kuzey kalesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuzey kalesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2026 Cumartesi

Hayatın Tatlı Sürprizleri

 


Yurt dışından gelecek arkadaşımdan Anne Carson’ın bir kitabını rica etmiştim. 

Derken ekrana bir mesaj düştü. Arkadaşım kitapçıda  gezinirken  Christophe Chabouté’nin Yellow Cab’ine rastlamış. "Bu kitap sende var mı?" diye soruyor.

Kitaplığımda Chabouté’ler için ayırdığım o özel köşeyi, sanatçıya olan hayranlığımı çok iyi biliyor tabii. 

Yeminle gözlerim parladı...  "Aaa! Yooook... Hemen kap:)" diye cevapladım heyecanla...

Yellow Cab, Chabouté’nin bildiğim melankolik, her karesi sinematografik ve insanı tek kelime etmeden sarsan o eşsiz atmosferini New York sokaklarına taşıdığı müthiş bir eser... 

Bir taksinin arka koltuğundan kentin gürültüsünü, yalnızlığını ve o rengârenk akışını onun siyah-beyaz fırçasından seyretmek... Heyooo!... İçim içime sığmıyor. O kadar mutluyum ki!

İnanır mısınız, bazı kitaplar insanın sadece kitaplığına değil, doğrudan kalbine geliyor:)                                                                          Gizli Not: 

18 Aralık 2023 Pazartesi

Kendimi Eylediğim Zamanlar -3

 
İşte tıpkı böyle top çevirmeye çalışıyorum.
Önceleri kesinlikle beceremiyordum.
Şimdi iki saniye parmak ucumda tutmayı becerebiliyorum.
Amacım parmak ucumda uzun uzun döndürebilmek. 😅

Kürek çekmek tam bir bağımılık oldu bende. 
Haftada iki sabah gün doğmadan yataktan fırladığım gibi denize yollanıyorum.
Henüz yağmurlu havaya denk gelmedim. 
Yaz kış devam ediliyormuş.
Yağmur ve karda neler yaşayacağımı çok merak ediyorum.😊



Bu filmleri seyretmek istiyorum. 

Leksikoloji dersine başladım.
"Dünya dillerinden yeni, nadir, değerli, özgün ya da ilginç sözcüklerle, terimlerle, 
deyimlerle, kavramlarla tanışacağımız yeni bir seri" denmiş.
İlgimi çekti. 



24 Ocak 2022 Pazartesi

Geçen Hafta Ofis Dışı Vaziyetlerime Bakış...

 




Seyrettim... Seyrediyorum...


Okudum... Okuyorum... 



Dinledim... Dinliyorum...



     Karda  mucizeyi hissettim...                    Sevda kuşun kanadında mı, merak ettim. 


   Akordeon almaya niyetlendim.                  Ukulelemi kabından çıkardım.   




11 Eylül 2021 Cumartesi

İçinden Sigortacı Geçen Film - Enemy Territory.

 

Bir sigortacı,  toplu konut benzeri bir apartmanda yaşayan emekli öğretmene poliçe imzalatmaya gider. Sigortacının Vampirler isimli sokak çetesi tarafından kontrol ve terörize edilen bu binada kapana kıstırılması, mahsur kalması, kurtulmaya çalışmasını konu alan bir film Enemy Territory.

Kuzey Kalesi'nin youtube kanalında, Şeker Adamın Laneti adlı filmin incelemesini dinliyordum ki, bu filmden söz etti. 

İçinden sigorta/sigortacı geçen film ve kitapları arıyorum ya, çok sevindim.

Bu vesileyle Kuzey Kalesi'ne mahsus selam ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=pn532-9udAQ

19 Aralık 2020 Cumartesi

Meğer Efsane Devam Ediyormuş:)

 "Hala çoşturuyor beni. İlk seyredişimde fırladım ayağa. "Kobra Kai!" diye yumruk sallıyorum. Bağıra  bağıra. İşte bir dizi bu kadar çocukca bir şeyi bile yaptırabiliyor bu yaşta. Nasıl becerdilerse eskiyle yeniyi çok iyi karıştırmışlar. Burada yıllardır görmediğin yakın arkadaşlarınla tekrar bir araya gelmişsin gibi bir his doğuyor insanın içine. Bence siz de bırakın kendinizi... Aptalca gelse bile bırakın kendinizi. Çünkü harika duygular. Kendimi iyi hissettirdi bana bu dizi. Bana bu duyguları yaşatan dizinin alnından öperim. Bi müzik... Bi konuşma...  Bi görüntü...  Hurrraaa, insanı gaza getiriyor. Dizi karakterleri geçmişe giderken ben de onlarla birlikte gidiyordum resmen."   

