Şimdi kahve molası verdim. Sabahtan beri o kadar çok telefonla konuştum ki aklıma Gündüz Vassaf'ın yıllar önce okuduğum bir yazısını getirdim. Dünyada konuşulan altı bin küsur dil olduğundan söz ediyordu. Misal, İngilizceyi dünyada iki milyar kişi konuşuyordu. Bazı diller ise günden güne yok olup gidiyordu. Yazar, dillerin kayboluşunu insanların tekdüzeleşmesine, kendimizi ifade etme yöntemlerinin birbirine iyice benzeyeceğine getiriyordu. Dilbilimci Whorf'un bir tezine göre neyi nasıl algılayacağımızı kullandığımız dil belirliyordu. Eskimo dilinde karın çeşitlerini anlatan çok sayıda kelime varmış. Farsça'da aşk için, İngilizce'de yanlızlık için değişik kelimeler kullanılıyormuş. İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar denir ya, ben inanmıyorum biliyor musun buna... Pek ümidim yok dünya milletlerinin konuşa konuşa anlaşacağına. İngilizce'de yalnızlık kelimesinin fazlalığı, bu dilin anlaşmaya yetersizliğinin bir delili olabilir mi? Nerden geldi bütün bunlar aklıma şimdi? Bilmiyorum. Hafıza tuhaf bir kutu. Acaba Gündüz Vassaf'ın yazısı nasıl bir neticeye varıyordu? İnan hatırlamıyorum. Bildiğim yazısının başlığı şu idi... "Ömrüm seni sevmekle.... " Bu kadardı. Acaba yazar niye yarım bir şarkı sözünü yazısına başlık olarak seçmişti? Kafam gene karıştı. İçime nedensiz geniş bir sessizlik çöktü. Gitmeliyim. Kahve molam bitti.
