"Nasıl yani? Muammer Ketencoğlu İzmit'e geliyor öyle mi? Nassıııll? Ford Otosan getiriyor ve biletler ücretsiz yani... Heyy! Bizlere de bilet ayarladın öyle mi? Tamam canım ayaklarımı yerden kestin şimdi!" dedim arkadaşıma. Biz bu akşam altı kişi Muammer Ketencoğlu'nun konserine gideceğiz. Şimdi ben bu akşam konserde dinleyeceğim ya Muammer Ketencoğlu'nun türkülerini... Ne olacak peki? Yüreğime tesir edecek. Ağlayacağım. Kesin ağlarım. Adım gibi eminim. Sonra... Biliyorum canım fena halde Balkanlar'da dolaşmak isteyecek. Yooo... Gidemem Balkanlar'a tabii... Hele bugünlerde öyle seyahate falan çıkmam mümkün değil. Ne yapabilirim? Eve döndüğümde... Balkan müziği eşliğinde Balkanlar'la ilgili bir romanın satırları arasında dolaşmak bana ilaç gibi gelecektir. İvo Andriç'in yazdığı Drina Köprüsü adlı kitabının satırları arasında dolaşsam mesela.. Drina Köprüsü'nü hemen bulmalıyım kitaplarımın arasında... Mutlaka... Uyuyamam. Gözümü uyku tutmaz valla!.. Of! Söylemek istemiyorum. Ama söylemeliyim. Bu konserden sonra var ya... Ayrıcaaa... Ben... Ben... Akordeon öğrenmek isteyebilirim... Of! Neden böyle herşeye heves eden biriyim? Bilmiyorum... Şimdi "Gitara heves ettin anca bir parça öğrenebildin. Bağlamayla heves ettin anca bir türkü çalabiliyorsun. Akordeon öğren de, bir ayde mori çal bari!" deyip kıs kıs gülüyorsun bana değil mi? Herşeye hevesim var. Ama yeteneğim yok. Yaradılışım böyle, ne yapabilirim? Olsun.. Akordeonla bir tek "ayde more" çalmaya razıyım. Of! Düşünsene... Kollarıma geçirip akordeonu... Hele bir Bosna sevdalinkası çalabilsem mesela.. Keşke tek şarkı çalabilsem. Of, keşke! İnan bana... Şimdi aklımdan geçirdim ya... Girdim havasına... Heyy! Hayali bile yetti valla:)
Fotoğraflar - Seda Çınar Ceyhan'ın fotoğraf galerisinden alınmıştır.



