Yurt dışından gelecek arkadaşımdan Anne Carson’ın bir kitabını rica etmiştim.
Derken ekrana bir mesaj düştü. Arkadaşım kitapçıda gezinirken Christophe Chabouté’nin Yellow Cab’ine rastlamış. "Bu kitap sende var mı?" diye soruyor.
Kitaplığımda Chabouté’ler için ayırdığım o özel köşeyi, sanatçıya olan hayranlığımı çok iyi biliyor tabii.
Yeminle gözlerim parladı... "Aaa! Yooook... Hemen kap:)" diye cevapladım heyecanla...
Yellow Cab, Chabouté’nin bildiğim melankolik, her karesi sinematografik ve insanı tek kelime etmeden sarsan o eşsiz atmosferini New York sokaklarına taşıdığı müthiş bir eser...
Bir taksinin arka koltuğundan kentin gürültüsünü, yalnızlığını ve o rengârenk akışını onun siyah-beyaz fırçasından seyretmek... Heyooo!... İçim içime sığmıyor. O kadar mutluyum ki!
İnanır mısınız, bazı kitaplar insanın sadece kitaplığına değil, doğrudan kalbine geliyor:)
Gizli Not:
En güzel Chaboute incelemesi, bakınız işte burada...
http://kuzeykalesi.blogspot.com/2019/09/yapayalnz-chaboute-cizgiroman-incelemesi.html




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder