alemi... Az sonra geleceğim... Hey!.. Bu gece rüyamda kimbilir gene ben neyim?
Not: Bu müthiş çizimleri Cem Uygun'un, Felibeli Ahmet'in Amâk-ı Hayal adlı kitabı için çizdiği karelerden alıntıladım. Bu çizgi romanın bitip yayımlanması için, kaç yıldır duacıyım.
2011



