17 Ağustos 2026 Pazartesi

"Sağ Salim Geçtim Kendimi"

 
Bir adam düşünün... Sirenlerin efsunlu sesini duymak istiyor ama o sesin peşinden gidip kaybolmaktan ödü kopuyor. Hani şu, denizlerin ortasında söyledikleri büyüleyici şarkılarla yaklaşan gemileri kayalıklara çarptırıp denizcileri ölüme sürükleyen mitolojik yaratıklar... Sirenler... Üstelik söyledikleri sadece bir melodi de değil.. Belki dinleyenin geçmişinin, geleceğinin ve evrenin tüm sırlarının fısıltısı...

Adamlarının kulaklarını balmumuyla kapattırıyor, kendininkileri ise açık bırakıyor. Çünkü Sirenleri duymak istiyor. Öte yandan biliyor ki o sesi duyduğu anda etkilenecek ve gitmek isteyecek.  İradesine yenilmemek için geminin direğine kollarını sıkıca bağlatıyor.

Duymak istiyor... Ama teslim olmak istemiyor.

Kimden söz ediyorum?  Odiseus!

Aslında ne kadar tanıdık, değil mi? Hayatta bazan bizi içine çeken, kontrolden çıkacağımızı bildiğimiz o tehlikeli merakla baş başa kalırız. Hem o cazibeyi tatmak isteriz hem de yanmaktan korkarız.

Son zamanlarda kafayı iyice Homeros’un Odiseus'una takmış durumdayım. Melih Cevdet Anday’ın Kolları Bağlı Odiseus’u adlı şiir kitabı  karşıma çıkınca çok merak ettim. Peşine düşüp buldum, az önce  kargo geldi...  Okumaya başladım.

1962 Kasım, İstanbul Yeni Matbaa baskısı... Dile kolay, 64 yıllık bir kitap. Üstelik kapağı Sait Maden’e ait. Ne şanslıyım! Çok severim.

İnsan eline böyle bir kitap alınca sararmış sayfaları çevirmiyor, resmen zamanın içine sızıveriyor.

Garip şiirinin şairlerinden Melih Cevdet Anday'ın mitolojiyle ilgilenmesi hoşuma gitti. Anday diyor ki: 

"Ben Homeros'u okurken hiç de üç bin yıl öncesine gitmiyorum, sadece zenginliğini kullanıyorum.”

Ve o büyüleyici dize dökülüyor sayfalardan:

“Eskiyen söz simya gibidir / Taş bakarsın altın olur.” 

Bayıldım!

Şimdi durup Anday’ın o üç bin yıllık eski sözü alıp nasıl yeniden altına çevirdiğine bakıyorum. 

Anday’da Sirenlerin hikâyesi birden şöyle bir soruya dönüşüyor: İnsan, kendisini kendisinden koruyabilir mi?

Zaten şiir kitabının  en sonuna geldiğimde, Odiseus’un mırıldandığı o tek cümle bütün o upuzun yolculuğun yönünü anında değiştiriveriyor:

“Sağ salim geçtim kendimi.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder