Dehşetli yoğun bir gündü.
Ekranımda sigorta teklifleri, revizeler, mukayeseli tablolar...
Telefon aramalarıyla yapılan hasar ihbarları, telaşlı insan sesleri, durmaksızın akan mesajlar, e-postalar... Görüşmeler... Konuşmalar...
Bir yandan yenileme teklifleri, diğer yandan fiyat pazarlıkları. Eksik evraklar, yetişmesi gereken poliçeler, cevap bekleyen müşteriler, dönüş yapılacak telefonlar...
Daha bir işi bitiremeden başka bir işin içinde buldum kendimi. Bir dosyadan çıkıp diğerine girdim. Bir ekranı kapatmadan başka bir ekran açıldı. Telefon sustuğunda e-posta düştü, e-posta bittiğinde mesaj geldi, mesajı yanıtlarken telefon yeniden çaldı.
Gün boyunca zihnim onlarca farklı konunun arasında mekik dokudu. Rakamlar, tarihler, teminatlar, primler, hasarlar, talepler...
İş çıkışı kendimi sokağa attım. Elimde liste var. Evin eksiklerini tamamlayacağım. .Her köşe başında olan o bilindik mağaza zincirlerinden birine daldım. İçeride benden başka kimsecikler yoktu.
Salına salına dolandım. Raflardan şampuan, duş jeli, diş macunu, askı, deterjan, yumuşatıcı, saç tokası, temizlik ürünleri, sıvı sabun, klozet kokusu, ıslak temizlik bezleri, tuvalet kâğıdı, kâğıt havlu, bitki çayları, kırtasiye gereçleri, daha şu anda aklıma gelmeyen epeyce bir şey toparladım. Üstelik taşımak için sepet bulamadım. Gücüm yoktu. "Sepet nerede?" diye soramadım. Usul usul gittim geldim, aldıklarımı kasaya bıraktım.
Elimdekileri kasanın önüne parça parça taşıdıktan sonra, arkalardan bir kasiyer geldi. Benim durduğum kasaya değil, üç kasa ileridekine geçti.
"Buradan alayım," dedi.
"Bu kadar şeyi sepet olmadan oraya taşımam zor olacak..." dedim.
Sağ elinin işaret parmağıyla önünde duran tezgâha üç kere vurdu. Tık... Tık... Tık...
"Buraya," dedi.
........................................
Her şeyi olduğu gibi bıraktım.
Mağazadan çıktım.
En sakin ritmimde yürümeye başladım.
Harika bir çıkış bence.
YanıtlaSilSağol Kiremithanem.
Sildaha doğru bir karşılık düşünemiyorum, bravo
YanıtlaSilotomatik hareket oldu aslında kumçocuk.
Sil