ben ruhi bey nasılım? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben ruhi bey nasılım? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2012 Salı

Bu Gece Rüyamda Kimbilir Gene Ben Neyim?


Uyudum. Ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamadan... Ansızın... İskelenin ucunda oturuyormuşum gibi... İki elim iki yanımda iskelenin tahtalarını tutuyormuş gibi... Kendimi usulca ileriye itip, iskeleden suya "cuup" diye atlıyormuşum gibi... Uykuya daldım. Peki rüyalar alemine girmeyi böyle kolay başarabilecek miyim? Kaç türlü girilir ki rüyalardan içeri? 
  
"1- İşte! Bir zambağın özsuyunun içilişi gibi
 2- Süt emer gibi memeden 
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi
3- Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi"

Edip Cansever Ben Ruhi Bey Nasılım? adlı şiirinde böyle böyle giriyordu anılardan içeri, ben de böyle girebilirdim belki rüyalardan içeri... Girdim!  Nerdeyim peki? Edip Cansever de "Nerdeyim?" diye sorar bu eşsiz şiirinde... Ve devam eder...
 

" Kelebeklerden dokunuşlar alan bir 
yaprak gibi inceyim.
Para bozduranların az çok bildiği
Adres soranların gene bildiği
Bir sokakta bir aşağı bir yukarı
Saatlerce dolaşanların hemen bildiği
Amansız bir güceniğim. "

Rüyalar muamma bir dünya... Belki bu gece rüyamda ben bir erkeğim. Belki Edip Cansever'in anlattığı Ruhi Bey'im... Açılın rüyalar alemi... Az sonra geleceğim... Hey!.. Bu gece rüyamda kimbilir gene ben neyim?


Not: Bu müthiş çizimleri Cem Uygun'un, Felibeli Ahmet'in  Amâk-ı Hayal adlı kitabı için çizdiği karelerden alıntıladım. Bu çizgi romanın bitip yayımlanması için, kaç yıldır duacıyım.


2011

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Bu Gece Rüyamda Kimbilir Ben Neyim?


Uyudum. Ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamadan... Ansızın... İskelenin ucunda oturuyormuşum gibi... İki elim iki yanımda iskelenin tahtalarını tutuyormuş gibi... Kendimi usulca ileriye itip, iskeleden suya "cuup" diye atlıyormuşum gibi... Uykuya daldım. Peki rüyalar alemine girmeyi böyle kolay başarabilecek miyim? Kaç türlü girilir ki rüyalardan içeri? 



"1- İşte! Bir zambağın özsuyunun içilişi gibi
 2- Süt emer gibi memeden 
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi
3- Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi"

Edip Cansever Ben Ruhi Bey Nasılım? adlı şiirinde böyle böyle giriyordu anılardan içeri, ben de böyle girebilirdim belki rüyalardan içeri... Girdim!  Nerdeyim peki? Edip Cansever de "Nerdeyim?" diye sorar bu eşsiz şiirinde... Ve devam eder...

" Kelebeklerden dokunuşlar alan bir 
yaprak gibi inceyim.
Para bozduranların az çok bildiği
Adres soranların gene bildiği
Bir sokakta bir aşağı bir yukarı
Saatlerce dolaşanların hemen bildiği
Amansız bir güceniğim. "

Rüyalar muamma bir dünya... Belki bu gece rüyamda ben bir erkeğim. Kim bilir? Belki Edip Cansever'in anlattığı Ruhi Bey'im...


Not: Bu müthiş çizimleri Cem Uygun'un Amâk-ı Hayal için çizdiği karelerden alıntıladım. 

28 Şubat 2011 Pazartesi

Kahve Molası - "Beni Bir Sardunya Büyüttü Belki "


"Yoo.. Tamam!" dedim kendi kendime. "Şimdi arabamı park edeceğim. Ve Outlet'deki kafeye gireceğim. Bir kahve molası vereceğim." Aynen düşündüğüm gibi yaptım. Sabahtan beri arazideydim. Anlıyorsun değil mi?  Araba sırtında dolandım durdum.  İşte şimdi hem kahvemi hüpletip hem yazımı yazmaktayım. Şu anda kendimi adamakıllı avare hissediyorum. Oh! Hayatın içinde küçük molalar  hoş oluyor doğrusu. Hava desen yağmurlu... Gri...  Severim böyle havaları ne yalan söyleyeyim. İnsanı hafiften efkar basar. Efkarlanmayı da severim. Zaten efkar Türkçe bir duygu değl midir? Nasıl oluyor dersen? Serde Türklük varsa.. Hava yağmurlu der efkarlanırsın... Ansızın duyduğun bir şarkıya efkarlanırsın.  Üstelik neden efkarlanıyorum diye düşünür bir daha efkarlanırsın. Efkarın katmerleştikçe katmeşleşir. İşte böyle bir şeydir.  Şimdi   müzik geliyor kulağıma....  Hey! Ne çalmaya başladı bil bakalım? La vie en rose... Louis Armstrong söylüyor... Muhteşem! Of! Gördün mü? Gel de efkarlanma... Kafe tenha. Camdan dışarıya bakıyorum. Hayat akıp gidiyor... Şu an yaşadıklarım bir rüya olabilir mi? Yoksa ben gene bir rüya an'ının içinde miyim? Ne bileyim? Hayal miyim?  Gerçek miyim?  Edip Cansever dizeleri ne der? "O ben ki... Bir kadında bir çocuk hayaleti mi... Bir çocukta bir kadın hayaleti mi... Yalnızca bir hayalet mi yoksa?" Yoo.. Şimdi şiirlere dalarsam... Çıkamam buradan... Kapılırım şiirlerin akışına... Şiir çarpmasına bile uğrayabilirim. Yooo... Yola çıkmalı, ofise dönmeliyim... Çok işim var. "Kim görürdü o yolcuyu, yani kim farkederdi beni... Sıradan acılardır çünkü...  Bütün ilgileri toplayan . " Eyvah! Daldım gene Edip Cansever'in Ben Ruhi Bey  Nasılım? adlı şiirine... Yoo.. Toparlandım. Merak etme.  Mantomu giydim. Şimdi burada ortam sıcak. Biliyorum ama... Az sonra dışarıya çıktığımda ayazdan yanaklarım kırmızı kırmızı olacak.  Bu yazıyı gönderip  hemen bilgisayarımı kapatacağım. Tamam işte bak. Ayağa  kalktım bile. "Biri fotografımı cekiyorkenki gibi durdum...  Azıcık gülümsedim... Ve dünya bana gülümsedi... Çakılların üstünden yürüdüm... Yürüdüm  ki, bir sese benziyordum sanki... Yüzyıllarca önce kırılmış bir kemik sesi... İyice duydum...  Çıkarken bahce kapısını açık bıraktım."  Of! Niye ben böyle biriyim? Ne bileyim? Edip Cansever der ya..."Beni bir sardunya büyüttü belki."  Çıkıyorum. Kahve molam bitti.