İşte bu sözleri Kuzey Kalesi'nin yeni youtube videosunun sonlarında dinledim.  Yeminle Cobra Kai'ın varlığından haberim yoktu. Kuzey Kalesi iyi ki bu videoları hazırlıyor.  LİNK


Hatırlarsınız değil mi? 
 1980'li yıllarda ilgiyle seyrettiğimiz dizilerden biriydi  Karate Kid.


İşte şimdi... Aradan  kırk küsur yıl   geçmiş... Dile kolay...  
Karate Kid'in  genç oyuncuları  Daniel ve Johnny artık orta yaşlarını devirmişler.  

Meğer aynı oyuncularla, Kobra Kai adlı iki sezonluk dizi hazırlanmış. Ve bu iki sezon o kadar ilgi görmüş ki, üçüncü sezonu başlayacakmış. Kuzey Kalesi'nde dinleyip öğrenince, üstelik nefis bir dizi olduğunu işitince bıraktım ders çalışmayı. Açtım Cobra Kai dizisini.  Bıraktım kendimi... Bir oturuşta ilk  sezonun tüm bölümlerini keyifle seyrettim. 

Az sonra ikici sezona başlayacağım. Aranızda acaba ne seyretsem, diyenleriniz varsa, diziyi hararetle tavsiye ederim.



Başlangıcından bu yana Cobra Kai'in üzerinde okuma yapmak isterseniz,  Öteki Sinema'da  Murat Tolga Şen'in  şahane bir inceleme yazısı var. Onu da tavsiye ederim. LİNK


6 Aralık 2020 Pazar

Mutluyum

Bugün acaba mantara denk gelir miyim diye bakınıyordum ki onları gördüm. Doğada yürüyüş yaparken kimi zaman mantarlara  denk geliyorum elbette. Lakin kütük mantarını daha dün öğrendim. Acaba mantarlar  kütükte mi çıkmış diye  tüm merakımla yanaşıverdim. Allahım yarabbim. Evet. Kesilmiş bir ağaç kütüğü bu. Atrafında mantarlar. Aynı Ülker'in ablası Halime ablanın anlattığı gibi. LİNK

Bu denk geliş resmen bana armağan. İçim içime sığmıyor. Yürüyüş yapan bir çift gördüm, seslendim. "Bakın mantar. Kütük mantarı bunlar." dedim. "Bir zamanlar burada bir kavak ya da söğüt ağacı varmış. Muhtemelen yaşlanmış. Kesmişler. Kütüğü burada kalmış." Tuhaf tuhaf baktılar bana tabii. Kafalarını çevirdiler. Gittiler. Aslında merak etmişlerdir. Mesafeyi korumak için görmeye gelmemişlerdir, di mi? 

Öğrendiğim bilginin doğada izini sürüp, anlatılana aynen şahit oldum ya,  nasıl sevindim anlatamam. Mutluyum.


Hey! Bu sevincin üstüne, Kuzey Kalesi'nin  youtube videosunda İki Oscar adayı Makedon Belgeseli Honeyland (Bal Ülkesi) adlı film hakkındaki yorumlarını dinledim.  Sanırım pandeminin en başıydı. Honeyland, sinemada seyredip etkilendiğim şahane bir belgeseldi.  Kimseyle oturup konuşma fırsatı bulamamıştım. Dinlerken karşılıklı muhabbet ediyormuşuz gibi hissettim. Yüreğim  şenlik yeri.  Mutluyum.  
İşte LİNK



Az önce First Cow'u seyrettim. Filme bayıldım. Daha fazla yazamayacağım.  Tamamlandım. Mutluyum:)

8 Aralık 2019 Pazar

Ve Kuzey Kalesi Ve Podcast Ve Kirpinin Zerafeti Ve Tolstoy Ve Beyefendilik Ve Tin Teması Ve Yaşamaya Değer


Kuzey Kalesi'nin  podcast hazırladığını duyunca aman ne sevindim anlatamam. Benim gibi yollarda ömür süren birinin podcastlere mesafeli durması mümkün değil. 

Hele... Yazdıklarına güvendiğim  Rusenski'nin  podcasti ise... 

Üstelik anlattığı izlemeyi çok sevdiğim Yaşamaya Değer adlı filmin incelemesi ise...  Dayanamam.... Hemen dinlemeye girişirim... İşte buyrun başladı bile... 

Aaa!... Filmden Fransızca alıntıyla başlıyor...  Du bi...  Akabinde.... Türkçe anlatmaya devam ediyor.   

Hay canına sayın dinleyiciler... Harika bir podcast keşfettim:)  Heyyy!





20 Ocak 2019 Pazar

Kuzey Kalesi'nden Çizgiroman Diyarına Efkarlı Yolculuk


Kuzey Kalesi'ndeki, o konu başlığına ilk denk geldiğimde, tekrar tekrar okuduğumu hatırlıyorum. Küçük Kırgınlıkların Büyük Hüznü.... Küçük Kırgınlıkların Büyük Hüznü... Acayip etkilemiştim. Kelimelerin büyülü olduğuna  bir kez daha aklım yatmıştı. Adeta illüzyondaymışım gibi tıpış tıpış cümlelerin peşi sıra gitmiştim. Okudukça anlamıştım ki, Küçük Kırgınlıkların Büyük Hüznü, Chistophe Chaboute'nin bir çizgi roman albümünün ismiydi. Daha doğrusu Kuzey Kalesi'nin komutanı Rusenski'nin Fransızca'dan yaptığı çeviriydi.

Akabinde, Rusenski'nin  kitap hakkında yazdıklarını okuyunca, bu albümü almam şart olmuştu. Diyordu ki,  "Chaboute'nin bu albümünde hayatın içinde ufak tefek gözüken,  ya da önemsizmiş gibi geçiştirme eğiliminde olduğumuz ama kalbimizi kıran, gönlümüzü yoran, biriktikçe ruhumuzu yaralayan, yani üzerimizde sandığımızdan çok derin etkisi olan, küçük kırgınlıklarla bezenmiş fragmanlarla karşılaşıyoruz. ÇR'a uyarlanmış bir kısa film derlemesine de benzetiyorum bu albümü." Feci merak etmiştim. İyi ama çizgiroman Fransızca'ydı. Ne gam! Oldum bittim çizgilerin menzilinde dolanmayı severim. 

"Eskiden Anadolu'da depresyona "gönül yorgunluğu" derlermiş. Ne güzel bir tanım. Albümde 11 tane kısa hikaye var. Çok farklı konularda ve ortamlarda yaşadığımız burukluklara şahitlik ediyoruz. Gönül yorgunluğuna götüren ön yargılar, düşüncesizlikler, kabalıklar, sorgulamalar ve gücenikliklerimiz, bir bir karelere taşınmış. Modern yaşamın insanı makineleşmeye zorlayan, hızına ayak uydurmaya çalışırken yavaş yavaş ikinci plana atılan insani inceliklerin altı çizilmiş. Metni az ama, kolay okunan fakat uçup gitmeyen bir çalışma. Okudukça kendi yaşamınızdan eş anlamlı sahneler birikiyor zihninizde. Katilimiz olmuş kanıksanmışlıklar sanık oluveriyor sayfalarda. Ardında iz bırakan ama hiç yormayan bir akış."

Rusenski, yukarıdaki yorumlarından sonra ÇR içindeki tüm hikayeleri Kuzey Kalesi'nde özetlemişti. Daha ne olsundu ki... Anlayabilirdim. O vakitler memlekette bulamadığım bu albümü, dayanamamış yurt dışından sipariş etmiştim.  Rusenski haklıydı. İç sızlatan, yüreği uf eden  hikayelerin çizimleri müthiş etkileyiciydi. Zaman içinde Chaboute'nin diğer albümlerini birer birer edindim.  

Şimdi niye yazdım bütün bunları biliyor musunuz? Az önce kitaplarımı düzenliyordum. Chaboute'nin güzelim albümlerini kitaplığımda dizim dizim görünce, aklıma Kuzey Kalesi ve Rusenski geldi. İçimi derin bir efkâr kapladı. Hayat kısa, kitaplar sonsuz... Eğer Küçük Kırgınlıkların Büyük Hüznü başlıklı yazıya denk gelmeseydim, Chaboute'yi belki de hiç bilmeyecektim.  Feleğe denk getirdiği için teşekkür ederim. 
TIKLAYINIZ



13 Temmuz 2017 Perşembe

Merak Duygumun Kökenleri


İnanınız, Profesör Alice Roberts'in üç bölümlük  İnsanın Kökenleri adlı belgeselini seyretmemin sebebi, kendisine "dünyanın en güzel bilim insanı", "su içse sıkılmadan seyredeceğim bir sevimli güzellik", "thirty three thousand years egööy..." diyen dilini yediğim, bembeyaz tenine yandığım, güzel mi güzel İngiliz biyolojik antropoloji uzmanı", "bildiğin kemik kelimesini yani bones kelimesini "boönz" şeklinde telaffuz edip beni benden alan şirinlik muskası, belgeselde insan fosili çıksın da, bu abla boönzz desin diye beklediğim zamanlar az değildir" tadındaki lakırdılardır. 

Yoksa ne işim var benim  İnsanın Kökenleri- Kemikler, İnsanın Kökenleri-Sindirim, İnsanın Kökenleri-Beyinler konulu belgeselle:)


-gizli not- 
Üç bölümü arka arkaya seyretmeme sebep ne peki?
Abartma sanatını iyi icra ettiğim için olabilir  diyeceğim demesine de...
Yooo...
Üçünü de tüm merakımla seyrettim yeminle:)