altı nokta körler derneği kocaeli şubesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
altı nokta körler derneği kocaeli şubesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2012 Çarşamba

Bir Elin Nesi Var, Çok Elin Elbette Daha Gür Sesi Var!



Pınar Çatalkaya, Kocaeli Altınokta Körler Derneği Başkanı, Olcay İlter ise Gölcük Rotary Kulübü başkanı. Sevdiğim iki kadın başkan birlikte şahane bir proje gerçekleştireceklerse, yanlarında olmaz mıyım? Elbette güle oynaya olurum. Toplumda farkındalık yaratmak amacıyla, 12 Ekim Cuma akşamı saat 18:00 de Kocaeli Sanayi Odası Konferans Salonu'nda görme engelliler için hazırlanmış Sesli Betimlemeli Film Gösterisi yapılacak. Böylece Kocaeli'ndeki görme engellilere kültürel ve sanatsal faaliyetlerde fırsat eşitliği sağlama yolunda bir adım daha atılacak, engelli olmayan kişiler de bu gösterime katılacaklar ve  görme engellilier ile empati kurmaları sağlanacak. Ayrıca bu etkinlikten elde edilecek gelirle Altınokta Körler Derneği Kocaeli Şubesi'nin bilgisayar laboratuarı eksiklikleri, ihtiyaç sahibi görme engellilere konuşan saat ve beyaz baston desteği sağlanacak. Şahane bir proje bu. Akıl Oyunları'nın görme engelliler için hazırlandığı sesli betimlemeli filmini seyredeceğiz.


Şimdiii... Gelelim bu fotoğrafa... Burası Altınokta Körler Derneği Kocaeli Şubesi'nin bir odası. Pınar, Olcay, Sinan, Engin ve Mahmut hoca hepbirlikte bitmez tükenmez projelerini konuşuyorlar. Ben bir işe yaramıyorum tabii. Bol bol poz verdirip, "Heey! Herkes buraya baksın!" diye sesleniyorum,  fotoğraf çekiyorum. Olcay dışındakiler, görme engelli olmalarına hiç aldırmıyorlar, "Biz de mi bakacağız?" diye gülerek soruyorlar. Önceleri, bakmak, görmek fiilleriyle cümle kurduğumda biraz mahcubiyet duyuyordum ne yalan söyleyeyim. Hiç takılmıyorlar böyle şeylere... "İçinden geldiği gibi konuş" diyorlar. Her türlü çamları devire devire konuşuyorum. Ne benim devirdiğim çamların ne de başka bir şeyin  kendileri için engel olduğunu düşünmüyorlar. Nasıl şahane insanlar anlatamam.  Altınokta Körler Derneği Kocaeli Şubesi 14 Ekim Pazar günü,  İzmit Fuarı içerisindeki Kocaeli Sivil Toplum Merkezi'nde, 14:00 ila 16:00 saatleri arasında, “Az görenlerin ve körlerin istihdamında karşılaşılan güçlükler ve çözüm yolları” başlıklı bir seminer gerçekleştirecekler.  Ve arzuları salonu tıka basa doldurup, bu etkinliklerine katılım sağlamak. Bu haberin duyurulması  ve katılımın artması için herkesten destek bekliyorlar.

Kocaeli'nde 1000 kadar görme engelli olduğunu duyduğumda çok şaşırmıştım. Derneğe üye ise 250 kadar görme engelli var.  Çoğu ne yazık ki evlerinden çıkamıyorlar. Çünkü dışarıda dolaşabilmeleri için yanlarında mutlaka  bir refakatçi olması gerekiyor.  Mahmut Hoca, bu yaz bir grup görme engelliye beyaz baston eğitimi verdi. Bu eğitimi alan görme engelliler refakatçisiz, kendi başlarına gezmeye başladılar. Altınokta Körler Derneği Kocaeli Şubesi, baktılar ki Mahmut hoca iyi eğitim veriyor. Bir ev tutuldu kendisine İzmit'te. Mahmut hoca Ankara'dan İzmit'e transfer edildi. Doğuştan görme engelli olan Mahmut, memleketin heryerine beyaz bastonuyla kolaylıkla gidiyor. Şimdi beyaz baston eğitimi İzmit'te aralıksız devam ediyor. Ayrıca bilgisayar kursu ve kişisel gelişim kursları başladı dernekte. Bu kurslarla ilgili haberleri, ara ara vereceğim Hayal Kahvem'de. 

 


Şimdi öncelikle, bilenler bilmeyenlere söylesin, 14 Ekim Pazar günü,  İzmit Fuarı içerisindeki Kocaeli Sivil Toplum Merkezi'nde yapılacak olan seminere çok sayıda katılım sağlamak istiyorlar. Sonra da Altınokta Körler Merkezi Kocaeli Şubesi'ndeki kurslardan çok sayıda görme engelliyi  faydalandırarak, görme engellilerin hayatlarını daha kaliteli hale getirmeyi arzuluyorlar. Bize düşen bu haberleri mümkün olduğunca duyurmak ve etkinliklerinde onları yanlız bırakmamak elbette. Bir elin nesi var... Çok elin sesi var öyle değil mi? Bu sesler sivil toplum örgütlerinin, yerel yönetimlerin kulağına daha güçlü gidecek.  Farkındalık sağlanacak. Umuyorum ki  görme engellilerin yaşadığı zorluklar  tez zamanda ortadan kaldırılacak. 

30 Haziran 2012 Cumartesi

İzmit'te Beyaz Baston Eğitimi...


Son günlerde görme engelli arkadaşlarımla ilgili yazı yazmıyorum diye içim içimi yiyiyordu. Hele Pınar, İzmit'te beyaz bastonla yürüme kursu düzenlemişti. Antalya'dan Mahmut Hoca eğitim vermeye gelmişti. İki hafta sürecekti. Ben de katılmak istiyordum. Mümkün olmadı ne yazık ki... Dün son günlerine yetiştim çok şükür. Beyaz baston kullanmak kolay değil. Eğitim gerekiyor. Ancak bu eğitimi alanlar sokakta kendi başlarına dolaşabiliyorlar. İnsanın tek başına, yanında kimse olmadan dolaşması kadar mutluluk verici ne olabilir? Özgürleşmenin belki de ilk adımı... Sokaklarda ne kadar çok görme engelli olursa, gören insanlar görme engellilerin sorunlarından haberdar olacaktır. Yerel yönetimler görme engellilere, aynen bisiklet yolları gibi, özel yollar yapmanın ihtiyaç olduğunu anlayacaklardır diye düşünüyorum. Altınokta Körler Derneği Kocaeli Şubesi Başkanı Pınar Çatalkaya'yı bu girişimi için tebrik ediyorum. Biliyorum ki artık İzmit sokaklarında görme engellilere daha fazla rastlamaya başlayacağız. Şimdi çıkmalıyım. Sonra bu konuda çektiğim fotoğraflarla birlikte, yazılar yazacağım.


Pınarcım, iyi ki varsın!

10 Mayıs 2012 Perşembe

Altınokta Körler Derneği Kocaeli Şubesi Bu Gece Sesli Betimlemeli Film Gösterisi Yapacak.


Gösterinin Yeri - İzmit Dolphin Sineması
Tarihi - 10 Mayıs Perşembe  
Saati - 20:00
 Ücretsizidir.
Gören ve görme engelli herkes "sesli betimlemeli" film gösterisine davetlidir.



3 Nisan 2012 Salı

Yürekleriyle Görenlerin Dünyasında Görmeyi Öğreniyorum.


"Yok artık!" demiştim Pınar'a. "Pes, ama! Tango gösterileri yapıyordun. Şimdi yüzme yarışmasına katılıyorsun öyle mi?" Tatlı tatlı gülümsemişti. Kocaeli Altınokta Körler Derneği Başkanıdır Pınar Çatalkaya. 16 yaşında geçirdiği bir hastalık sebebiyle görmüyor. Onu çok iyi tanıyorum. Marifet gözle değil yürekle görmekteydi ya... Baştan aşağıya marifetler timsaliydir Pınar. Gönül gözüyle şahane görenlerdendir. Açıköğretim Fakültesi'nde okuyor. Bir devlet okulunun kütüphanesinde çalışıyor. Tango kursuna gidiyor. Üzerine bir de Giresun'da düzenlenen Türkiye Görme Engelliler Yüzme yarışması'na katıldı. Heyy! İkinci oldu. Gümüş madalyasını aldı, şehrimize getirdi. Ne hoş haberdi bu! Kocaeli Altınokta Körler Merkezi'nin İzmit yürüyüş yolu, Belediye İşhanı 5. katındaki dernekleri benim ikinci adresim oldu diyebilirim. Bu kadar mı kafadengi dostlar bir arada olur anlatamam sana... Çok seviyorum çookk! Her birine bayılıyorum.



Ya Engin... Ya Esra... Engin Kocaeli Konservatuarı'ndan mezun. Memleketimin şahane bağlama ustası. "Engincim, Metris'i çalsan, söylesek" dediğim anda... Hiç kırmaz... Hiçç... Benim bu bed sesimle, coşup bağıra bağıra türkü söyleme asla ses çıkarmaz. Altınokta'nın neşe, enerji sembolüdür. Halkla ilişkilerde üstüne yoktur. Altınokta'nın ayaklı kütüphanesi gibidir. Ve kime sorsan Engin'i  bilir. İzaydaş şirketinin mühim çalışanlarından biridir. İzmit kaldırımlarında beyaz bastonuyla şarkı söyleye söyleye giden birini görürsen, bil ki kesinlikle Engin'dir. Sevgili Esra... Benim sinema arkadaşım. Sesli betimle denilen sinemada seslendirme tekniği olduğunu Esra'dan öğrendim. Esra'yla sinemaya gideriz. Kafa kafaya veririz. Filmin konuşma olmayan bölümlerinde sahnede neler olup bittiğini sessizceEsra'ya anlatırım. Onunla sinema seyretmekten büyük keyif alıyorum. Kocaeli Üniversite'si Halkla İlişkiler 2. sınıfa gidiyor. Dünyada olan biteni var ya... Of! Yakınen takip ediyor. Esra dünyanın her türlü pisliğini, kötülüğünü, zalimliğini  protesto eden şahane anarşist  ruhlu biridir. Antenleri feci açıktır. Fazlasıyla uyarlı biridir.  Aramızda kalsın, tam bir feministtir. Yaşı benden çok küçüktür. Farketmez. Sinemadan sonra yaptığımız muhabbetlerde beni fena halde sallar silkeler. Esra'nın doğduğundan beri gözleri görmüyor. İnan bana şahidim... Aynı diğer Altınokta'daki dostlar gibi Esra'da, pek çok gören insandan çok daha fazla, gözüyle değil belki ama  yüreğiyle  görüyor. Sonraa... Esra Şahane gitar çalar.  "Çal gitaaarrr!" deriz. Of! Harikulade İspanyolca, İtalyanca şarkılar söyler. Beni perperişan eder.


Yooo... Berrak'tan söz etmeden geçemeyeceğim. Doğuştan görmeyen arkadaşım Berrak avukattır.  Avukatlık yanı illa ki iyidir. Fakat Berrak benim için bir edebiyat şölenidir. Bir başlarız muhabbete... Edip Cansever'den girer, Nazım Hikmet'ten çıkar... Sevgi Soysal'dan girer, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan çıkar. Ağzım açık, hayranlıkla dinlerim. Şu yukarıdaki fotoğrafını İzmit'ten İstanbul'a giderken çektim. Altınokta'nın kahvaltısından sonra, kalktı, tek başına İstanbul'a, kadınlar gününde Taksim'de yapılan mitinge gitti. Pes!


Hey, Kocaeli Altınokta Körler Derneği, üyesi görmeyen kadınlar için bir kahvaltı düzenledi. İzmit'te Dolphin'in karşısında, Oral'ın Elle Yemek adlı lokantasında yapılan kahvaltıda, önce ciddi ciddi kadın sorunları ve de  görmeyen kadınların sorunları anlatıldı. Ardından aramızdaki yönetim kurulundan iki erkekten biri olan Engin bağlamasını  bir coşturdu ki... Of....Türküler şarkılar söylenildi. Tek kelimeyle eşsiz bir gündü.




19 Şubat 2012 Pazar

Kocaeli Altınokta Körler Derneği'nden Türküler Dinlediniz.


Dündü... Kış ikindisi vakti kış güneşi gökyüzünden muzipçe gülümsüyordu.  İzmit'teydim. Altınokta Körler Derneği'nin bulunduğu İşhanı'na doğru giderken Pınar'a telefon ettim. "Kitapları derneğe getirdiysen, İzmit'teyim. Uğrayıp alayım." dedim.  "Aaa! Kitapları aldım ama hafta sonu seninle görüşeceğimizi tahmin etmediğim için, derneğe getirmedim." dedi. Pınar, sadece Altınokta Körler Derneği'nin başkanlığını yapmıyor, ayrıca hem çalışıyor hem üniversitede Sosyoloji bölümünde okuyor. Okulunun ikinci dönemi başladı. Ders kitaplarının seslendirilmesi lazım. Çevresindekiler Pınar'a kitap seslendirme konusunda yardımcı oluyorlar elbette. Konuştuk. Bu kez iki kitabını bana verecek. Gürültüsüz bir ortamda, ders kitaplarını, ses kayıt cihazına okuyacağım. Sonra bilgisayarına aktaracak. Göremediği için, her zaman yaptığı gibi, dinleyerek ders çalışacak. Ve tıkır tıkır sınıflarını geçecek. Henüz arkadaşlarıma duyuramadım. Ders kitaplarını kayıt cihazına okumak konusunda gönüllü olacaklarına inanıyorum. Bol bol şiir, öykü, roman kitaplarını da seslendirip vermek lazım. Bunu önümüzdeki günlerde daha şekillendiririz. Du bakalım... Tam telefonda bunları konuşurken, kulağıma derinden bir bağlama ve türkü sesi geldi. Yüreğim titredi. "Kim çalıyor bağlamayı?" diye sordum. "Engin çalıyor. Biz söylüyoruz. "dedi. Hiç duraksamadım... "Yooo. Dayanamam. Kıskançlıktan çatlarım. Hemen oraya geliyorum." dedim. Arabamı park ettiğim gibi  derneğe koştum.

Engin - Sibel Hanım - Pınar - Hasan Abi - Nalan - Mustafa

Vay canına sayın seyirciler! Güya Altınokta kapısından içeriye on dakika diye daldım... Neredeee? Bir buçuk saat kaldım. Metristen girdik, Çarşamba'dan çıktık... Karlı kayın ormanından girdik, Evreşe'den çıktık. Yok, bırakıp çıkamadım inan ki. Engin konservatuar mezunu ya şahane bağlama çalıyor. Hangi türküyü söylesek bodoslama anında hem çalıp hem söylemeye başlıyor. Sibel Hanım desen... Pınar'ın annesi... Harikulade sesi... Hasan abi desen şehrimin en ünlü klarnet ustası... Nalan ve Mustafa benim gibi Altınokta Körler derneğinin müdavimlerinden... Pınar'ın tango kursundan arkadaşları... Derneğin sekreteri Meltem. Şehrimin tango hocası Raci... Fotoğraflarda görünmeyen daha kimler vardı kimler... Hepsi nasıl güzel söylüyordu anlatamam. Müthiş. Üç kere gitmeye niyetlendim. Engin bir başlıyor... "Lambada titreyen alev üşüyorrr... Aşk kağıda yazılmıyorrr Mihribaaan" diye... Hooop... Gerisin geri oturuyorum. Bu bed sesimle kaptırıp kendimi nasıl türkü söylüyorum  bir bilsen. Gene tam ayağa kalkıyorum... "Hasta oldum derdune da, oku bana yasini oku bana yasini oku bana yaa.." diye başlıyorlar. Hoop.. Oturuyorum. Gene türkülere devam. Karadenizden girmece... Güney Anadolu'dan çıkmaca... Üçüncüde artık iyice ayağa kalktım. Paltomu giydim. Beremi taktım. Tam vedalaşacaktım ki... "Döndüm daldan düşen kuru yaprağa leylim leeyyy" diye başladılar...  Bırakılır gidilir mi şimdi? Sonunda Engin'e... "Bi dakka durur musun?" diye seslendim. Şaşırdı. Dedim "Ben gidene kadar bi beklesen. Yoksa gidemiyorum." deyince... Güldüler bana. Ben de güldüm tabii... Altınokta Körler Derneği'nde güldük hepimiz. Kocaeli Altınokta Körler Derneği'nden türküler dinlediniz.

Engin - Hanife  - Sibel