- İzinsiz hamile kalmayın.
- Doğum yapmayın.
- Kısırlaştırmayı reddeden tutuklanacaktır.
- Aldır, düşür, doğurma.
Bunlar distopik bir romanın satırları değil. Bir dönemin Çin’inde her köşe başında, her duvar üzerinde yankılanan devlet sloganlarıymış. Bugün, One Child Nation belgeselini izledikten sonra, tarihin en radikal sosyal mühendislik deneylerinden birine, 1979 ile 2015 yılları arasında uygulanan "Tek Çocuk Politikası"nı yakından seyrettim. Uygulamanın başladığı 1979 yılında yaklaşık 970 milyon olan Çin nüfusu, o dönemki yaklaşık 4,3 milyarlık dünya nüfusunun neredeyse dörtte birine denk geliyormuş. Çin yönetimi, bu devasa nüfusun kalkınmayı engellediğini öne sürerek ailelerin sadece bir çocuk sahibi olmasına izin vererek, tarihin en büyük insanlık dramlarından birini başlatmış.
- Kısırlaştırmayı reddedenin acısını ailesi çeker.
- Gizli hamilelik ve doğumlarda sert önlemler alınacaktır.
- Birden fazla çocuğu olanları şikayet edin ve ödül kazanın.
Benzeri tehdit ve uygulamalar, toplumsal bir paranoya yaratmış. İnsanları birbirini ihbar etmeye zorlamış. Zorunlu kürtajlar, ağır cezalar ve korku dolu bir yaşam... Geleneksel erkek çocuk özlemiyle birleşen bu baskı, kız çocuklarını en büyük kurbanlar haline getirmiş. Kimi ölüme terk edilmiş, kimi insan tüccarlarının elinde bir mal gibi satılmış.
Peki, bu sert yaptırımlar Çin’e ne kazandırmış? Kısa vadede nüfus artış hızı yavaşlatılmış gibi görünse de, uzun vadede fatura çok daha ağır olmuş. Günümüzde 8,3 milyarı aşan dünya nüfusuna karşın, Çin artık nüfus artışıyla değil, tam tersi bir krizle mücadele ediyormuş.
Bugün nüfusu 1,41 milyar civarında olan ülke, son dört yıldır sürekli nüfus kaybı yaşıyormuş. Tek Çocuk Politikası'nın mirası olarak hızla yaşlanan bir toplum, küçülen bir iş gücü ve derin cinsiyet dengesizliği ile baş başa kalan Çin’de, 60 yaş ve üzerindeki insanlar, toplam nüfusun yaklaşık %23’ünü oluşturuyormuş. Hükümet, 2015 yılında bu yıkıcı etkileri fark ederek politikayı sona erdirse de, geride parçalanan aileler ve nesiller boyu sürecek bir travma bırakmış.
One Child Nation sadece geçmişi anlatmıyor aslında. Devlet gücünün birey üzerindeki sınırlarını sorgulatan, bir ülkenin nüfusunu şekillendirmek uğruna nelerin gözden çıkarılabildiğini gösteren çok çarpıcı bir belgesel.
Dünyanın bir yerinde yaşanmış bu gerçek, insan haklarının ve aile denen şeyin, bir politika karşısında ne kadar kolay kırılabildiğini bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.
Ne diyebilirim? İbretlik bir belgesel.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder