engelsiz sanat derneği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
engelsiz sanat derneği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Engelsiz Sanat Derneği "Yorgan Altında Kimse Kalmasın" Yolculuğuna Devam Ediyor.




Her yıl “Engelliler Haftası” olarak kutlanan 10-16 Mayıs tarihlerinde “Yorgan Altında Kimse Kalmasın” hareketiyle farkındalık yaratmaya devam ediyoruz. Engelsiz Sanat Derneği'nin "Yorgan Altında Kimse Kalmasın" sloganıyla başlattığı kampanyanın dördüncü açılışı 10 Mayıs Perşembe günü bu kez İstanbul Zeytinburnu’nda gerçekleşiyor.
"Yorgan" adlı fotoğraf sergimizin yeni açılışına hepinizi bekliyoruz.
Sergi, ailesi tarafından yorgan altında saklanmayan, doğduğu evde bir günah değil de gerçek bir birey olarak algılanan, sosyal ve profesyonel yaşamda başarılı gençlerin estetik fotoğraflarından oluşmaktadır. Fotoğraf sergisinde yer alan engelli bireylerin hayat hikayeleri, izole bir yaşam süren diğer engelli bireylere ve ailelerine model oluşturacaktır.


*Sergi açılışı 10 Mayıs 2012 tarihinde saat 14:00’de kokteyl ile birlikte Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde gerçekleşecektir. 
Adres: Semiha Şakir Caddesi Zeytinburnu Meydanı  Zeytinburnu / İSTANBUL


“Engelsiz Sanat Derneği” Hakkında


2007 yılında kurulduğumuz günden beri  Türkiye'deki engellilere ve bütün dezavantajlı gruplara yönelik engellilik olgusuna yenilikçi ve uluslar arası standartlarda çözümler önererek sürdürülebilir projeler üretiyoruz. 2008 yılında uluslar arası boyutta gerçekleştirdiğimiz ve birçok ödüle layık görülen “Engelsiz Sanat” projesi ve ürettiğimiz diğer sosyal girişimler ile Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Öz görevimiz; değişime direnen değil, değişimin öncüleri olarak yeni sosyal girişimler ile toplumda sürdürülebilir sosyal etki yaratmaktır. “Yorgan Altında Kimse Kalmasın” kampanyası ile gerçekleştireceğimiz faaliyetlerle tüm Türkiye halkını engellilik olgusuna yönelik doğru yönde bilinçlenmeye ve duyarlı olmaya davet ediyoruz.



NOT: Yukarıdaki yazı, Engelsiz Sanat Derneği'nin duyurusudur.


17 Şubat 2012 Cuma

Yorgan Altında Kalmamayı Başaran Kız - Elif Ece Çekil


“Engelsiz Sanat” diye bir dernek olduğunu bilmiyordum. Cüneyt Karakuş’un  bloğunda yazdığı yazı üzerine öğrenmiştim. Cüneyt'in de yönetiminde olduğu Engelsiz Sanat Derneği toplumda engellilerin önce aileleri, sonra toplum tarafından engellendiği ve yanlış değerlendirdiği düşüncesinden hareket etmiş. Ve diyorlar ki " Engel bir gözün görmemesi veya bir elin tutmaması demek değildir. Engel bireyleri yorgan altında saklayıp onların hiçbir şey ya da hiç kimse olmalarına sebep olmaktır. " Ne kadar haklılar. İzin aldım. Yorgan altında kalmamayı başaranlarla yaptıkları röportajlarını, Hayal Kahvem'de paylaşacağım.  İlk olarak Elif Ece Çekil'in muhabbetiyle başlayacağım:



Doğum Tarihiniz ve Yeriniz:

18.03.1983 tarihinde İzmir'de doğdum. Şu anda İstanbul'da yaşıyorum.

Engel Durumunuz, nasıl oldu?


Alt kan uyuşmazlığı ile beyinde oluşan motor sistem hasarı nedeniyle bedensel engelliyim ve ellerimi çok az kulanabiliyorum.

Eğitim durumunuz ve varsa mesleğiniz:


Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve TV bölümü mezunuyum. Şu anda çalışmıyorum.

Aileniz ile birlikte mi yaşıyorsunuz:

Evet

Nasıl bir çocukluk dönemi geçirdiniz? Ya da engel durumunuz ilk ortaya çıktığında nasıl bir dönem geçirdiniz? Ailenizin, akraba ve eş-dost çevrenizin size yaklaşımı nasıl oldu?

Hep engelliydim... Kendimi bildiğimde de ailem durumu kabullenmişti zaten. Bana hiç engelli gibi davranılmadı. Hep sevecendiler, kardeşime nasıl davranıyorsa bana da aynı davrandılar. Eğitimli ve bilinçli bir aileye sahip olduğum için hiç engelli gibi büyütülmedim.

Şimdi nasıl? Değişmeler var mı?


Şu an daha iyiyim. Yürüyorum ve daha düzgün konuşuyorum.

Sizce, Türkiye'de engellilik algısına bakış açısı nasıl?

Ben değiştim ama çocukluğumdan bu yana Türkiye'de pek bir şey değişmedi. Hala engellilere dışarıda uygun ortam sağlanamadığı (sosyal ortamda, psikolojik ortamda) için eve mahkumiyetleri devam ediyor.

Başarı Hikayeniz (girişimleriniz, becerileriniz, aldığınız ödüller vb... kendinizde sıra dışı bulduğunuz her özelliğinizi ya da başarınızı yazabilirsiniz):

Üniversitede öğrenciyken 5 tane kısa metrajlı film yaptım. Mezun olduktan sonrada bir kısa film yaptım. Hem kısa hem uzun metrajlı film projelerim var ancak uygun şartların oluşmasını bekliyorum. Bir gün gerçekleşeceğine de inanıyorum.

Hedefleriniz:

Kendi filmlerimi çekmek istiyorum. Hem kısa hem de uzun metrajlı projelerim var bir gün onları gerçekleştireceğim, buna inanıyorum ve bunun için çabalıyorum.

Türkiye'de engellilik alanında ne gibi çalışmaların yapılması en öncelikli konu olmalıdır?

Öncelikle engellilerin hayatını kolaylaştıracak maddi şartları sağlamak.

Buradan engelli ve engelli ailelerine iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?


Asla yaşama haklarının ellerinden alınmasına izin vermesinler. Kendilerini saklamasınlar ve hayata tutunsunlar.

4 Aralık 2011 Pazar

Tango Dansından Pek Haz Etmeyen Biriydim.


Yoo... İnan bana hiiiç gitmek niyetinde değildim. Tamam. Altınokta Körler Derneği Kocaeli Şubesi ile Kocaeli Üniversitesi Dans Kulübü ve şehrin dans okullarının işbirliğiyle düzenlenen bu akşamki Tango Gecesi için bilet almıştım almasına ama... Ne yalan söyleyeyim tango dansından pek haz etmeyen biriyim. Ne derler? "Erkek kadına tuzaklar kurar. Kadın da o tuzaklardan kurtulmaya çalışır. Tango budur!" "Yok artık daha neler? Gene kadınlara kurulan ehlileştirme işi... Dansta bile olsa bu vaziyeti seyredeceğim öyle mi? Benim hiç işim olmaz böyle dansla!... Tangoyla hele... Asla!" Tamam, iç sesim bunları söylüyordu söylemesine ama bu gece dans edecekler arasında bizim şehrin Altınokta Körler derneği başkanı Pınar Çatalkaya da vardı. Pınar görme engelli olduğu halde, merak sarmış ve tango dersi almıştı. Kaç kere telefonlaşmıştık. Gitmesem olmazdı. Gittim.

 
“İnsan, estetik bir varlıktır. Engelli bir bireyin diğer insanlardan farklı olan herhangi bir özelliği onun estetik bir varlık olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Hatta görme engelli bir bireyin gözü, normal bir insanın gözünden daha hoş görünebilir, fiziksel engelli bir bireyin elleri bir sanat fotoğrafının ana temalarından biri olabilir” diyerek, “Yorgan Altında Kimse Kalmasın” diye bir proje geliştiren Engelsiz Sanat Derneği'ne bir kez daha hak verdim. Pınar görme engelli biriydi. Heves etmiş, tango kursuna gitmişti. Kalabalık seyircilerin karşısında, sahnenin ortasında, o kadar güzel, o kadar hakkını vererek dans ediyordu ki öncelikle sahnede olağanüstü estetik görünüyordu. Arka arakaya iki tango dansı yaptı. Gözlerime inanamadım. Asla tuzaklara düşmedi. Ayaklar hiç mi dolanmaz? Ve  bu kadar mı şahane meydan okuyarak dans edilir? Tango için bir şeyi istemek ama istediğini belli etmemek dansı denir ya...  Acaba bu dansı zaferle tamamlaması için bir kadının bazı kederleri bilmesi, bazı dikenli yollardan geçmesi mi gerekmektedir? Pınar görmeyen gözleriyle önündeki bir engeli daha aşmış tango öğrenmişti. Ve o dansın sonunda ayakta dimdik durdu. Muzaffer bir edayla selam verdi. Salon alkıştan inledi... İnledi. Tango... Hımmm... Kafam karışık şimdi. Acaba ben de tango öğrensem mi?



3 Aralık 2011 Cumartesi

Ve Fotoğraf Ve Film Ve Engelli Önyargılar



Yıllardır kendimle mücadele ediyorum. Önyargılarıma her defasında yine, yeni, yeniden, hep ama hep yeniliyorum. Ne fena! Bak şimdi... Az önce Engelsiz Sanat Derneği'nin amaçlarını okudum. Bu arada farklı engelli derneklerinin kuruluş misyonlarına göz gezdirdim. Memleketimizde resmi rakamlara göre 8.5 milyon engelli insan varmış. Bu kadar çok engelli olduğunu inan bilmiyordum. Çünkü dışarıda, toplum içinde fazla göremiyorum. Niye? Sanırım öncelikle engelli çocuğa sahip  pek çok aile ya utanıyorlar ya da çevrelerindekilerin acıma duygusuyla evlatlarına yanlış davranmalarından endişe duyuyorlar.  Ayrıca dış dünya engellilere uygun değil ki. Çünkü biz engellileri göz ardı ediyoruz. Engellilere gerekli fırsat ve ortam eşitliği sağlamıyoruz. Onların ve ailelerinin yaşadıkları fiziksel, manevi, maddi, kültürel sorunların neler olduğunu bilmek, görmek, öğrenmek istemiyoruz. Ve ayrıca engellilerle karşı karşıya kaldığımızda nasıl davranacağımızı bilmiyoruz. İlk kez görme engelli biriyle tanışmış ve arkadaşlık etmeye başlamıştım. Muhabbetin bir yerinde kör kelimesini kullandığım için, acaba rahatsız oldu mu diye endişelenmiştim. Vaziyetimi görmeden hissetmişti biliyor musun? Bana gülmüştü. "Bizim derneğin adı zaten altınokta körler derneği... Kelimelere takılma. Rahat ol." demişti. Hem şaşırmış, hem bu olgun tavrına sevinmiştim. Günümüzde kurumlar engellilerle ilgili iyileştirmeler yapsa da asla yeterli değil. Çevreme bakıyorum. Engelliler için yapılmış pek bir şey göremiyorum. Bazı kaldırımlarda ya da merdivenlerde rampa, bir iki yerde denk geldiğim görmeyenler için düzenlenmiş sesli trafik ışıkları o kadar. İnan düşünüyorum. Aklıma başka hiç bir şey gelmiyor.


Sanatın her dalının, kitlelere ulaşmada büyük pratikliği var. Misal Engelsiz Sanat Derneği ne yapmış? Ailesi tarafından yorgan altında saklanmayan, gizlenmeyen, doğduğu evde bir günah gibi algılanmayan, onların gerçek bir birey gibi davranmalarını önemsedikleri için sosyal ve profesyonel yaşamda başarılı olan gençlerle iletişime geçmiş ve birlikte bir proje üretmişler. Bu engelli gençlerin kendileri hatta engelli organları fotoğraf öznesi olmuş. Her fotoğrafın yanına o gencin başarı hikayesi yazılmış. Böylece çocuklarını evden dışarıya çıkarmayan, gizlemeye çalışan, yorgan altında saklayan ailelere ilham olabilecekleri hayal edilmiş. Ayrıca engelli olmayanlar da engelli insanlarla karşılaştıklarında ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını öğrenecekler. Şahane bir proje bu! Umarım bu fotoğrafları memleketin tüm şehirlerinde sergilenir. Çok mühim bir iş yaptıklarına gönülden inanıyorum. 
 


Neden biliyor musun? İtiraf etmeliyim ki ben, Başka Dilde Aşk adlı filme, sırf duyma engelli genç bir erkek ile çağrı merkezinde çalışan bir genç kızın hikayesi olduğunu öğrendiğim için gitmemiştim. Neden? Çünkü çocuk sağırdı. Filmde kimbilir nasıl duygu sömürüsü yapılacaktı? Bir kurgu film yüzünden, durduk yerde  içim acıyacaktı. Söyler misin, önyargının daniskası değil de bu  nedir? Sonra nasıl olduysa denk geldi ve ben Başka Dilde Aşk'ı seyrettim. İnan bana gene önyargılı davrandığım için kendimden utandım. Çünkü film çok şeker romantik bir aşk filmiydi. Asla engelli birini acındırma ya da komik vaziyetlere düşürme tadı geçirmiyordu. Filmin doğal akışında sağır birinin ne gibi farklılıklar yaşadığını seyirciye samimiyetle aktarıyordu. Ailelerin ve çevrelerindeki insanların engellilere tavrını gene abartmadan, tadında ama etkileyici bir dille anlatıyordu. Başka Dilde Aşk, benim kendi önyargılarımla mücadelemde ve engellileri farkedip sorunlarını hissetmemde milat olmuştur dersem inan abartmış olmam. O nedenle sanatın her dalının insanlar üzerinde onarıcı ve çözüm geliştirici etkisi olduğuna inanıyorum. Yorgan altındaki engellilerin ve ailelerinin ve tabii ki benim gibi herkesin,  hem "Yorgan Altında Kimse Kalmasın" sergisini gezmelerini hem de "Başka Dilde Aşk" adlı filmi seyretmelerini çok arzu ediyorum. Engelsiz Sanat Derneği şöyle diyor... "Unutmayın; insan bir gözü görmeyince, bir eli tutmayınca engelli olmaz, insan üzerine yorgan örtülünce, kapılar üstüne kapanınca engelli olur. " Şöyle bir an düşünsek... Ne kadar doğru.