iskele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iskele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2013 Salı

Kelebek Etkisi Törenim!


Bil bakalım ne yaptım? Bütün gün ofisteydim tamam mı? Başımı işten kaldıramadım. Telefonlara cevap vermekten bunaldım. Nasıl tükenmişim anlatamam. Az önce "Hop dedik! Du bi!" dedim kendi kendime... Kalktım oturduğum yerden. Ofisin odalarını dolaşmaya başladım. "Bu ne?" diye çığlık attım. Herkescikler  gitmiş. Ofiste bir tek ben kalmışım iyi mi? Aaa!.. Vedalaştıklarının farkına varmamışım. Hemen işi gücü olduğu gibi bıraktım. Ne yani şu yalan dünyayı ben mi kurtaracaktım? Bir hışımla pardüsümü kaptığım gibi, kapı dışına fırladım. Yuf olsun bana!..  İnanmıyorum ya!.. Hava kararmış. Güneşin gittiğini farketmemişim bile. Kaçırmışım. Ne fena! Dudaklarımı sarkıttım. Sinir oldum kendime. Arabama binmedim. Ayak viteslerimi otomatiğe taktım. Yürüdüm sahile... Oldukça tuhaftım. Tam deniz kenarına gelinceeee...  Uzaktan kumandayla basılmış gibi düğmeme...  Ansızın zıp diye  durdum. Allahım, ayaklarıma mukayyet olamıyordum. Adeta bir robot gibi davranıyordum. Hooppp... Adeta reverans yapar gibi  yere doğru uzandım. Kendiliğinden ayakkabılarımın bağlarını çözmeye başladım. Ayakkabılarımla, çoraplarımı çıkardım. Pantolonumun paçalarını katladım. Ayağa kalktım. Yürümeye başladım. Peki nereye yürüyordum bil bakalım? Ben var ya... İskelenin ucuna  doğru yürüyordum... Soğuk mu? Yooo... Ne yalan söyleyeyim, soğuğu filan hissetmiyordum. Üzgün değildim. Gene de bu soğukta bu halim bana bile normal gelmedi... "Yoksa ben intihar mı edeceğim?" diye aklımdan geçirdim. Bu düşünceye hiiçç  takılmadım. Parmaklarımın ucunu "Cup!" diye denize daldırdım. Nanananooommm!... İşte o anda anladım. "Cemreee!...  Bugün suya cemre mi düştü yoksa?" diye bağırdım. Ben var ya...  Cemre suya düşünce, hava soğuk moğuk demem, ayaklarımı mutlaka sokarım denize...  Düşünsene... Cemre suya düşünce, dolaşmaz mı yeryüzünün bütün sularını, okyanuslarını, nehirlerini, derelerini sence?  Dolaşır elbette... Biyoloji dersinde ne öğrenmiştik?  Bilirsin, hani vücudumuzun dörtte üçü  sudur ya... Parmaklarımın ucu dokunur dokunmaz cemre düşmüş deniz suyuna... Bir cemre geçiverir cemre düşmüş deniz suyundan parmaklarımın ucuna.. Ordan da  hemen geçer vücuduma... Ah!.. Bak şimdi...  Düşünsene... Cemre artık benim içimde... Ne güzel değil mi?!.. Hayal ederim... Başka bir denizde... Okyanusta... Mesela Afrika'da, Küba'da, Hindistan'da, Avusturalya'da, ya da ne bileyim Antartika'da...  O kıyılarda... Cemre düştü diye,  illa  ayağını denize sokan benim gibi biri vardır, öyle değil mi?  Biliyorum varlar. Ne vakit ayağımı soksam cemre düşmüş suya... Bir an gözlerimi kaparım. Zencisi, beyazı, müslümanı, yahudisi, urumu... İsporcusu, ihtiyarı, veremi... Kiminin saçı uçar... Kiminin eteği... Yüreğimde hissederim herbirini. Senede bir kere yaparım ben bunu. Bu benim kendi kendime oynadığım cemre törenim. Hayat dediğin nedir ki? Hayat bana göre tekrarlanan küçük törenlerin bütünü.. Heey! Bir dakika... Ayağımı cemre düşmüş suya sokunca... Sence o insanlar da beni hissetmişler midir acaba?  Aaaa! Kelebek etkisi dedikleri bu muydu yoksa:)