fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2026 Perşembe

2026 World Press Photo Sergisini Gezdim.


2026 World Press Photo sergisi, 2025 yılında dünyanın farklı köşelerinde çekilen ödüllü fotoğrafları bir araya getiriyor. 2025 yılına gelmiş olmamıza rağmen insanların hâlâ savaşlar, göçler, yoksulluk ve felaketler nedeniyle büyük acılar yaşıyor olması düşündürücü. 

Bu olaylara çoğu zaman telefon ekranlarımızdan ya da haber akışları arasında birkaç saniyeliğine tanıklık ediyoruz. Oysa bu fotoğraflar, hızla tüketilen görüntüler olmaktan çıkıp bizi durmaya, bakmaya ve düşünmeye davet ediyor. Her kare, dünyanın bir yerinde yaşanmış gerçek bir hayatın sessiz tanıklığını taşıyor.

Fotoğraf: Alex Kent
Yer: New York, ABD

"Columbia Üniversitesi Filistin'e Destek Protestoları"
 Filistin yanlısı protestolar nedeniyle gözaltına alınan bir öğrenci. 
Columbia Üniversitesi'ndeki bir mezuniyet gününde yaşanan bu olay, kampüslerdeki ifade özgürlüğü tartışmalarının sembollerinden biri hâline gelmiş.


Fotoğraf: Zohra Bensemra
Yer: Kandahar, Afganistan

Dünyanın en zor coğrafyalarından birinde, 
bir kara tahtanın önünde sessizce kurulan gelecekler.


Fotoğraf: Omar Al-Qattaa
Yer: Gazze, Filistin

Yardım malzemelerine ulaşmaya çalışan binlerce insanın yaşadığı kaotik anlardan biri. 
Açlık, yoksunluk ve hayatta kalma mücadelesinin yarattığı çaresizlik, kalabalığın hareketlerinde ve beden dilinde açıkça görülüyor.

Fotoğraf: Carol Guzy
Yer: New York, ABD

 Göçmen bir ailenin babasının, göçmenlik duruşmasının ardından ICE tarafından gözaltına alınmasından hemen sonra çekilmiş bir kare. Çocukların ve annenin yaşadığı çaresizlik, göç politikalarının insan hayatındaki etkisini çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor.

Fotoğraf: Chantal Pinzi
Yer: Sidi Rahal, Fas

 UNESCO tarafından tanınan geleneksel Tbourida gösterilerinde yer alan kadın biniciler.
 Bu kare, yalnızca bir gösteriyi değil, kadınların kültürel bir geleneğin içinde görünür olma mücadelesini de belgeliyor.

Fotoğraf: Victor J. Blue
Eser: The Trials of the Achi Women
Yer: Guatemala

 Guatemala İç Savaşı sırasında cinsel şiddete maruz kalan Maya Achi kadınları, 
onlarca yıl süren sessizliğin ardından adalet mücadelesi vermiş.
 Fotoğraf, insanlığa karşı işlenen suçlardan hüküm giyen failler karşısında elde edilen tarihi bir hukuk zaferini ve kadınların direncini belgeliyor.

Fotoğraf: Nanna Heitmann
Yer: Kiev, Ukrayna

Rus füze saldırısının ardından yaralanan bir kadın, ağır hasar gören evinin yakınında oturuyor. Fotoğraf, savaşın cephe hattından çok uzakta bile sivillerin hayatında bıraktığı fiziksel ve psikolojik yıkımı gözler önüne seriyor.

Fotoğraf: Brais Lorenzo
Yer: Galiçya, İspanya

Kontrolden çıkan orman yangınları yolları kapatırken 
bir sivil muhafız aracı ilerleyen alevlerden geri çekiliyor. 
Fotoğraf, iklim krizinin etkileriyle giderek daha sık ve yıkıcı hale gelen yangınların yarattığı tehdidi gözler önüne seriyor.

Fotoğraf: Paula Hornickel
Eser: Sosyal Robot Emma
Yer: Almanya

 Karşı karşıya duran iki yalnızlık; biri insan, diğeri makine. 
Fotoğraf, geleceğin bakım anlayışına dair sessiz ama güçlü sorular soruyor.

Fotoğraf: İhsaan Haffejee

Yer: Soweto, Güney Afrika

Yıl sonu gösterisi öncesinde Soweto Tiyatrosu'nun kulisinde sahneye çıkmayı bekleyen genç bale öğrencileri.

Apartheid (1948–1994 yılları arasında Güney Afrika'da uygulanan ırk ayrımcılığı rejimi) döneminde bale eğitimi büyük ölçüde yalnızca beyazların erişebildiği bir sanat dalıymış. Bugün ise Joburg Bale Okulu, Soweto gibi tarihsel olarak dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklara bale eğitimi sunarak bu eşitsizliği değiştirmeye çalışıyormuş.

Fotoğraf, yalnızca çocukların sahneye çıkışını değil, sanatın fırsat eşitliği yaratma gücünü, umut ve toplumsal dönüşümü görünür kıldığı için ödüle değer görülmüş.


20 Temmuz 2025 Pazar

Fotoğrafın Dili ve Masalın Sesi: Ayak İzleri

 


Bazan bir fotoğraf, bir masalın kapısını aralar. Fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın kumdaki  ayak izlerini gösteren karesi, Judith Liberman’ın kitabında okuduğum, kalbime dokunan Ayak İzleri masalını anımsattı. Aklımda kaldığı haliyle, anlatmak istedim…

Sessizliğin dalgalarıyla konuşmak için bir kayanın üstüne oturur. Etrafa bakınır. Kimseler yoktur. Sessiz bir yürüyüş yapmıştır kumsalda. Ama gözleri, kendi ayak izlerinin yanı sıra bir çift iz daha görür kumda. Şaşırır.

Hayatının tüm anılarını gözden geçirir. Evet, gerçekten de ne zaman geçmişe dönse, o ayak izleri hep yanındadır. Sanki biri, hayat boyunca sessizce eşlik etmiştir ona. Bu düşünce içini sıcacık bir sevgiyle doldurur.

Derken... zor zamanlarını hatırlar. Acı çektiği, dizlerinin çöktüğü, yalnız kaldığını hissettiği günleri... Yürümeye dermanının kalmadığı anları... Ve fark eder ki, işte tam da o zamanlarda yalnızca bir çift ayak izi vardır. Kendi ayak izleri. 

Hüzünlenir. İçine ince bir sızı düşer. “Neden?” diye geçirir içinden. “Neden en çok ihtiyacım olduğunda yalnız bırakıldım?” Öfke kıpırdanır kalbinde.

Tam o anda, derinlerden gelen bir ses işitir:

- Her zaman seninleydim. Bu yüzden hayatına baktığında iki çift ayak izi görüyorsun. Ama yürüyemeyecek kadar yorulduğunda... seni kucağıma aldım. O yalnız gibi görünen izler, senin değil... benim ayak izlerim.

Fotoğrafın dili ve masalın sesi... Ayak İzleri. Hoş değil mi:)

3 Mayıs 2018 Perşembe

Gittim. Gördüm.




Müşterimin  Roterdam'daki şantiyesine gitmem gerekince, Amsterdam'daki Dünya Basın Fotoğrafları Sergisi'ni gezme şansı buldum. Dünyanın en prestijli fotoğraf yarışması olduğu söylenen bu yarışmaya 125 farklı ülkeden 4.548 fotoğrafçı 73.044 fotoğrafla başvuru yapmış. Bu yıl  Venezuelalı fotoğrafçı Ronaldo Schemidt'in, Venezüela'da Kriz adlı fotoğrafı birinciliği almış.  Fotoğraf, Karakas'taki hükümete karşı yapılan protestolarda çekilmiş.



Dahasına bakmak isterseniz, buyrunuz:

https://www.nieuwekerk.nl/en/exhibitions/world-press-photo/




21 Ekim 2017 Cumartesi

Tövbe!


Zamanında yetişmek niyetiyle, sabah evden o kadar erken fırlamışım ki, üniversiteye vardığımda dersin başlamasına bir saat vardı.   O sevdiğim kafedeki  salaş tahta masalardan birine geçip,  en öğrenci edamla sandalyeye kuruldum. Baktım  sıcacık simit var. Ohh! Misss! Simitin yanına beyaz penir ve ince belli bardakta çay rica ettim.  Daha ne olsun? Ders öncesi en şahane kahvaltıyı ediverecektim.  Garson:
-  Haşlanmış yumurta  ister misiniz? diye sorunca...
-  Oluuur, deyiverdim.  
Tabağım geldi. Yanında kız belli bardakta çayım...  Nasıl mutluydum anlatamam. 

Normalde şu güzelliğin hakkını verecekken... Ne bileyim... Hayatın bedava hazları törenim yok mu hani... Önceee avucumla kavrayacaktım bardağımı mesela... Diğer yuduma kadar tabağa asla koymayacaktım...  Çayın kokusu aklımı alacaktı... Çok şükür, deyip simidi beyaz peynire katık yapıp,  hımlaya humlaya, keyfini çıkara çıkara,  yemeğe başlayacaktım... 

Yooo! Yapmadım!  Vallahi böyle yapmadım!

Ne yaptım bilin bakalım? Cep telefonumu elime aldım. Ve masadakilerin fotoğrafını çekmeye başladım. Sonra durdum. Binlerce kasırga aşkına! Ben ne  yapıyorum, dedim.  Niye, çok şükür diyerek yemeğe başlayacağıma, fotoğraf çekiyordum ki? Korktum iyi mi? Abicim,  bu yoksa  teknoloji dini mi ne?  Büyükannem duymasın valla! Tövbeee! Tövbe!

2 Aralık 2015 Çarşamba

Şşşttth!.. Kimse Duymasın! - 23-


 İstanbul'daydım.
Hayalle gerçek arasında yürüyordum.
Soğuktu.
Rüzgar kulağımda çığlık atıyordu.
Yoruldum.
Duvarın önünde durdum.
Derin bir "Ohhh!" çektim.
"Ohhh!"

Birden karşımda bir cin belirdi.
"Beni   sen mi çağırdın?" dedi.
Gözlerimi fal taşı gibi açtım.
"Ben mi? Seni mi? " diye sordum. "Sen kimsin ki?"
"Benim adım Oh. Bu duvar benim evim.
Evimin kapısının önüne gelip beni çağıran sen değil miydin?"

Gülümsedim.
Elimdeki fotoğraf makinesini cin'e verdim.
"Bu duvarın önünde fotoğraf çektirmek istiyordum.
Sanırım yüreğimden geçeni duydun.
Rica etsem fotoğrafımı çeker misin?" diye sordum.
Fotoğrafımı çekti. 
Hemen makinemi geri verdi.
"Selfi çekmediğine sevindim." dedi.

Güldüm.
  "Sağol" dedim.
Duvara doğru yürümeye devam ettim.


Gerçektennn!

12 Mayıs 2015 Salı

Şşşth Kimse Duymasın -19 -


Bu fotoğraftakiler kim mi?
Arkadaşlarımla  ben tabii…

Ne mi bekliyoruz?
 Atilla Atalay’ın  yazmakta olduğu “Yavaş Tren”i.

Ben hangisi miyim?
 Fotoğraf çekiyorum, görünmüyorum ki...

Lale devri çocuklarıyız  biz.
Fotoğraf makinelerimiz eski.
Yapamıyoruz, selfi:)







19 Ekim 2013 Cumartesi

Bayram... Bayram... Şeysi....

 
Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz
Nasıl yaz gökleri gibi böyle
Durgun sular iyi çağlar gibi
Kulaklarına neler fısıldıyorsunuz
Ne öğütler veriyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz 


Bir çocuk koşuyor ardından çocuklar koşuyor biri daha koşuyor
Sarı at kuyruğu saçlar kırmızı kurdeleler benekli morlar
Bu etekleri nasıl biçiyorsunuz analar
Bu gömlekleri nasıl dikiyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl giydiyorsunuz 
 




 
 

Nasıl büyütüyorsunuz nasıl şaşıyorum şaşıyorum
O eti o sütü nerden buluyorsunuz
Memelerinizi gür tutuyorsunuz
Bir top şıçrıyor ardından bir çocuk bir çocuk daha
Gücümüze güçler katıyorsunuz
Analar utandırıyorsunuz
Çağı utandırıyorsunuz
Çağdaşı utandırıyorsunuz

Şiir / Arif Damar
Fotoğraflar / Ali Öz