Kadın öğrencileri
felsefeye çekme amacıyla, Oxford Üniversitesi Felsefe bölümü bir dizi
değişiklikler yapmış. Feminist felsefeyle ilgili yeni bir lisans programı
başlatmak için bu bölümde eğitim verecek yeni akademisyenler görevlendirilmiş. Ne hoş!
BBC Türk'te "Oxford Üniversitesi'nde feminist felsefe çalışmaları güçlendiriliyor" diye denk geldiğim başlık, acaba son aylarda okuduğum kitaplar sebebiyle mi dikkatimi çekti diye düşünmeden edemedim.
Çünkü kadınlık vaziyetleri sahiden zihnimi epey meşgul ediyor. Daha önce kadın edebiyatçı, felsefeci, bilim insanı, sanatçı niye erkeklere oranla daha az diye düşünürdüm. Şimdi diyorum ki, var olanları neden bilmiyoruz? Mesela lise yıllarımda, edebiyat kitaplarında niye kadın edebiyatçılar yoktu? Sadece Halide Edip Adıvar geliyor aklıma... Oysa yeni yeni öğreniyorum ki, mesela Fatma Aliye Hanım(1862-1936), Ahmet Mithat Efendi(1844-1912) ile birlikte çalışmış. Romanlar yazmış. Ahmet Mithat'ın adını biliyorken, niye Fatma Aliye'nin adını ve eserlerini bilmiyoruz? Gene ellinin üstünde romanlar yazan, Nazım Hikmet(1902-1963), Ahmet Hamdi Tanpınar(1901-1962), Sabahattin Ali(1907-1948), Orhan Kemal(1914-1970)'le dergi çıkarmış, Ahmet Haşim'in (1884-1933) yere göğe sığdıramadığı şahane bir kadın yazarımız varmış. Suat Derviş (1903-1972) Niye öğretilmedi?
Bunları okudukça anlıyorum ki, kadın yazarların büyük mücadele vererek yazdıkları pek çok eser var. Serpil Çakır'ın Osmanlı Kadın Hareketleri adlı araştırma kitabını okuyorum. Bence çok kıymetli bir kitap. Bin bir baskıya rağmen kitaplar, dergiler çıkaran kadın yazarlarımızın sayısı azımsanmayacak kadar çok olduğunu öğreniyorum. Niye bilmiyoruz? Kimler kadın yazarları gölgede bırakmak istemiş? Bu vaziyet bir tür cinsiyet ayıklaması mı?
Zihnimde cirit atan fikirlerin verdiği garip telaş... Okuyorum...
Not- 1. Meşrutiyet Dönemi’nde modern kadını imgesini yansıtan Namık İsmail’in “Sedirde Uzanan Kadın” tablosu –1917
BBC Türk'teki haber BURADA.
BBC Türk'teki haber BURADA.