Murathan Mungan'ın Duvardaki Testi başlıklı yazısını ilgiyle okumaya başladım. O çok sevdiğim Alacanım adlı şiirinin dizeleri arasında geçen testinin hikayesini anlatıyordu. Bak işte.. Şiirin ilgili dizeleri şöyle:
ah, nerde benim altından avaze sesim!
yankısı bir duvara gömülmüş testide kaldı
avaze sesim!
şimdi başkalarının kalplerinde yankılanan
bir zamanlar içinden geçtiğim aşklardı
feryattan kimseler ölmez, denirken
duvarlardan geçtim
artık kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi
şimdi kulağını dayadığın duvarda inleyen testi
bir zamanlar feryatlarda unuttuğum avaze sesim!
Doğuda kilise, cami gibi yapıların duvarlarına testi gömme adeti varmış. Bu mimari bir gelenekmiş. Bu yolla akustik sağlanması mümkünmüş. Duvarlar sesi saklarlar, hem kendi zamanına hem zamanla başkalarına yankırmış. Ne hoş değil mi? Bu şiiri zaten çok severdim. Şimdi daha oturdu belleğime. Çok uzun biliyorum. Ama kıyamadım... Biraz daha devam etmek istedim şiire..
mil yeşili gözlerin
dindirdi gözlerimi
kaç körü birden öldürdün bende
mahsur kaldım, eksik oldum, kapına düştüm
ben yandıkça
ezber ettin ayazın demirini
alacanım,
indi mi göğsüne heves?
hangi duvarın halısında
gördün, bildin, vurdun beni
kaç ormandan geçti
içinde kaybolduğumuz o büyük takip
içimizde bunca gurbet dururken
yol ettik uzaktaki sılayı
şimdi burdayız
kanlar içinde
alacanım
indi mi göğsüne heves?
MURATHAN MUNGAN

